YEREL
Giriş Tarihi : 21-10-2021 16:21   Güncelleme : 21-10-2021 16:21

AHŞABA ŞEKİL VERİYOR

AHŞABA ŞEKİL VERİYOR

Artvinli esnaflardan olan ahşap hediyelik ürünlerin üretimini ve satışını yapan Kemal Saraç ile mesleği hakkında konuştuk. 20 yıl öğretmenlik mesleğini yapıp emekli olduktan sonra babasının dükkânını işletmeye başlayan Kemal Saraç, “Babam boş durma bir şeyler yap derdi boş durmak İnsanı yorar derdi hiçbir şey yapamıyorsan bir ağaç al yumuşak o oy ağacı oynarken düşen talaşlardan rahatlarsın su kenarındaysan durgun suya bir taş at çıkan dalgaları seyret bu seni dinlendirir derdi” dedi.

Babasının 27 yıl muhtarlık yaptığından bahseden Kemal Saraç, “Dere Mahallesi Balcıoğlu Kafkasör yolundaki tüm planlamalar babam zamanında yapıldığı yol çalışmaları babam yol çalışmasına gittiği zaman Bir hafta on gün hiç eve gelmezdi. Babam el sanatlarına daha yatkındır O yüzden maket yapma kararı aldı ve başarılı olduğu 7-8 sene maket yaptı ben onun yaptıklarını yapamadım çünkü bu sana tam bir el becerisi gerektiriyor düşündüklerinizi parçanın üzerine yapmanız gerekiyor. Ben onu yapamadım babam vefat ettiği zaman dükkânda bütün eserler kendisinin özel arşivine kaldırdık babamın özel Arşivi var orada tarihi eser olarak yok yok. Babam elde çalışırdı, bütün işlemelerini el ile yapardı. Biz şu an biraz daha teknolojik çalışıyoruz çizimini yeğenim yapıyor lazerle kesimini yapıyoruz ben dükkânda hem montajını hem sunumunu yapıyorum. Babam boş durma bir şeyler yap derdi boş durmak İnsanı yorar derdi Hiçbir şey yapamıyorsan bir ağaç al yumuşak o oy ağacı oynarken düşen talaşlardan rahatlarsın su kenarındaysan durgun suya bir taş at çıkan dalgaları seyret bu seni dinlendirir derdi” dedi.

Artvin kültürünü temsil eden serender evlerin maketinin yapımından bahseden Kemal Saraç, “Serenderi çok kişi bilmez serender ahşaptan yapılır üstü oda şeklindedir altında seyyar bir merdiven var iş bittikten sonra merdiven kaldırılır ayı çıkmasın diye. Yapımında yuvarlak tekerlek gibi kısımlar vardır, bu da farenin girmesini engellemek içindir. 28 parçadan oluşuyor büyük boy serender maketimiz. Karadeniz sahilde de Şavşat bölgesinde de kullanılır. Sadece eski ürünleri değil günümüzün ürünlerini de ahşaba çevirdik telefon tutma Ailesi yaptık şarj kısmı var telefonunuz şarj edilirken telefonunuzu kullanma imkânınız var yaptığın ürünlerin hepsini Artvin figürleri kullandım. Ahşap kalemden harçlığımı çıkarıyorum. Bu kalemi; dalı kestikten sonra boyunu ayarlıyorum kalemi arkasını düzelttikten sonra içini matkapla diliyorum kalemin uç kısmını içeriye satıp ölçüp kesiyorum daha sonra tutulacak yerini açıyorum bunların üzerine Ayna diyoruz kabuğu kaldırıp buraya vatandaşın istediği ismi yazıyoruz vatandaşa özel oluyor” ifadelerini kullandı.

Yerli halktan ziyade turistlerin bu tür ahşap hediyelik ürünlere ilgi gösterdiğini aktaran Saraç, mesleğinin püf noktalarından şu şekilde bahsetti: “Artvin'in yerlisi olan kişiler zamanında aldı gitti, o yüzden yerli kişiler çok alışveriş yapmıyor tatil zamanları dışarıya gidecek olanlar hediye olarak götürüyorlar. Ama genelde dışarıdan gelen turistler daha fazla ilgi gösteriyor yine de eskisi kadar satış yok. Bu işin en püf noktası sabırdır. Sabırlı ve istekli olmak gerekir. Bir defa denediğinizde olmadığında sonuna kadar tekrar tekrar denemeniz lazım. Bir işi sevip sabrettikten sonra yapılamayacak hiçbir şey yok. Yeteneğe de ihtiyaç var fakat yetenek kazanılmayacak bir şey değil. Çalışıp uğraştıkça Emek verdikçe yetenek elde edilir, merak etmek ilgi duymak gerekir. Bozuldukça Tekrar tekrar yapmak gerekir en iyisini yapana kadar. İsteksiz hiçbir şey yapılmaz.”

Yetiştirdiği öğrencilerinin bazılarının bu mesleği devam ettirdiğini anlatan Kemal Saraç, Ali Dedenin Hediyelik Eşya isimli dükkanına kendisinden sonra birinin sahip çıkarsa ona bırakabileceğini söyleyerek, “Artvin’de 7-8 tane öğrencim var, iş yerleri var. Kendi üretim fabrikalarında, atölyelerinde işi devam ettiriyorlar. 400'e yakın öğrencim oldu 20 sene içerisinde. Her bölümden öğrencilerim var İstanbul'da İzmit'te başka şehirlerde öğrencilerim var gurur duyuyorum onlarla. Benden sonra yeğenimin oğlu var, bakarsa o bakar. Yoksa benden sonra dükkân yönetecek, işi çevirecek kimse yok. Büyük ihtimalle kilit vurulur veya işi bilen severek yapmak isteyen birisi olursa ona bırakabiliriz. Aileler bir çocuğu işe alıştırmak anne babadan ve evden geçer. Evde bir çocuk iş yapmak istediği zaman yapma kırarsın, bozarsın demek yanlıştır. Önce nasıl taşıyacağını nasıl götüreceğini siz kendiniz öğreteceksiniz, bırakacaksınız yapacak. Çamaşır toplatacaksınız, minder kaldırtacaksınız, hamur yaptıracaksınız öğretmeden hiçbir şey olmaz. Şu an çok genç arkadaşlarımız var meslek öğretmek isteyen arkadaşlarımız da çok. Çocuğa ne öğretileceğini sormak lazım bir anahtarı bir ağacı tanımıyorsa eline bir çekiç dahi almamışsa usta onu öğretecek. En Büyük değer budur. Herkesin hayatta bazı el yatkınlıkları vardır. Yeter ki bir şeyler yapsın. Ne Kadar ücret alınacağı değil Ne iş öğretileceği önemlidir. Bir ebeveynin çocuğu Usta'nın yanına götürdüğü zaman ne kadar para vereceksin değil, benim çocuğum ne öğrenecek demeli. Eskiden kriko, vinç yokken araba altında ömürler geçerdi. Parası olmazdı karınları doyardı, iş öğrenirlerdi. Şimdi aynı şartlarda yetişmiş ustalarımız var. Kolalı gömlek, ütülü pantolon gezmeye yarar karın doyurmaya değil” şeklinde konuştu.

Kendi dönemindeki meslek okullarında verilen eğitimle şimdiki eğitimin aynı olmadığına vurgu yapan Kemal Saraç, “Bence eğitim sisteminde biraz fazla boşluk var. Öğrenci çalışmamıştır 7-8 dersi Zayıftır 12 ders içerisinde, öğretmenler Kurulu kararıyla geçirilmiştir. Çalışıp da geçen öğrencilerin hakkı nerede, zayıf notlarla geçen öğrencinin hakkı nerede. Eğitim Yok. Öğrenciler “neden çalışayım ki öğrenen de geçti öğrenmeyen de geçti” düşüncesine hâkim oluyorlar. Sınıfta kalma sistemi olmalı bence. Öğretmen dersinde ders anlatmalı, zaman geçirmeye çalışmamalı. Öğrenciye bir şeyler vermek için işinin başında olması gerekir, para daha sonra gelir bizim zamanımızda öyleydi. Endüstri meslek liselerinde bir tahtayı rendeleyecek öğrenci yok. Öğrenci kaza yapacağı için yasaklandığı söyleniyor. Meslek liseleri sanayiye geçişin ilk basamağıdır. En az 3 yıl olması gerekiyor 3 yıl içerisinde sanayiye gitmeden önce öğrencinin eğitim alması lazım. Eski kitaplar yok, eski alet edevat yok. Sadece bir Testere bir çekiçle sanat olmaz. Bizim dolaplarımızda 20-30 çeşit malzememiz vardı. Eğitim okuldan geçer, eğitim dersten geçer, eğitim uygulamadan geçer. Bozuldukça tekrar yapılacak, o iş olana kadar. Her yapım bir tecrübedir her yaptığında bir önceki hatayı yapmamaya başlayacak. Öğretmenler öğrencilere sert davranmak yerine sen başarırsın dedikçe o iş başarılır. Biz son senelerde 8-10 tane öğrenci sırası yapar gönderirdik. Bunları öğrencilerimiz yapardı. Öğrenci tatlı dille çalışır tatlı dille öğrenir ve tatlı dille yapar” diye konuştu.

Saraç, “Bir insan bir şey öğrettiği an bunun karşılığını almak ister Ben bunları yapıyorum Bunun karşılığını almam gerekir, emek veriyorum masraf ediyorum her şey dışarıdan gelen turistlerle olmuyor. İl İdare amirleri, il yönetimleri buna el atmalı Bunlar Artvin’i tanıtmaya çalıştığım ürünler, yerel ürünler. Artvin’e sahip çıkalım, kişisel olarak bir şey beklemiyorum. Tüm esnaflarımıza, yerlilerimize ve öğrencilerimize sahip çıkalım.”

Kemal Saraç kimdir?

“1954 Artvin doğumluyum, Artvin'de büyüdüm ilk orta ve liseyi Artvin'de sanat okulunda bitirdim. Ankara 2 yıllık erkek sanat yüksekokul mezunuyum. 1980’de Endüstri Meslek Lisesinde göreve başladım 2000 yılında emekli oldum. Şimdi esnaflıkta uğraşıyorum okuduğum lisede 20 yıl öğretmenlik yaptım ardından baba mesleğini devam ettiriyorum. Babam ürünleri elle yapıp satardı bir lazer makinesi aldık el montajı yapıyoruz babamın bıraktığı dükkânı devam ettirmeye çalışıyorum ömrümüz yeterse sonuna kadar devam ettirmeye de çalışacağız. Endüstride mobilya ve ağaç işleri bölümünü bitirdim Ankara'da da meslek üzerine iki yıl okudum.”

Hatice Diler