YEREL
Giriş Tarihi : 29-04-2022 10:16   Güncelleme : 29-04-2022 10:16

11 Yıllık Acı

11 Yıllık Acı

- Artvin'de, 22 Nisan 2011'de otomobilin Çoruh Nehri'ne düştüğü kazada kaybolan mühendis Orhan Kemal Ulusoy'un babası İrfan Ulusoy:- "Burada oğlumla konuşuyoruz, dertleşiyoruz. Dağa, taşa, suya oğlumuzun adını haykırıyoruz. Psikolojik olarak rahatlıyoruz. 4-5 gün kalıyoruz, gidip sonra tekrar geliyoruz"

Yusufelide otomobille Çoruh Nehri'ne düşerek kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınamayan mühendis Orhan Kemal Ulusoy'un ailesi, 11 yıldır oğullarından bir iz bulabilme umuduyla yaşıyor.

Yusufeli ilçesinde yapımına 1 Ocak 2011'de başlanan ve 14 Ocak 2016'da hizmete giren Artvin Barajı'nda görevli mühendisler Hüseyin Dervişoğlu (32) ile Orhan Kemal Ulusoy (29), 22 Nisan 2011 akşamı 34 FG 9540 plakalı otomobille şantiyeden ayrıldı.

Mühendislerden uzun süre haber alınamaması üzerine nehirde başlatılan arama çalışmaları sonucu otomobil, 24 Nisan 2011'de Artvin-Yusufeli kara yolunun 65. kilometresi Aşağımaden köyü mevkisinde bulundu.

Kayıp Dervişoğlu ve Ulusoy için yürütülen arama çalışmalarından ise bir sonuç alınamadı.

Oğlunu aramak için her gün Çoruh kıyısına gelen Ulusoy'un babası İrfan Ulusoy, 315. günde nehirde erkek cesedi gördü.

Ulusoy'un ihbarı üzerine AFAD ekiplerince sudan çıkarılan ceset, otopsi için Trabzon Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Yapılan DNA testi sonucu cesedin Hüseyin Dervişoğlu'na ait olduğu belirlendi.

Orhan Kemal Ulusoy'a ait bugüne kadar bir ize rastlanamadı.

Antalya'da yaşayan anne Fatma ve baba İrfan Ulusoy, her yıl 22 Nisan'da ve farklı tarihlerde Artvin'e gelerek kayıp evlatlarını anıyor.

Nehir kenarında dolaşıp oğullarına ait bir iz arayan Ulusoy çifti, dua okuyup nehre karanfil bırakıyor.

İrfan Ulusoy, AA muhabirine, 11 yıldır zerre dinmeyen bir evlat acısı yaşadıklarını söyledi.

Yıllarca Çoruh Nehri kıyılarında çocuğunu aradığını belirten Ulusoy, "2011 yılından beri ben oğlumu arıyorum, oğlumdan en ufak bir iz bulamadım." dedi.

Ulusoy, her fırsatta buraya geldiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada oğlumla konuşuyoruz, dertleşiyoruz. Dağa, taşa, suya oğlumuzun adını haykırıyoruz. Psikolojik olarak rahatlıyoruz. 4-5 gün kalıyoruz, gidip sonra tekrar geliyoruz. Buraya geldiğimiz zaman sanki şifa buluyoruz. Gelmediğimiz zaman oğlumuzun bize küsmüş olduğunu zannediyoruz. Çoruh'un kenarına inip nehrin suyu ile elimizi yüzümüzü yıkıyoruz, oğlumuzun kokusunu alıyoruz. Suya çiçek atıyoruz, Fatiha okuyoruz."

- "Dikili bir mezar taşımız yok ama dikili bir ağacımız var"

Çoruh Nehri kenarına bir dut, bir de kiraz ağacı diktiğini anlatan Ulusoy, "Dikili bir mezar taşımız yok ama dikili bir ağacımız var. Birinin adı Orhan Kemal Ulusoy, diğerinin adı da oğlumla birlikte Çoruh Nehri'ne düşerek hayatını kaybeden arkadaşı Hüseyin Dervişoğlu. Burada yaşayan vatandaşlarımızdan ricam bu ağaçlarımıza su versinler, bu ağaçlar meyve versin. İnsanlar yesin, yedikçe dua etsinler. Ben her geldiğimde onları suluyorum, bakımını yapıyorum." diye konuştu.

İrfan Ulusoy, her yıl en az 3-4 kere Artvin'e geldiklerini ifade ederek, "Burada biraz rahatladığımızda oğlumuzla vedalaşıp geri dönüyoruz. 11 yıldır gelip gidiyorum. Artvin halkı bana çok destek oldu, herekse teşekkürlerimi sunuyorum. Yıllar önce oğlumu birlikte aradığımız AFAD çalışanıyla karşılaştık. O günleri konuştuk sohbet ettik. Tek umudum baraj suları çekildiğinde oğlumun bir kemiğini bulmak. Başka bir beklentim yok." dedi.

Evlat acılarının hiç dinmediğini, aksine her geçen gün arttığını, geçmişteki tüm acıları unutturduğunu kaydeden Ulusoy, "Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. İçimizdeki ateş hiç kor haline gelmiyor. Biz yaşadığımız sürece sürüne sürüne de olsa buraya geleceğiz." ifadesini kullandı.

Ulusoy, İslam inancında mezarların önemine işaret ederek, "Herkes bayramlarda, özel günlerde gidiyor, mezarlıklarda Fatiha okuyor, mezar taşını öpüyor, çiçek bırakıyor. Bizim bir mezarımız, mabedimiz yok. Bizim mabedimiz bu okyanus (Çoruh Nehri)." diye konuştu.

- "Zaman geçiyor ama yavrum gelmedi"

Anne Fatma Ulusoy da oğlunu sürekli rüyalarında gördüğünü belirterek, 11 yıldır yas tutuklarını ve siyah giydiklerini aktardı.

Bu süreçte psikolojisinin bozulduğunu, rahatsızlıklar geçirdiğini dile getiren Ulusoy, "Zaman geçiyor ama yavrum gelmedi. Ben yavrumun fotoğraflarıyla yatıyorum. 11 yıldır her gece koynumda fotoğraflarla oğluma sarılarak yatıyorum. Gece 10 kere uyanıyorum, fotoğrafı öpüp tekrar yatıyorum." dedi.

AA