SİYASET

“Enflasyon Rakamları Kafa Karıştırır”

Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan “Enflasyon Rakamları Kafa Karıştırır” başlıklı bir açıklama yayınladı

Abone Ol

Her ay yapılan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları araştırmayı yapan kurumdan kuruma farklılık gösterdiğini belirten Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan “TÜİK'e göre Temmuz ayı enflasyon rakamı yüzde 9.49, yıllık ise yüzde 47.83. Bağımsız enflasyon araştırma grubuna (ENAG) göre ise Temmuz ayı enflasyonu yüzde 13.18, yıllık ise yüzde 122.88. İki araştırmanın sonucu arasında yüzde 100 ile yüzde 200 oranında fark var. Böyle olunca da yapılan çalışmalar ne kadar ciddi ve kapsayıcı olsa da insanların güveni zayıflıyor” ifadelerini kullandı.
Soydan yayınladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;
“Bir takım ekonomik araştırmalar yapanların farklılığına göre farkli sonuçlar ortaya koyuyor. Hâlbuki söz konu araştırmalar uzayda değil bu ülkede yapılıyor. Söz gelimi her ay yapılan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları araştırmayı yapan kurumdan kuruma farklılik gösteriyor. 
Bunun yanında her ay açıklanan aylık ve yıllık enflasyon rakamları arasında da ciddi farklar ortaya çıkıyor. Bu ise yapılan araştırma ve açıklamaların inanılırlığına gölge düşürüyor. Hâlbuki ilan edilen rakamlar devletin aldığı kararlarda belirleyici olmasa bile etkili oluyorlar. Özellikle de TÜİK'in açıkladığı rakamlar devletin kararlarını önemli ölçüde belirlediği için alınan kararlar dar ve sabit gelirlilerin aleyhine sonuçlar veriyor. Hatta TÜİK rakamlarına göre emeklilerin ve çalışanların yapılan ayarlamalarda büyük bir kesiminin sürekli olarak yaşadığı sıkıntının artmasina vesile oluyor. Bir başka ifadeyle dar ve sabit gelirliler enflasyon karşısında korumasız kalıyorlar. Bunun da ötesinde devletin bir di kurumunun ilan ettiği rakamlar ekonomik hayatın belirlenmesinde önemli yer tutuyor Sözü uzatmadan enflasyonun kontrolden çıktığı bir noktada yapılan açıklamalar arasındaki farklar sadece devlete duyulan güvenin değil, çeşitli kurumlar arasındaki farklar sebebiyle her ay yapılan açıklamalara güven duyulmaz hale geliyor. Böyle olunca da söz konusu rakamların açıklanmaması açıklanmasından sanki dar ve sabit gelirlilere daha yararlı olabilir diye insan düşünmeden edemiyor. 
Söz gelimi TÜİK ve ENAG tarafından dün açıklanan aylık ve yıllık? enflasyon rakamları arasındaki fark insanı şaşırtmaya, yapılan açıklamalara duyulan güvenin zayıflamasına yetiyor. Hâlbuki özellikle ekonomik durum ile düzenli olarak yapılan ve ilan edilen araştırma sonuçları güvenilir olmak durumundadır. Aksi halde toplu penelinde söz konusu araştırmalara güven sıfırlandığinda bu araştırmaların yapılması sadece topluma bir takım yanlışları doğru gibi sunmak da işe yarıyor ama toplumun derdine derman olmuyor.
Hatta açıklanan rakamlar arasında ortaya çıkan büyük farklar işin ciddiyetini de yok ediyor. Dün açiklanan aylık ve yıllık enflasyon rakamları da bu açıdan bakıldığında araştırma sonuçlarına insanın güven duyması mümkün olmuyor. Söz gelimi TÜİK'e göre Temmuz ayı enflasyon rakamı yüzde 9.49, yıllık ise yüzde 47.83. Bağımsız enflasyon araştırma grubuna (ENAG) göre ise Temmuz ayı enflasyonu yüzde 13.18, yıllık ise yüzde 122.88. İki araştırmanın sonucu arasında yüzde 100 ile yüzde 200 oranında fark var. Böyle olunca da yapılan çalışmalar ne kadar ciddi ve kapsayıcı olsa da insanların güveni zayıflıyor. Bu bakımdan, araştırma yapan kurumlar araştırma yaptıkları maddelerde bir birliktelik oluştursalar, yani araştırmaya esas aldıkları maddelerde birlik oluştursalar ve açıklamalarını yaparken ilan ettikleri sonuçların detayını verseler sanırım yararlı olacaktır Özellikle TÜİK'in ilan ettiği araştırma sonuçları yukarıda da dikkat çektiğim gibi bir takım alınan kararlarda belirleyici oluyor. Böyle olunca da enflasyonunla mücadelede alınan kararlarda toplumun zayıf kesimlerini korumasız bırakıyor Sonuç olarak diyebiliriz ki, sadece enflasyon araştırmalarında değil, her ay yapılan ve ilan edilen açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarında da elbette faklılıklar olacaktır ama bu farklılıkların yapılan araştırmaların inanılırlığını kaybetmesine vesile olmaması gerekiyor.”
Ayşe ÖZDER