YEREL
Giriş Tarihi : 31-08-2022 12:54

Artvin’de Zafer Coşkusu

Artvin’de 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100’üncü yıl dönümü ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü coşkuyla kutlandı.

Artvin’de Zafer Coşkusu

Valilik önündeki Atatürk Anıtına çelenk sunumu ile başlayan tören, İstiklal Marşının okunmasının ardından vali Yılmaz Doruk’un makamında il protokolünün tebriklerini kabul etmesi ile devam etti.

Vali Yılmaz Doruk, Garnizon Komutanı Piyade Albay Mehmet Özgül ve Belediye Başkanı Demirhan Elçin, Halitpaşa Meydanından Milli İrade Meydanına kadar halkı selamlayarak vatandaşların zafer coşkusuna ortak oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajını okumasının ardından Piyade Üsteğmen Kerem Ramazan Özkaya, günün anlam ve önemine ilişkin konuşma gerçekleştirdi. 

Özkaya konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına temel teşkil eden, 30 Ağustos 1922'de kazanılan Büyük Zafer’in 100’ncü yılını Ulusça kutlamanın haklı gurur ve heyecanını yaşadıklarını kaydetti.

Asil Türk milletinin kahraman Türk ordusuyla birlikte, varlığına ve vatanına kastedenlere karşı, yıllar önce bugün, kahramanlık ve şeref dolu tarihinden aldığı kudretiyle, yeniden dirilerek, topyekûn bir varoluş mücadelesi sonucunda eşine tarihte az rastlanır bir zafer kazandığını vurgulayan Özkaya, “Aziz yurduna ve bağımsızlığına kasteden işgal kuvvetleri karşısında Türk ordusunun ortaya koyduğu eşsiz bir eser olan bu tek düşünülmüş, hazırlanmış ve zaferin her safhası, tek yönetilmiştir. 1900'lü yılların başlarında meydana gelen büyük devletlerarasındaki çıkar çatışmaları, dünyada gelişen fikir akımları, sanayileşme gibi gelişmeler sonucunda birinci dünya savaşı çıkmış, müttefiklerin aldığı ağır yenilgiler sonucu Mondros mütarekesi imzalanmış, imzalanmıştır. Anlaşma ile bin yıldır üzerinde kan dökerek, can vererek yurt edindiğimiz Anadolu toprakları o dönemin büyük devletleri ve onların maşaları tarafından işgal edilmiş, ayrıca tarihimize kara bir leke olarak geçen Sevr antlaşması da ulusumuza dayatılmıştır” dedi.

“İşgal güçleri, girdikleri her yerde adeta tarihî kinlerini kusarcasına kadınımıza, yaşlımıza ve çocuklarımıza dünyada zulüm ve hakaretlerde eşine az rastlanır işkence, bulunmuşlardır. İşte böylesine umutsuz görünen, üzerimizde kara bulutların dolaştığı bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk ve onun dava arkadaşları bağımsızlık meşalesini yakarak "ya istiklal, ya ölüm!" parolasıyla aydınlığa giden yolu aralamışlardır.” diyen Piyade Üst Teğmen Özkaya, “Bu bağımsızlık ve aydınlık mücadelesinin ilk hedefi, son neferine kadar düşmanı güzel ve kutsal vatanımızdan atmak şeklinde belirlenmiştir. Özellikle Sakarya meydan muharebesi de hedefimize ulaşmaya muktedir olduğumuzu, milletimizin istiklali uğruna kanının son damlasına kadar mücadeleye devam edeceğini ispatlamıştır. Artık dünyanın en kahraman, en savaşçı milletine düşen görev, düşmana son darbeyi vurmak olmuştur. Mustafa kemal Paşa’nın başkomutanlığı altında, Türk kuvvetleri düşmana beklemediği bir yerden taarruza geçerek stratejik sahada düşmanı aldatmayı başarmıştır. Avrupalıların 5-6 ayda geçilmez dediği afyon mevzilerini 3 günde geçerek, 30 Ağustos’a gelindiğinde düşman kuvvetlerinin önemli bir bölümünü imha etti. Bu büyük zafer ile düşmana son darbe de vuruldu. Ardından icra edilen takip harekâtıyla da 9 Eylül' de düşman İzmir’de denize döküldü” diye konuştu.

Dünya tarihçilerinin büyük taarruz için kullandıkları "Türkler, Mohaç meydan yüzyıllar sonra yine parlak bir imha muharebesi kazandılar." İfadesini hatırlatan Özkaya Konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bu Muharebesi’nden muharebelerde Türk ordusu çok kısa bir sürede, kendisinden üstün düşman kuvvetinin büyük bölümünü imha ve esir etmiştir. Askerî açıdan bir diğer önemli husus da günün şartlarında bir ordunun, 10 günde 500 km'lik mesafeyi yaya olarak ve savaşarak kat etmesidir. 30 Ağustos’un gerçek anlamını ve önemini büyük Zafer’in ikinci yıl dönümünde Dumlupınar’ın çal tepesinde yapılan törende başkomutan gazi Mustafa kemal Atatürk’ün verdiği söylevde görürüz; "...hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır." "harpler, yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Muharebesi, milletlerin bütün varlığı ile ilim ve fen alanlarındaki yükselmeleriyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle kısaca bütün maddi ve manevi kudretleriyle çarpıştığı bir imtihan meydanıdır." meydan işte kazanılan zaferi muhteşem kılan unsur, harbin; kadın, çocuk, yaşlı demeden milletçe topyekûn bir savaş olarak icra edilmiş olmasıdır. Türk ulusu, bu meydandan da ulu önderinin liderliğinde, alnının akıyla çıkmayı başarmıştır. Türk tarihine altın harflerle yazılan bu zaferin günümüze kadar yansıyan çok önemli siyasi ve askeri sonuçları olmuştur ve bu sonuçların günümüze de yansımakta olduğu gözlenmektedir. Bu zaferle, Türk ulusunun son neferine kadar yok edilmedikçe, Türk’ün İstiklalinin elinden alınamayacağı, Türklerin yalnız askeriyle değil, milletiyle topyekûn olarak savaştıkları bir kere daha ispatlanmıştır. 30 ağustos zaferi, Türk Ordusu’na "silahlı kuvvetler günü" olarak armağan edilmiştir. Türk silahlı kuvvetleri ülkemizin huzur ve bekasını sağlamak, bölgemizde ve dünyada sürekli barışın tesisine katkıda bulunmak için tarihinden ve milletinden aldığı güçle, modern harp silah ve teçhizatıyla, güçlü ve dinamik personeliyle, ulaştığı yüksek eğitim seviyesiyle, azimli ve kararlı komuta kademesiyle, dostlarının ve ülkemizin güvencesi, düşmanlarımızın korkulu rüyası olmaya devam etmektedir. Dünyanın sayılı askeri güçlerinden birisi olan silahlı kuvvetlerimiz her zaman, her yerde ve her şartta verilecek görevleri ifaya hazırdır. Millî egemenlik, millî şuur ve tam bağımsızlık esasına dayanan Atatürk ilkeleri, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Türk silahlı kuvvetlerimize rehber olmaya devam edecektir. Bu kutsal ve tarihi gün vesilesiyle ulusça başta ulu önder Atatürk olmak üzere, dava arkadaşları ve aziz şehitlerimiz ile ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmetle anıyor, hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, şükranlarımızı sunuyoruz. Ruhları şad olsun.”

Tören, şiirlerin okunması ve Artvin Halk Oyunları gösterisinin ardından geçekleştirilen geçit töreninin ardından sona erdi.

HATİCE DİLER

 

 

 

 

 

 

AdminAdmin