BİZİ, BİZE VE ÖFKEMİZE BIRAKMA ALLAH’IM

Abone Ol

Sesimizi, sadece uzaklara ulaşabilmek için mi yükseltiriz? Bazen karşımızdakine birkaç mesafede iken dahi sesimizin desibel rekorlarını zorlarız, değil mi? Bağırmak bazen de, fiziksel mesafeler yerine duygusal uzaklıkları gösterir. Öfke de, sevgi, üzüntü, vefa, nefret gibi insana özgüdür ve kararında, yerinde ve zamanında olduğu zaman makul sayılabilecek insani özellikler arasındadır. Peki, öfke anında nasıl davranılması daha uygundur? Kişilerin öfke ile mücadele yöntemleri değişebilir ama önerilebilecek bazı ortak ve benzer hususlar vardır elbette. Mesela öfke anında ilk anda karşılık vermemek ve derin nefesler yardımıyla sakinleşmeyi denemek bu önerilerden bazılarıdır. Sabır, ilk öfke anında gösterilir. Er meydanları ne Koca Yusuflar, ne Kurtdereli Mehmet Pehlivanlar gördü. Fakat esas pehlivanlar kimlerdir? Birçok kişi benle aynı fikri paylaşacaktır ki, gönüllerin er meydanını süsleyen gerçek pehlivanlar, öfke anında kendilerini kontrol edebilenlerdir. Öfke anında yapılacak en etkili ve güzel şeylerden ikisi de oturuyorsak ayağa kalkmak, ayaktaysak oturmak ve abdest almaktır. Hadis-i şerifle bizlere öğütlenen bu davranışlar, Hz Ömer’in sözüyle de örneklendiriliyor: “Bir kişi ateşse, diğeri su olsun.” Biri sinirlendiğinde, öteki susmayı tercih ederse daha kötü sonuçların önüne geçilebilir. Yine yapıcı ve yumuşak dil de etkili olacaktır. Tartışanlar arasında uzlaşma olmazsa buzlaşma olur. Gönüllerdeki buzlanma, sevgi trafiğini sekteye uğratacaktır. Öfke şiddete zemin hazırlar, şiddet de acizlik belirtisidir. Maalesef, ülkemizde kadınlar, çocuklar ve hayvanlar şiddetten en fazla mağdur olan kesimlerdir. Öfke ve onun kaçınılmaz sonuçlarından biri olan şiddetten en ağır darbeleri aileler alıyor. Eşler ve aileler arasındaki geçimsizlik bir yana dursun, iyi bir aile ortamında yetişmesi ve gelişmesi gereken UMUDUMUNçocuklar, aile problemlerinden ve boşanmalardan en çok zarar gören taraf olmaktadır. Karı ve kocadaki maddi doyumsuzluk ve isteklerin çokluğu, eş ve çocukların ihmali ailelerde görülen yaygın sorunlardandır. Toplumdaki ilk öğretmenler olan anneler, eşler üzerine birer emanettir. Evliliklerinin başlangıcından bir süre geçtikten sonra, İki Cihan Güneşi’ne: “Beni nasıl seviyorsunuz, ya Rasulallah?” diye soran Hazreti Ayşe’nin aldığı cevap, birer aile bireyleri olan bizler için örnek ve hedef niteliğindedir: “İlk günkü gibi, kördüğüm gibi...” Ailelerimizin, cennetimiz mi, cehennemimiz mi olacağı bizim elimizde. Not: Maksat 114 ekibinin hazırladığı videoyu izlerken aldığım notlardan esinlenerek bu yazıyı kaleme aldım. Güzel çalışmalarından ötürü kendilerine şükran ve selamlarımı iletiyorum