İşçi emeklisi Dinçer Gündüz, enflasyonun hissedilen boyutunun çok daha yüksek olduğunu belirterek, “Enflasyon bana yüzde 100, bir emekli olarak yüzde 100. Şu anda onların dedikleri değil, vatandaşın alım gücün önemlidir. Benim alım gücüm yok. 21 bin lira para alıyorum, çarşıya inmeye korkuyorum. Onların açıkladıkları kendilerine, kendi menfaatleri için açıklıyorlar, işçiye bir şey vermemesi için, çalışanın gücü olmasın diye. Bizleri bitirmişler bir insan olarak, bir toplum olarak” ifadelerini kullandı.
Kalan yaşamını köyde sürdürmek isteyen emekli öğretmen Ömer Özcan ise enflasyonun kentle köy arasında fark yaratmadığını vurgulayarak, “Enflasyon bize göre çok yüksek. Devletin açıklayacağı enflasyon bizi hiç tatmin etmiyor. Zorluk çekiyoruz. Köyde yaşasak da enflasyon şehirdekine de bana da aynı. Değişen bir şey yok” dedi.
Köyün tek bakkalını yaz aylarında açık tutan Hayrettin Azizağaoğlu ise köydeki ekonomik daralmayı, göçü ve veresiye alışverişin yaygınlaşmasını anlattı. Azizağaoğlu, ““Geçmişte köyümüzde insan sayısı çok fazlaydı. Uzun yıllardır göç veriyoruz. Bir ailede anne ya da babadan biri vefat ettiğinde ev tamamen kapanıyor. Bu nedenle köyde nüfus giderek azalıyor. Nüfus olmayınca hareket de olmuyor. Köyde nakit para yok. İnsanlar maaşını alıyor ama çarşıdan köye para getiremiyor. Bu nedenle alışverişler veresiye yapılıyor. Bakkal olarak veresiye defterlerimiz dolu. Ben dükkanı saat 12’de açıyorum, akşam 17’de çoğu zaman siftah etmeden kapatıyorum. Burası 12 köyün merkeziydi, insan kaynardı. Şimdi saatte bir araç geçmesini bekliyoruz. Ortalıkta insan yok. Vatandaşın alım gücü kalmadı. İnsanlar alışveriş yapmaya korkuyor, fiyatlara bakmaktan çekiniyor. Artık vatandaşın adım atacak gücü kalmadı” ifadelerini kullandı” ifadelerini kullandı.
Köyde yaşanan ekonomik durgunluk ve nüfus azalması, hem esnafı hem de sakinleri zor durumda bırakırken vatandaşlar artan geçim sıkıntısına dikkat çekti.