ARTVİN

'Bu Madencilik Değil, Bir Talan Düzeni'

Artvin'de madencilik faaliyetlerinin giderek yaygınlaştığını belirten geçmiş dönem SOL Parti Artvin İl Başkanı ve SOL Parti Ekoloji Grubu Üyesi Zeytinci, Cerattepe mücadelesinin ardından kent üzerindeki madencilik baskısının arttığını söyledi

Abone Ol

Kentin büyük bölümünün maden ruhsatları kapsamında bulunduğunu ifade eden Zeytinci, ekonomik kriz, çevre politikaları ve madencilik faaliyetleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu savundu.

"Yoksulluk Derinleşirken Madencilik Propagandası Güçleniyor"

Ekonomik yoksullaşmanın toplumun çevre sorunlarına bakışını değiştirdiğini dile getiren Zeytinci, "İnsanlar yoksullaştıkça var olanla yetinmeye, yöneticilere inanmaya çalışıyor. Toplumun içinden çıkan, bu süreçleri bilen insanların gerçekleri sürekli anlatması gerekiyor. Ancak son yıllarda kamu adına konuşan sesler giderek azaldı. Buna karşılık şirketlerin çıkarlarını savunan açıklamalar daha görünür hale geldi. Böylece madenciliğin ülke için zorunlu olduğu yönünde yoğun bir algı oluşturuluyor" dedi.

"Zayıf Çevre Mevzuatı, Türkiye'yi Maden Şirketlerinin Rotasına Sokuyor"

Dünyadaki madencilik faaliyetlerini değerlendiren Zeytinci, Türkiye'nin küresel bakır üretimindeki payının oldukça düşük olmasına rağmen uluslararası madencilik şirketleri açısından cazip bir ülke haline geldiğini öne sürdü.

Şili'nin yılda yaklaşık 5,5 milyon ton bakır ürettiğini, Türkiye'nin ise yaklaşık 175 bin tonluk üretime sahip olduğunu hatırlatan Zeytinci, "Şili ile kıyaslandığında Türkiye'deki üretim oldukça küçük. Buna rağmen madencilik yatırımları burada yoğunlaşıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri Avrupa'daki sanayi merkezlerine yakın olmamız. Diğer neden ise çevreyi gerçekten koruyan güçlü bir yasal sistemimizin bulunmaması. Maden faaliyetlerinin doğaya vereceği zararları önleyecek ya da bölgede yaşayan insanların haklarını güvence altına alacak etkili mekanizmalar yok" ifadelerini kullandı.

Mevcut uygulamaların madencilikten çok doğal kaynakların yağmalanmasına dönüştüğünü savunan Zeytinci, "Şirketler cevheri alıp gidiyor, geriye ise çevresel tahribat kalıyor. Bu nedenle yaşanan süreci madencilik değil, bir talan olarak görüyorum" diye konuştu.

"Artvin'in yaklaşık yüzde 71'i ruhsatlı"

Artvin'deki ruhsatlandırma çalışmalarına dikkat çeken Zeytinci, kentin yaklaşık yüzde 71'inin maden ruhsatları kapsamında bulunduğunu belirtti. Dağlık yapısı nedeniyle gerçek arazi yüzeyinin resmi yüzölçümünden daha büyük olduğunu vurgulayan Zeytinci, ruhsatlandırılan alanların fiilen çok daha geniş bir coğrafyayı etkilediğini söyledi.

"İnsanlar bunu ilk duyduklarında anlamakta zorlanıyor" diyen Zeytinci, "Artvin'in yüzölçümü haritalarda izdüşüm olarak hesaplanıyor. Ancak dağlar ve eğimler dikkate alındığında gerçek yüzey alanı yaklaşık 1,5 katına çıkıyor. Verilen ruhsatlar bu gerçek yüzey alanını da aşıyor. Madenciler Artvin'i adeta düzleştirmek istiyor. Dağlar, ormanlar ve tarım alanları ortadan kaldırılarak kentin doğal yapısı yok edilmek isteniyor" dedi.

Kentte çok sayıda ruhsatlı saha bulunduğunu ancak bunlardan yalnızca sekizinin aktif olarak işletildiğini belirten Zeytinci, diğer sahaların ise yatırımcıların faaliyete geçmesini beklediğini ifade etti.

"Bütün yasal izinler hazır. Şirketlerin önündeki en büyük engel burada yaşayan insanların direnişi. Halk güçlü şekilde karşı çıktığında kolay kolay bölgeye giremiyorlar. Bu nedenle çeşitli ekonomik vaatlerle toplumsal desteği artırmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

“Cerattepe bir dönüm noktasıydı ve kaybettik”

Cerattepe mücadelesinin Artvin açısından kritik bir eşik olduğunu belirten Zeytinci, yıllardır dile getirdikleri uyarıların bugün gerçekleştiğini savundu.

"1990'lı yıllarda çevre inisiyatifini kurarken de aynı şeyi söylüyorduk. Cerattepe düşerse Artvin'deki diğer maden sahalarının da önü açılacaktı. Cerattepe mücadelesinin arkasındaki temel neden buydu. Artvin'in direncini kırmak istediler. Ne yazık ki bunu başardılar. Elimizde bilimsel raporlar vardı. 'Ya Artvin ya maden' diyorduk. Çünkü bu coğrafyada büyük ölçekli madencilik ile yaşamın birlikte sürdürülmesi mümkün değil" diye konuştu.

Altın İçin Dağlar Feda Edilecek mi?"

Bakır madenciliğinin ardından altın üretimine geçilmesi halinde çevresel risklerin daha da büyüyeceğini savunan Zeytinci, Artvin'deki altın yataklarının işletilmesinde uygulanacak yöntemin geniş çaplı kazılar ve kimyasal işlemler gerektirdiğini söyledi.

"Altın tünellerle çıkarılabilecek bir maden değildir. Kayacın tamamının öğütülmesi ve kimyasal yöntemlerle işlenmesi gerekir. Bu süreç büyük çevresel riskler taşır. Dağların önemli bölümü ortadan kaldırılırken geriye kimyasal işlem görmüş atıklar kalacaktır" ifadelerini kullandı.

Zeytinci, madencilik faaliyetlerine karşı mücadelenin yalnızca Artvin'in değil, benzer sorunları yaşayan tüm bölgelerin ortak meselesi olduğunu belirterek, çevre hareketleri arasında daha güçlü dayanışma kurulması gerektiğini sözlerine ekledi.