Kurdoğlu, Artvin’in büyük bir bölümünün maden ruhsat alanı haline geldiğine dikkat çekerek, özellikle içme suyu kaynaklarının korunmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.
Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan ile birlikte İl Genel Meclisi toplantısına katılan Doç. Dr. Kurdoğlu, toplantı sonrası Meclis Başkanı Hakan Makar ve meclis üyelerine iklim değişikliği, madencilik faaliyetleri, HES’ler ve bölgede yürütülen yol projeleri hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi.
Sunumda, son 15 yılda Artvin ormanlarında yapılan kesimler, çevresel etkiler ve ÇED süreçlerinde yaşanan sorunlar ele alındı.
“Denetim mekanizmaları zayıfladı”
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinde ciddi aksaklıklar bulunduğunu ifade eden Kurdoğlu, bu süreçleri denetleyen mekanizmaların giderek zayıfladığını söyledi.
Asıl sorunun burada başladığını dile getiren Kurdoğlu, İl Genel Meclisi üyelerine önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, izin süreçlerinde çok daha titiz ve bilimsel bir denetim yapılması gerektiğini vurguladı.
İlçelere göre maden ruhsat oranları dikkat çekti
Doç. Dr. Kurdoğlu, Artvin genelinde maden ruhsat alanlarının ulaştığı boyutları rakamlarla ortaya koydu.
Ardanuç ilçesinin yüzde 51’inin maden ruhsat alanı olduğunu belirten Kurdoğlu, Arhavi’de bu oranın yüzde 80, Borçka’da yüzde 76–72, Hopa’da yüzde 86, Kemalpaşa’da yüzde 48, Merkez Artvin’de yüzde 92 olduğunu söyledi. Şavşat’ta yüzde 46, Yusufeli’nde ise yüzde 75 oranında maden ruhsatı bulunduğunu kaydeden Kurdoğlu, Murgul’da ise çok sayıda işletme nedeniyle geniş alanların fiilen işletme sahası haline geldiğini ifade etti.
“Ekonomik katkı sınırlı, çevresel tahribat büyük”
Türkiye’de yaklaşık 70 çeşit maden bulunduğunu hatırlatan Kurdoğlu, dünya maden rezervlerinin yüzde 52’sine sahip olunmasına rağmen Türkiye’nin üretim ve katma değer açısından gerilerde kaldığını söyledi. Türkiye’nin dünya maden pazarındaki payının binde 16 ile 52’nci sırada yer aldığını, oysa ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde bu oranın yüzde 4,5 ile yüzde 9 arasında değiştiğini aktardı.
Madenciliğin gayrisafi hasıla içindeki payının Türkiye’de yalnızca yüzde 1,3 olduğuna dikkat çeken Kurdoğlu, üretimin işlenmiş ürüne dönüştürülmeden ihraç edilmesinin ülkeye ciddi bir ekonomik katkı sağlamadığını belirtti.
Bakır örneğini veren Kurdoğlu, ham bakırın tonunun yaklaşık bin 500 dolara ihraç edildiğini, işlenmiş ürün olarak ise 8–9 bin dolara geri alındığını ifade ederek, ihracat artsa bile ithalat makasının giderek açıldığını ve toplumun bundan doğrudan bir fayda görmediğini dile getirdi.
“Artvin’in yerini değiştirmek mümkün değil”
Altın Madencileri Derneği Başkanı’nın “Artvin’in yerini değiştirmeyi konuşabiliriz” şeklindeki sözlerine de değinen Kurdoğlu, Kanada ve Türkiye arasındaki yüzölçümü ve nüfus farklarına dikkat çekti. Kanada’da kişi başına düşen arazi miktarının çok yüksek olduğunu, Türkiye’de ise insanların bir hektardan daha küçük alanlara sıkıştığını ifade eden Kurdoğlu, “Kolayca taşınıp rahat edeceğimiz arazilerimiz yok” dedi.
“Artvin size emanet”
Konuşmasının sonunda iklim değişikliğinin geleceğe dair ciddi tehditler barındırdığını vurgulayan Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Artvin size emanet, gidiş gerçekten çok kötü. Hiç olmazsa içme sularımızı korumamız gerekiyor. Bir kulübeye bile izin verirken, iklim krizinin gelecekte başımıza neler getirebileceğini düşünmeliyiz. Vatansever olmak, ülkemizi sevmektir. Tabiata saygı ise aklın gereğidir.”
Toplantı, meclis üyelerinin soruları ve karşılıklı değerlendirmelerin ardından sona erdi.