TBMM’de yaşanan tartışmaların emeklilerin temel yaşam haklarını güvence altına almak yerine mevcut ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirdiğini belirten Şahin, “AKP iktidarı, siyasal ittifak ortağı MHP ile birlikte, emekli aylıklarına ilişkin düzenlemelerin TBMM’de görüşüldüğü son süreçte sergilediği tutumla; emeklileri yoksulluğa mahkûm eden yaklaşımını bir kez daha açık biçimde ortaya koymuştur. Meclis’te yaşanan tartışmalar ve iktidar blokunun tavrı, emeklilerin temel yaşam haklarını güvence altına almak yerine, mevcut ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri derinleştiren bir çizgide ısrar edildiğini göstermektedir” dedi.
Şahin, bu süreçte emeklilerin ve sendikalarının yürüttüğü meşru ve demokratik mücadelenin yalnızca sokakta değil, siyasal alanda da karşılık bulduğunu ifade etti. Şahin, “Ana muhalefet partisinin TBMM’de gerçekleştirdiği oturma eylemi, emeklilerin haklı taleplerine yönelik dikkat çekici bir destek niteliği taşımış; diğer muhalefet partileri de emeklilerin insanca yaşam mücadelesinin yanında yer almıştır. Ayrıca paydaşımız olan emekli örgütlerinin ve emek-meslek örgütlerinin dayanışması, bu mücadelenin toplumsal meşruiyetini ve haklılığını daha da güçlendirmiştir. Buna karşın iktidar, neoliberal ve sermaye merkezli ekonomi politikalarından vazgeçmemiş; emeklileri sefalet koşullarına iten uygulamaları sürdürmekte herhangi bir tereddüt göstermemiştir. Dahası, iktidar sözcülerinin “şartlar müsait olunca düzelteceğiz” türünden açıklamaları, emeklilerin içinde bulunduğu ağır yoksulluk koşullarını görmezden gelen, toplumsal gerçeklikle bağdaşmayan ve sorumluluktan kaçan bir siyasal tutumun ifadesidir. Oysa emeklilerin “müsait zaman” denilerek ötelenmeye, oyalanmaya ve belirsiz vaatlerle bekletilmeye ne tahammülü ne de zamanı vardır. Çünkü emeklilik, bir lütuf değil; bir ömür boyunca verilen emeğin karşılığıdır. Bu nedenle emeklilerin insanca yaşam talebi, ertelenebilir bir “sosyal destek” başlığı değil; doğrudan bir hak ve adalet meselesidir. Bağımsız araştırmaların ve iktisadi analizlerin de açık biçimde ortaya koyduğu üzere, sorun bir “kaynak yokluğu” değil; kamusal kaynakların hangi sınıflar ve toplumsal kesimler lehine dağıtıldığına ilişkin bir tercih sorunudur. Nitekim Gayri Safi Milli Hasıla’dan emeklilere yalnızca %1,3 oranında ek bir pay ayrılması halinde, emekli aylıklarında yaklaşık %50 düzeyinde bir artış sağlanabileceği bilinmektedir” dedi.
2025 yılı itibarıyla emeklilerin gelirlerinde ciddi kayıplar yaşandığını belirten Şahin, “Emeklilerin gelirlerinden çeşitli mekanizmalarla yapılan kesintiler ve reel kayıplar, toplumsal refahın adil paylaşılmadığını ortaya koymaktadır. Öte yandan sermaye kesimlerine sağlanan vergi indirimleri ve muafiyetler söz konusu olduğunda “kaynak sorunu” gündeme getirilmemekte; kamusal kaynakların sermaye lehine aktarımı olağanlaştırılmaktadır. Bu durum, emeklilerin yoksullaştırılmasının bir zorunluluk değil, bilinçli bir siyasal-ekonomik tercih olduğunu kanıtlamaktadır. AKP’nin emekli karşıtı politikalarına eşlik eden MHP de bu tablonun doğrudan sorumlularından biridir. Emeklileri yoksulluğa mahkûm eden bu düzenin sürdürülmesinde, iktidar blokunun ortaklığı belirleyici rol oynamaktadır. Buradan bir kez daha açıkça ilan ediyoruz: Mücadelemiz, TBMM’de emeklileri sefalete iten düzenlemelerin geçirilmesiyle sona ermeyecektir. Aksine, bu adaletsizliğe karşı daha güçlü, daha yaygın ve daha kararlı bir hak mücadelesi büyütülecektir. Emeklilerin insanca yaşam hakkı sağlanıncaya kadar bu mücadele sürecektir. Bu iş burada bitmez. Biz bitti demeden, hiç bitmez!” dedi.