Dursun, açıklamasında çocukların çalışma hayatı yerine eğitim, oyun ve sosyal gelişim alanlarında yer alması gerektiğini vurgulayarak, “Çocuklarımızın yeri çalışma hayatı değil; okul sıraları, oyun alanları, sanat ve spor alanları ile güven içinde büyüyebilecekleri sosyal ortamlardır” ifadelerini kullandı.
Çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını belirten Dursun, bunun aynı zamanda eğitim, sosyal adalet ve çocuk hakları meselesi olduğunu dile getirdi. Çocukların erken yaşta çalışma hayatına itilmesinin fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini olumsuz etkilediğini ve geleceğe yönelik fırsatlarını sınırlandırdığını söyledi.
Dursun, “Bir toplumun gerçek gücü, çocuklarına sunduğu imkanlarla ölçülür. Bu nedenle çocuklarımızın eğitimden kopmadığı, güvenli ve destekleyici ortamlarda büyüdüğü, hayallerini özgürce kurabildiği bir gelecek inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Çocuk işçiliğiyle mücadele; çocuklarımızın bugününü korumanın yanı sıra ülkemizin yarınlarına sahip çıkma mücadelesidir. Her çocuğun nitelikli eğitime erişebildiği, sosyal hayata eşit şekilde katılabildiği ve potansiyelini gerçekleştirebildiği bir Türkiye için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki çocukların ellerine verilmesi gereken şey çalışma araçları değil; kitaplar, oyuncaklar, umutlar ve hayallerdir” dedi.