YEREL
Giriş Tarihi : 22-04-2021 10:27   Güncelleme : 22-04-2021 10:27

10 sene sonra ilk duruşma

Emekli Öğretmen Metin Lokumcu 31 Mayıs 2011 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesinde polisin biber gazı ile müdahalesi sonucunda fenalaşması sonucunda kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmesine ilişkin açılan davada ilk duruşma Trabzon Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.

10 sene sonra ilk duruşma

İlk duruşma 24 Aralık 2020 tarihinde Hopa’da olacakken son dakika kararıyla “ kamu güvenliği ” gerekçesiyle davanın Trabzon Asliye Ceza Mahkemesi’ne taşınması kararı alındı.

Artvin Sol Parti il başkanı Sercan Dede; “ 10 sene önce suyuna, deresine sahip çıkan Hopalılar polisin ağır müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Polisin müdahalesi sonucunda Metin hocamız, öğretmenimiz ne yazık ki hayatını kaybetti. Aradan yıllar geçse de adalet mücadelemiz devam ediyor. Yıllar sonra nihayet Metin hocamızın ölümüne sebebiyet verenler bugün burada yargılanacaklar. Metin hocamızın faili emri ben verdim diyenlerdir. Metin hocamızın faili hak arayanlara, direnenlere dönük bu saldırıları gerçekleştirenlerdir. Metin hocamızın mücadelesini, onun değerlerini, adalet mücadelesini bırakmayacağız. Bugün de Trabzon Adliyesi’ndeyiz, dostları olarak, yoldaşları olarak. Bu davaya Hopa direnişine sahip çıkıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Duruşmaya katılanlardan Alper Taş; “ Bugün Sol Parti Artvin İl Örgütü, Rize İl Örgütü, Trabzon İl Örgütü’nden arkadaşlarla beraber diğer emek ve demokrasi güçleriyle hep beraber Trabzon adliyesinde Metin Lokumcu için adalet talebiyle buluştuk. Birazdan mahkeme salonuna gireceğiz. Metin Lokumcu’nun çığlığını, sesini mahkeme salonlarına taşıyacağız.

Metin Lokumcu davası 3 açıdan çok önemli; biri demokrasi açısından çok önemli çünkü 2011 de o isyanın, o çığlığın Türkiye demokrasi mücadelesi açısından ne kadar anlamlı olduğu Türkiye’de yaşanan gelişmelerle ortaya çıktı. Keşke o dönem o çığlık daha da büyüyebilseydi de bugünkü tek adam rejimine mahkum olmasaydık. İkincisi; Ekolojik mücadele açısından oldukça önemli gerek Karadeniz, gerek Türkiye’nin her tarafı yağmalanıyor, yaşam alanları katlediliyor. Metin Lokumcu’nun çığlığı işte buna karşı bir çığlıktı, yaşam alanlarımızı savunmaya dönük bir çığlıktı. Bu çığlığında ne kadar anlamlı olduğu yaşanan 10 yıllık süre içerisinde ortaya çıktı. Üçüncü bir nokta yıllar sonra da olsa eksik de olsa böyle bir davanın görülüyor olması önemli. Burada da en önemli mesele katillerin gerekli cezayı alması ama bunun yanı sıra özellikle toplumsal muhalefete karşı bir kimyasal silah görevi gören biber gazının yasaklanması doğrultusunda da bir karara ve bir yaklaşıma bu mahkemenin vereceği kararın yol açmasını diliyoruz. Burada hepimiz Metin Lokumcu’nun fikriyiz, sesiyiz. Onun sesi kesilmedi, onun soluğu kesilmedi. Bizim sesimizle, çığlığımızla yaşıyor ve yaşatacağız” dedi.