YEREL
Giriş Tarihi : 19-05-2021 14:37   Güncelleme : 19-05-2021 14:39

Bayrak, “HER ZAMAN YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!"

Türkiye Kamu-Sen Artvin İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı İsrafil BAYRAK’ın, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yaptığı basın açıklaması yayınladı.

 Bayrak, “HER ZAMAN YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!

Basın açıklamasında 19 Mayıs’ın bağımsızlık sevdasının meşalesinin yandığı ve bir daha asla sönmediği gün olduğunu ifade eden Bayrak, 21. yüzyılın Türk gençlerinin de, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Türk gençleri gibi tarihi hafızası olan, değerlerini pazarlık konusu yapmayan, milli bilincini örselemeye çalışanlara geçit vermeyen bir gençlik olduğunu belirtti.

Bayrak Basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

M. Kemal Atatürk. “Yüce Türk Milletinin bağrında bağımsızlık sevdasının meşalesinin yandığı ve bir daha asla sönmediği gündür 19 Mayıs… Bundan 102 yıl önce Atatürk ve silah arkadaşları Samsun’a çıkarken, yokluklar ve imkânsızlıkların Milli Bilinç ve Milli İradenin önüne geçemeyeceğini biliyorlardı. 19 Mayıs 1919, Türk Milleti’nin iman dolu göğsünü siper ettiği Kurtuluş Mücadelesinin bir kahramanlık destanına döndüğü o mukaddes günlerin başlangıcıydı.

Her karışı şehit kanıyla sulanmış bu toprakların ebediyete kadar Türk Yurdu olduğunu âleme kanıtlayan milli mücadelenin başlangıcının 102. Yılı kutlu olsun.

Milli birliğimize sahip çıkmak gözünü ülkemize dikmiş hainlere en güzel cevaptır.

Bu kutlu günü salgın nedeniyle bu yıl da alanlarda Türk Bayraklarıyla coşku içerisinde kutlayamamanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Şuna inanıyoruz ki, ilim ve irfan yolunda kararlılıkla ilerleyen gençlerimizle birlikte yarınlarımızı inşa edeceğiz. O yüzden yaşanan bu olumsuzluklar karşısında gençlerimiz ümitsizliğe düşmesin; bugünün gururunu ve coşkusunu bu zor şartlarda da yaşamaya devam etsinler.

“Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” diyerek hak davası için çıktığımız yolda, vatanımıza, bayrağımıza, dilimize sahip çıkma, demokrasimizi koruma, ayrık otlarını, bölücüleri, milletimizin geleceğine kasteden işbirlikçileri hayatımızın her alanından temizleyerek yarınlarımızı bir ve beraber olarak inşa etme zorunluluğumuz olduğuna inanıyoruz.

Tıpkı Tıbbiyeli Hikmet Bey’in, Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal'e hitaben yaptığı konuşmada, "Paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. Farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz" inancıyla dediği gibi. Bu konuşmaya mukabil Mustafa Kemal’de gençliğe güvenini ve coşkusunu şu sözlerle ifade etmişti. "Evlat; müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal, ya ölüm!"

Öte yandan genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin eğitimden, kültüre, bilimden, ekonomiye, sanayiye kadar birçok alanda yaptığı cesurca atılımlarla bugünlere ulaştık. Bu süreçte Atatürk Türk Gençliğini hep el üstünde tuttu. Çünkü onlara güveniyor, inanıyordu. O gençler bağımsızlığa tutunarak, beslendikleri bu topraklara zarar gelmemesi için Kurtuluş Savaşı'nda da öncü rol üstlenmişlerdi. Aralarında Harbiyeli de vardı, Mülkiyeli de, Tıbbiyeli de... Eli, kolu bağlı bir şekilde duramayan, dimağında vatan ülküsü, sinesinde var oluşunun tılsımı, dilinde istiklal yemini olan gençlerimiz okul sıralarından savaş meydanlarına akın etmişti. Gencecik yaşta toprağa düşme pahasına cephede son nefeslerine kadar çarpıştılar. Belki okullarından mezun olamadılar ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasına harç oldular.

Bu nedenle Türk gençleri tıpkı Atatürk'ün sözlerinde ifade ettiği gibi mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temelinin Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmek olduğunu çok iyi bilmekte ve bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşerse, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağı vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyecektir.

Bu eksende toplumların karakteristiği olan değişim ile toplumsal değişmeyi etkileyen faktörlerden biri olan küreselleşme göz önüne alınarak, gençlerimizin sorunlarının çözülmesi gerek müreffeh yarınlara hazırlanmaları gerekse doyum alan ve mutlu bireyler olarak hayatlarını sürdürmeleri ve ülkesine hizmet etmeleri noktasında çok önemlidir. Bilinmelidir ki; Türk gençliğinin dünya üzerinde fikirlerinin kabul görmesi, bilgi ve donanım yönüyle tercih edilmesi, rekabetçi dünya düzeninde yerini alması; her alanda çağı yakalamak ve bunu yaparken de gençlerimizin tarihi birikim ve tecrübeleri önlerine ışık tutan bir fener olarak kullanmasıyla mümkündür. Belirtmek isteriz ki; 21. yüzyılın Türk gençleri, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Türk gençleri gibi tarihi hafızası olan, değerlerini pazarlık konusu yapmayan, milli bilincini örselemeye çalışanlara geçit vermeyen bir gençliktir. Tehlike anında her birinin alacağı pozisyon ecdadın yaptığı gibi millilikten taraf olacaktır. Buna inancımız tamdır. Çünkü nesiller geçse de Türk gençliği Atamızın açtığı yolda, gösterdiği hedeflere hiç durmadan yürümeye ant içmiştir.

Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

Bu duygu ve düşünceler ışığında, başta gençlerimiz olmak üzere büyük milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutluyor;

İstiklal mücadelemizin başkomutanı, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları ile tüm şehit ve gazilerimizi sonsuz rahmet, minnet, saygı ve dualarla anıyoruz.

Ne mutlu Türküm diyene!”