9 yaşındaki otizmli kızı Eylül’ün annesi olduğunu belirten Özdemir, günlük yaşamda karşılaştıkları önyargılı tutumların kendilerini derinden etkilediğini söyledi. Özdemir, “Farkındalık istiyoruz. Dışarı çıktığımızda yadırgayan bakışlara maruz kalmak, dışlanmak istemiyoruz. Çocuklarımızın diğer çocuklarla kaynaşmasını istiyoruz” dedi.
Toplumda otizmli çocuklara karşı mesafeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Özdemir, bazı ailelerin çocuklarını bilinçsiz şekilde uzak tuttuğunu belirterek, “Sanki çocuklarımız hastaymış gibi davranılıyor. Dokunulmaması gereken bireylermiş gibi görülüyor. Bu durum bizi hem üzüyor hem de yalnız hissettiriyor” ifadelerini kullandı.
Otizmli bir çocuğun gelişim sürecinin sabır ve emek gerektirdiğini vurgulayan Özdemir, küçük ilerlemelerin bile aileler için büyük anlam taşıdığını söyledi. Kızının kendisine “anne” demesi için 5 yıl beklediğini belirten Özdemir, “Bu kelimeyi duymak bizim için yılların emeğiydi. Mutluluğu ise ömür boyu sürecek” dedi.
Toplumdan beklentilerini de dile getiren Özdemir, kamusal alanlarda daha kapsayıcı bir yaklaşım çağrısında bulundu. “Çocuklarımızı götürebileceğimiz mekanlar istiyoruz. Ya bir dolmuşa bindiğimizde ya da bir kafeye gittiğimizde biz de rahatça oturmak istiyoruz. Kendimiz orada rahat etmek istiyoruz” diye konuştu.
Otizm görülme sıklığının arttığına dikkat çeken Özdemir, günümüzde her 31 çocuktan birinin otizmli doğduğunu belirterek, “Bugün benim başıma gelmiş olabilir ama yarın herkesin başına gelebilir. Bu yüzden biraz daha empati, biraz daha destek istiyoruz” dedi.
Özdemir, sözlerini “Bizim de elimizden tutulmasını istiyoruz” diyerek tamamladı.