Borçkalı kadınlar atık kıyafetlerde elde ettikleri ip ve kumaşları yeniden değerlendirerek dokuma tezgahında kilim, yolluk, paspas ve örtülere dönüştürüyor.

Kilim dokuma kursu-2

Borçka Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan kilim atölyesi kursunda eski kazakların sökülmesiyle elde edilen ipleri ve kullanılmayan kıyafetlerden kesilen kumaş parçalarını kullanarak kilim tezgahlarında usta öğretici gözetiminde kilim dokuyan kadınlar hem atık ürünleri ekonomiye kazandırıyor hem de meslek öğreniyor.

Ev hanımlarından oluşan kursiyerler, kilim kursunda boş zamanlarını değerlendirip sosyalleşirken, bir taraftan da kursta geleneksek ve yöresel motiflerle süsleyerek yaptıkları kilim, yolluk, koltuk örtüsü gibi ürünleri hem evlerinde kullanarak hem de satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.

Kilim dokuma kursu-3

Atölyede, usta öğretici Şükran Uzuner tarafından verilen kursa katılan 12 kadın, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan kültürü gelecek kuşaklara aktarabilmek için tezgah başında alın teri, el emeği göz nuruyla ilmek ilmek kilim dokuyor.

Patent almak için başvuru yapıldı

Halk Eğitim Müdür Yardımcısı Sevim Kurtuluş, kilim dokuma kursunun 9 yıldır sürdüğünü ifade eden ederek, atık ürünlerden dokunan kilimlerin patentini almak için ilgili kurumlara başvuruda bulunduklarını söyledi.

Sıfır atıktan kilim dokuma kursunun Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü nezdinde de takdir edildiğini kaydeden Kurtuluş, "Genel müdürlükten öğrendiğimize göre sıfır atık kilim üreten tek halk eğitim merkezi biziz. Bu projenin tanıtımı için 3 yıldır yoğun bir çalışma içindeyiz. Patentini almak için girişimlerde bulunduk. Süreç devam ediyor. Amacımız evlerde atık perde, çarşaf, kıyafetleri çöpe atmak, cam bezi, toz bezi yapmak yerine geri dönüşümle eşya haline getirerek kullanıma sunmak" dedi.

Kilim dokuma kursu-4

Usta öğretici Şükran Uzuner de eskiden anneannelerimizden, babaannelerimizden gördüğümüz kültürü yaşatmak amacıyla böyle bir işe başladıklarını kaydetti.

Çok güzel ürünler ortaya çıktığını kaydeden Uzuner, "Atıklarımızı değerlendiriyoruz. Böylelikle sıfır atık oluyor. Penye, perde, nevresim, çarşaf, pijama evlerimizde eskiye yırtılan kullanmadığımız ne varsa kesip ip haline getirerek yeniden değerlendiriyoruz.” dedi.

Bu yıl 12 kursiyerinin olduğunu ifade eden Uzuner, "Kursiyerlerimin ilgisinden azminden memnunum. Her kursiyerimiz kendi isteğine bağlı, kilim paspas, yolluk, koltuk örtüsü gibi ürünler dokuyor. Atıklardan sıfır kilimler üretiyoruz ve yeniden kullanıma sunuyoruz. Anadolu motiflerini kilimlerimize dokuyoruz. Hem kültürümüzü yaşatıyoruz, hem de atık ürünleri değerlendiril" diye konuştu.

Hüner Erdoğan kilim dokumaya ilgisinin çocukluğundan geldiğini ifade etti.

Kilim dokuma kursu-1

Çocukluk yıllarında babaannesiyle kilimler ördüğünü belirten Erdoğan, “Babaannem o dönemde iplik bulmakta, kumaş bulmakta çok zorlanırdı. Şimdi evlerimizde bir sürü kumaş kıyafet iplik var. Bunları çöpe atan arkadaşlarımız var. Ben israf olmasından dolayı rahatsız oluyordum. Böyle bir kursu görünce, gelmek istedim. Büyük bir zevkle de örüyorum. Hiç kumaşı çöpe atmıyorum. Kullanmadığım perdeler vardı onlarla kilim ördüm. Penyelerimiz şallarımız vardı onlarla iplik yaptık. Evimizin odamızın şekline göre 3 metre kare 4 metrekare 6 metrekare kilim yapabiliyoruz. Yaptıklarımız arkadaşlarıma hediye ediyorum kendim kullanıyorum bazen de sipariş alıp satıyorum” ifadelerine yer verdi.

Akpınar Köyünde Maddi Hasarlı Yangın Akpınar Köyünde Maddi Hasarlı Yangın

Havva Şentürk de kursa katıldığı için çok memnun olduğunu ifade ederek “Kadınlara şunu söylemek işitiyorum. Evde boş oturmasınlar. Gelsinler burada evdeki atıkları değerlendirsinler. Burada sosyalleşiyoruz. Arkadaş ortamımız oluyor. Kilimleri zevkle örüyorum. Yaptığım kilimleri kendi evimde serdim kullanıyorum. Çokta güzel oldu. Hazır ipten değil atık ürünlerden kilim dokumayı daha çok seviyorum” diye konuştu.

Emine Öztürk arkadaş tavsiyesi ile gediği kilim dokuma kursunda çok keyifli vakit geçirdiğini ifade ederek, “Bir ürün çıkarttığım zaman, kilimi tezgahtan indirdiğim zaman ayrı bir keyif alıyorum” dedi.

Editör: HİKMET BAŞAR