Çocuk yaşta gelin geldiği evde başlayan hayat mücadelesi, bugün 27 yılı aşan bir vefa ve sabır hikâyesine dönüştü.
43 yaşındaki, iki çocuk annesi ve bir torun sahibi Emine İnce, henüz 16 yaşındayken evlenerek Köprügören köyüne yerleşti. Daha evliliğinin ilk günlerinde büyük bir sınavla karşı karşıya kalan İnce’nin hayatı, kayınpederi Şerafettin İnce’nin evliliğin 20’nci gününde geçirdiği ani rahatsızlık sonucu felç kalmasıyla tamamen değişti.
Uzun süren hastane süreçlerinin ardından eve dönen kayınpederinin bakımını üstlenen ailede, en büyük sorumluluklardan biri de genç gelin Emine İnce’nin omuzlarına yüklendi. O günlerde kayınpederinin durumunun oldukça ağır olduğunu anlatan İnce, “Eli ayağı tutmuyordu, sadece konuşabiliyordu. Parmağını bile oynatamıyordu. Yastıklarla destekleyerek yemek yediriyorduk, oturamıyordu bile” sözleriyle ilk yılların zorluğunu dile getirdi.
Evlendikten kısa süre sonra, 17 yaşında anne olan İnce, bir yandan çocuklarını büyütürken diğer yandan kayınpederinin bakımını aksatmadan sürdürdü. Yıllar içinde iki çocuğunu büyüten İnce, bugün bir torun sahibi olmasına rağmen aynı sorumluluğu ilk günkü gibi yerine getirmeye devam ediyor.
Aile içinde dayanışmanın hiç eksik olmadığını belirten İnce, süreç boyunca eşi, kayınvalidesi ve ilerleyen yıllarda çocuklarının da desteğiyle bu yükü birlikte taşıdıklarını ifade etti. “Ben bağa gittiğimde çocuklarım ilgilendi. Hep birlikte baktık. Kimseye muhtaç etmeden her türlü ihtiyacını giderdik” diyen İnce, aile bağlarının kendileri için en büyük güç kaynağı olduğunu vurguladı.

Kaçak Göçmenler Otomobil Bagajında Yakalandı
Kaçak Göçmenler Otomobil Bagajında Yakalandı
İçeriği Görüntüle

Bir Ömürlük Vefa (1)
Yıllar içerisinde uygulanan tedaviler ve kayınpederinin kendi çabasıyla kısmi bir iyileşme sağlandığını söyleyen İnce, bugün gelinen noktada yine de dikkatli bir bakım sürecinin sürdüğünü anlattı. Kayınpederinin artık bazı ihtiyaçlarını emekleyerek karşılayabildiğini belirten İnce, günlük yaşamını tamamen ona göre planladığını dile getirdi.
“Bahçeye, hayvanlara ya da arılara gitmeden önce mutlaka yemeğini, suyunu hazır ederim. Evde de mutlaka biri olur. Hepten yalnız bırakamıyoruz” diyen İnce, köy yaşamının zorluklarına rağmen bu sorumluluğu aksatmadan yerine getirdiklerini söyledi.
Zamanla kayınpederiyle arasında güçlü bir bağ oluştuğunu ifade eden İnce, bu ilişkinin artık bir gelin-kayınpeder ilişkisinin ötesine geçtiğini belirtti. Küçük yaşta babasını kaybettiğini söyleyen İnce, “Kayın babamı babam yerine koydum. O zor günlerde ona daha çok bağlandım. Bir baba gibi sahiplendim” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Evliliği boyunca kayınpederi ve kayınvalidesiyle birlikte yaşadığını belirten İnce, eşinin ailesine duyduğu minneti de şu sözlerle anlattı: “Çocuk yaşta gelin geldim. Hemen çocuğum oldu. Çocuklarımla birlikte beni de kayınvalidem ve kayınpederim büyüttü. Beni de eğittiler. Bugünlere geldiysem onların sayesinde.”
Köyde “vefalı gelin” olarak anılan Emine İnce, yaptığı fedakârlığı bir yük olarak görmediğini, aksine bunun aile olmanın bir gereği olduğunu ifade ediyor. Ailesiyle mutlu olduğunu, eşini ve ailesini çok sevdiğini dile getiren İnce, zor günleri birlikte aşarak bugünlere geldiklerini söyledi.
Emine İnce’nin en büyük dileği ise oldukça anlamlı: “Allah ömür verdikçe kayınpederimle yaşamayı ve ona bakmayı istiyorum.”
Köprügören köyünde dilden dile anlatılan bu hikâye, yalnızca bir bakım sürecini değil; sabrı, sevgiyi ve aile dayanışmasını da gözler önüne seriyor. Yıllardır aynı çatı altında süren bu örnek yaşam, köy halkı tarafından takdirle karşılanırken, Emine İnce’nin güçlü mücadelesi, fedakârlığın en sade ve en gerçek halini yansıtıyor.

Muhabir: Temel okur