YEREL
Giriş Tarihi : 16-04-2022 14:17   Güncelleme : 16-04-2022 14:17

AİLEDE MAHREMİYET BİLİNCİ

AİLEDE MAHREMİYET BİLİNCİ

Artvin İl Müftülüğü Şube Müdürü Yakup HALİL gazetemize, “Ailede Mahremiyet Bilinci” konusunda açıklamalarda bulundu. Halil yaptığı açıklamada şunları söyledi: 
    Mahremiyet; insanların, diğer insanlar tarafından bilinmesinin istenmediği özel hallerine denir. Her insanın bir mahrem(özel) alanı vardır ve başkalarının bu alana girmeleri kabul edilemez. Böyle bir teşebbüs mahremiyet ihlali olur ve bu durum asla hoş karşılanmaz. Herkes kendi mahremiyetine saygı gösterilmesini ister.
    Mahremiyete saygı, Yüce Dinimiz İslam’ın üzerinde önemle durduğu bir husustur. Ayet ve hadislerle mahremiyetin sınırları çizilmiş ve bu sınırlara herkesin uyması istenmiştir. İslam dini, mahremiyetin korunmasını teşvik ederken ihlalini de büyük bir suç saymıştır.
    Mahremiyet alanlarını ana hatlarıyla üç başlıkta toplayabiliriz. 
Birincisi; bir veya birkaç kişiyle yaptığımız ve başkaları tarafından bilinmesini istemediğimiz gizli konuşmalardır. Bu tür gizli konuşmaların/sırların başkalarına anlatılması insanlar arasındaki güvenin kaybolmasına ve bu güven duygusunun kin ve nefrete dönüşmesine sebep olur. 
İkincisi; kişinin özel eşyaları, fotoğrafları, kişisel bilgileri vs.  Bunların da kişinin izni olmadan başkalarına ifşa edilmesi dinimizce asla kabul edilemez. 
Üçüncüsü ise; insanların içerisinde yaşadıkları evleridir. Ev içerisinde aile fertleri tarafından yaşanan ve sadece onları ilgilendiren hususların da başkalarına anlatılması mahremiyet ihlalidir. Aynı zamanda başkasının evine kapıyı çalmadan, selam vermeden izinsiz girmek, kapısından, penceresinden içeriye bakmak da hane mahremiyetini ihlaldir. Bütün bu mahremiyet ihlalleri dinimize göre kul hakkını doğurmaktadır. Kul hakkı ise büyük günahlardandır ve ahirette cezası da büyük olacaktır.
    Ailenin özeli, sırları, eşlerin birbirleri ile özel ilişkileri ve özel sorunları aile içinde kalması gereken, başkalarına yansıtılması hoş olmayan, hatta sakıncalı olan bir konumdadır. Bununla alakalı Hz. Peygamber (s.a.s.) efendimiz, kıyamet gününde insanların Allah nezdinde derecesi en fena olanların aile sırlarını başkalarına anlatanlar olduğunu bildirmişlerdir.
    Yabancı kişilerle nasıl ki mahremiyetimizin sınırları varsa, evimizde hatta aile bireylerimiz arasında da mahremiyetin bazı sınırları vardır. Mesela; evimizin içerisinde odalara girerken kapı vurmak ve sesli olarak izin istemek gerekir. İçerideki kişi ister anne-babamız gibi aile büyüğümüz olsun ister çocuğumuz-torunumuz gibi küçüklerimiz olsun fark etmez. Bu hem mahremiyet eğitimi açısından hem de onlarla karşılaşmak istemediğimiz bir halde karşılaşmamamız açısından önemlidir. Nitekim Rabbimiz Nur Suresinde; çocukların, ebeveynlerinin odalarına girerken izin istemeleri gerektiğini emrediyor. (Nur 24/58,59) Yine Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’den nakledilen şu olay dikkatlerimizi bu hususa çekmektedir.
    Bir kişi Peygamber Efendimiz’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasulü, içeriye girmek için annemden de izin alacak mıyım?” diye sorunca Efendimiz: “Evet” buyurdu. Adam: “Ancak ben onunla beraber ikamet etmekteyim” dedi. Rasulüllah (s.a.s):  “Yine de izin almalısın.” buyurdu. Adam: “Ben onun ihtiyaçlarını gideriyorum” dedi. Efendimiz: “İzin almalısın! Sen onu çıplak görmek ister misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. Allah Resulü tekrar: “Öyleyse ondan izin al!” buyurdu. (Muvatta, İsti’zân, 1)
     Aile içerisinde eşlerin birbirleri ile, çocukların birbirleri ile ve ebeveynleri ile karşılıklı konuşmalarında saygılı ve ölçülü olmaları mahremiyetin gereğidir. Yine aile bireylerinin ev içinde kılık kıyafetlerine de dikkat etmeleri aile içi mahremiyet açısından çok önemlidir. Bu konuda dinimiz gerek yabancıların gerek aile bireylerinin yanında kıyafetlerimizin nasıl olması gerektiğini bizlere öğretmiştir. Bu sınırlara riayet etmek hem tarafların birbirine hem de kendilerine gösterdikleri saygının bir gereğidir.
    Ebeveynler bu mahremiyet anlayışını, başka bir ifade ile utanma ve haya etme duygusunu, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına kazandırmakla yükümlüdürler. Çünkü sağlıklı bir mahremiyet duygusunun oluşması, çocukların sağlıklı bir psikolojik kimlik ve cinsel kimlik geliştirmeleri için gereklidir. Aynı şekilde aile mahremiyetinin aile bireyleri özelinde kalarak dış çevreye karşı da korunması gerekmektedir. Aksi taktirde aile üzerinde herkesin yorum yapma hakkı doğmakta ve özel hayatlar seyirlik hâle gelmektedir.
Mahremiyet konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da “sosyal medyada mahremiyet” konusudur. Bir müslüman olarak ailemize ait özelimizin ulu orta sosyal medyada paylaşılması da son derece yanlıştır.