1950’li yıllarda Rize Limanı’nda el arabasıyla köfte satan Köfteci Sadık Efendi’nin oğlu Abdülbaki Fil, babadan kalma mirası daha da ileriye taşımak istedi. Herkesin hayran kaldığı babasının özel tarifi köfteyi de öğrenen Fil, bu lezzeti el arabasından restorancılığa taşıdı.

Babalarının İstanbul’dan Rize’ye dönüşü sonrası el arabasıyla başladığı köfteciliği restorana taşıyan ve babalarının tarifine ’Rize köftesi’ adını verdiklerini ifade eden Fil, "Babamın 1950’li yıllarda İstanbul Mecidiyeköy’den Rize’ye gelişi ile başlamış. Rize Limanı’nda el arabasıyla deniz ve köfte satardı. Bu da bir farklılık oluşturdu. 1980’li yıllarda biz ağabeylerimle, yani aile olarak devam ettirdik. 2018 yılına geldiğimizde ise restoran işine girdik. Babamızdan öğrendiğimiz bu köftenin bir ismi olması lazım dedik ve ’Bunun ismi Rize köftesi olsun’ dedik" ifadelerini kullandı.

"Bir başka özelliği de etinin satırla çekilmesi"

Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği'nde değişikliğe gidildi
Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği'nde değişikliğe gidildi
İçeriği Görüntüle

Rize köftesini bölgedeki diğer hatırı sayılır köftelerden ayıran özelliğinin daha kolay hazmediliyor olduğunu dile getiren Fil, "Kuzu eti, dana eti, tuz, sarımsak ve tuz ile yapılıyor. Rize köftesini bölgedeki Akçaabat köftesi gibi Türkiye’de belli bir seviyeye gelmiş köftelerden ayıran özelliği hazmının kolay oluşu. Rize köftesinin bir başka özelliği de etinin satırla çekilmesi. Burada karalahana sarması gibi satırla kıyılmış etlerle yapılan yemekler meşhurdur. Bizde ondan esinlenerek insanlara farklı bir tadı ve lezzeti kazandırmak için yola çıktık" dedi.

"İnsanlar ne yediğini bilmeli"

Babadan kalma mirası daha ileriye taşımak için çalıştıklarını ifade eden Fil, "Biz babamdan kalan mirası devam ettirmek istedik. Gerçekten insanlar ne yediğini bilmeli. İçerisinde ne olduğunu biliyoruz, kendi yemediğimizi başkasına yedirmiyoruz. Onun için de Rize köftesi diyoruz" şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA