Genel-İş Sendikası Artvin Şubesi öncülüğünde düzenlenen açıklama, Artvin Belediyesi binası önünde gerçekleştirildi. Kadınlar, eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam taleplerini dile getirirken, kadın emeğinin değersizleştirilmesine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekti.
Basın açıklamasını DİSK Rize-Artvin Şubesi Başkan Yardımcısı ve Kadın Komisyonu Sorumlusu Yeşim Sancal yaptı.
Sancal, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığını, kadınların emeği, eşitliği ve özgürlüğü için verdikleri tarihsel mücadelenin simgesi olduğunu ifade etti.
Sancal açıklamasında, dünyanın birçok yerinde savaş ve çatışmaların en ağır yükünü kadınların taşıdığına dikkat çekerek, “Savaşlar yaşamları yıkıyor, yoksulluğu derinleştiriyor ve kadınların hayatlarını daha da güvencesiz hale getiriyor. Bu nedenle barış talebi kadınların en temel taleplerinden biridir. Başta İran’da ve Filistin’de savaşın ve işgalin gölgesinde yaşam mücadelesi veren kız kardeşlerimize ve dünyanın dört bir yanında özgürlükleri için direnen tüm kadınlara dayanışma duygularımızı gönderiyoruz” dedi.

Kadınların Türkiye’de hayatın birçok alanında eşitsizlik ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını vurgulayan Sancal, siyasal iktidarın yıllardır sürdürdüğü piyasacı, otoriter ve cinsiyetçi politikaların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğini ifade etti. Bu politikaların kadın emeğini değersizleştirdiğini ve kadınları ev içine hapsetmeye çalıştığını dile getirdi.
Kadınların istihdamdaki yerine de değinen Sancal, son verilere göre Türkiye’de her 10 kadından yalnızca 3’ünün istihdamda yer aldığını söyledi. Kadın istihdam oranının yaklaşık yüzde 32 civarında seyrederken erkeklerde bu oranın yüzde 66’nın üzerinde olduğuna dikkat çeken Sancal, bu durumun işgücü piyasasında cinsiyet temelli eşitsizliğin kalıcı hale getirildiğini gösterdiğini ifade etti.
Açıklamada, kadınların erkeklere kıyasla daha düşük ücretlerle, daha güvencesiz ve daha esnek çalışma koşullarında istihdam edildiği de vurgulandı. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 30’unun kayıt dışı çalıştırıldığı belirtilirken, özellikle kısmi zamanlı işlerde güvencesizlik oranının yüzde 60’lara kadar çıktığına dikkat çekildi. Bu durumun kadın emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiğinin açık bir göstergesi olduğu ifade edildi.
Kadınların en temel taleplerinden birinin “eşdeğer işe eşit ücret” olduğunu belirten Sancal, aynı nitelik ve sorumluluk düzeyindeki işleri yapan kadınların erkeklere göre daha düşük ücret almasının kabul edilemez bir ayrımcılık olduğunu söyledi. Ücret eşitsizliğinin denetimsiz ve cinsiyetçi bir çalışma rejiminin sonucu olduğunu dile getiren Sancal, eşit ücret ilkesinin hem yasal hem de fiili olarak güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Kadınların yalnızca iş yaşamında değil, toplumsal yaşamın birçok alanında ayrımcılığa maruz kaldığını ifade eden Sancal, ev içi ve bakım emeğinin kadınların “doğal görevi” gibi gösterildiğini söyledi. Kreş hakkının yaygınlaştırılmaması, yaşlı ve engelli bakımının kamusal olarak desteklenmemesinin kadınları ya düşük ücretli işlere yönlendirdiğini ya da tamamen işgücü dışına ittiğini belirtti.
Türkiye’de yaklaşık 21,5 milyon kadının işgücüne dahil olmadığını hatırlatan Sancal, milyonlarca kadının ev içi bakım yükümlülükleri nedeniyle çalışma yaşamının dışında kaldığını söyledi. Bakım emeğinin toplumsal yeniden üretimin temel dayanağı olduğunu vurgulayan Sancal, bu emeğin kamusal bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Ücretsiz ve nitelikli kreşlerin yaygınlaştırılması, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin kamusal olarak örgütlenmesi ve ev içi ücretsiz emeğin sosyal güvence kapsamına alınmasının toplumsal cinsiyet eşitliği açısından zorunlu olduğunu dile getirdi.
Açıklamada kadınların sendikal örgütlenme oranlarına da değinildi. Türkiye’de her 10 kadın işçiden yalnızca birinin sendika üyesi olduğunu belirten Sancal, kayıt dışı istihdamın da hesaba katılmasıyla gerçek sendikalaşma oranının yüzde 7’ye kadar düştüğünü söyledi. Kadınların örgütlenmesinin yalnızca bir hak değil, eşitlik mücadelesinin temel aracı olduğunu vurguladı.

DİSK’li kadınlar olarak taleplerini meydanlardan dile getirmeye devam edeceklerini belirten Sancal, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa’nın etkin şekilde uygulanmasını istediklerini söyledi. Ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanması ve uygulanması gerektiğini ifade etti.
Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda ve kadın cinayetlerinde cinsiyetçi “iyi hal” ve “tahrik indirimi” gibi uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Sancal, kadın istihdamını artırmak adına esnek çalışma modelleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanaklarının oluşturulması gerektiğini söyledi.
Kadınların işgücüne katılımının önündeki en büyük engellerden biri olan bakım sorumluluklarının kamusal hizmetlerle desteklenmesi gerektiğini belirten Sancal, kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreşler, gündüz bakım evleri, hasta ve yaşlı bakım merkezlerinin açılması gerektiğini ifade etti. Bu hizmetlerin herkesin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanması gerektiğini dile getirdi.
Açıklamada ayrıca çalışan ebeveynlere kamu-özel ayrımı yapılmaksızın dönüşümlü ve eşit şekilde ücretli izin verilmesi talep edildi.
DİSK’li kadınlar, toplu iş sözleşmelerinde de toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirecek düzenlemeler yaptıklarını belirtti. İşyerlerinde kadınlara yönelik şiddet ve taciz vakalarına karşı mücadele prosedürleri oluşturulduğu, psikolojik destek mekanizmalarının devreye sokulduğu ve eşine şiddet uygulayan erkek işçilere yönelik yaptırımların uygulandığı ifade edildi. Ayrıca işe alım süreçlerinde kadın kotası uygulanarak işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi için adımlar atıldığı vurgulandı.
Basın açıklamasının sonunda kadınlar, “Haklarımızı geri alacağız. Eşdeğer işe eşit ücret için, güvenceli çalışma için, kamusal kreşler için, şiddetsiz işyerleri ve şiddetsiz bir yaşam için örgütleneceğiz” mesajını verdi.
Açıklama, “Tut elimden örgütlen”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Yaşasın 8 Mart” ve “Yaşasın DİSK” sloganlarıyla sona erdi.




