YEREL
Giriş Tarihi : 10-11-2021 10:44   Güncelleme : 10-11-2021 10:44

“Biz Ozanları Dinleyerek Büyüdük”

“Biz Ozanları Dinleyerek Büyüdük”

Artvin Kültür Sanat Ustalarından olan Coşari mahlasıyla şiirler yazan Ergül Keskin ve yazar Oktay Köse AKSU gurubu üyelerinin imce usulü çıkardığı kitapları hakkında konuştu. 

Şiire ve âşıklık kültürüne duyduğu sevgiden bahseden Ergül Keskin, “Bizim yöremizden ötürü çocukluğumuzda âşıkları, ozanları dinleye dinleye büyüdük. Efkari’nin yaptığını mı yapamıyoruz yoksa Avrupa'ya mı özeniyoruz? Bir Türk'ün Ozan'ın atışmasını gördüğüm zaman çocukluğunda bile tüylerim diken diken olurdu. Şiir o kadar güzel bir şeydir ki yazmasını bilenler İçin, içinden çok şeyler çıkar. Şiir yazmak önce duygu işidir. Şiir yazarak bir şeyleri dile getirmek âşıkların, ozanların işidir. Bu duygu Allah vergisidir, bazı insanların okuma yazması bile yoktur. Ama âşıklık geleneğini yerine getirirler okula hiç gitmemiş kişiler bile hece ölçüsüne göre o kadar güzel şiirler yazıyor ki bu Cenabı Allah'ın insanlara verdiği bir lütuftur. İlham dediğiniz şey anlık gelen bir duygudur. Bazı olaylardan etkilendiğimiz de anında gelir. Âşıklar, Ozanlar duygulu kişilerdir. Orman davamdan ötürü yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle mahkemeye döküldü olay. Bir şiir yazdım Kendimi ancak şiirle daha güzel anlatabildiğim için “bu dünyayı adaletsiz bir yaptık” diye 10 12 kıta. Bir gün Savcı çağırdı “bu sözler hep senden mi çıktı” diye sordu. Âşıklar ozanlar ne olursa olsun olaylardan bazıları bir etkilenirse Âşıklar bin etkilenir” dedi.

Coşari Mahlasını nereden aldığını anlatan Ergül Keskin, Müteahhit vardır, Ev sahibi vardır, Ustalar vardır, bir de kenarında çalışanlar vardır AKSU’ya beni kaybettiğiniz zaman Ersin Yeni hocamız işin müteahhitleri bizler henüz işçileriz herkes eşini işini yapıyor. Ortaokul ilkokul yıllarında öğretmenler bana türkü söylettiriyordu Türk halk müziği. Bu türkülerin tümünü bilirdim ben. Daha sonrasında köye gidip gelen Âşıklar olurdu. Posoftan ummani gelirdi, köylerde ufak tefek köylülere çalıp da geçimini ondan sağlayan bir sürü Âşıklar vardı. Önceden köy köy kahve kahve gezerler de lamba ışığında fener ışığında bütün köy toplanıp dinlerlerdi. O zaman telefonla uğraşanlar yok, internet ortamı yok. Beni bazı kişilerin önüne sürdüler. Kerem hocamız vardı Kerem yedek imamlık yapardı deyişleri vardı bana bazı şeyleri öğretti. “Okuduğunda öyle bir coşuyorsun ki senin mahlasın Coşari olsun” dedi. Askerde yazdığım ve daha önce ki şiirlerimde yoktur. Daha sonra neden olmasın dedim her aşığın mahlası var Benim neden olmasın dedim Kerem yedekten köyün imanından kalma bir mahlas oldu.

Buradan gidenlerin gönlü Hep buralarda ama geriden gelenler buraları pek özlemiyorlar bizim memleketimiz gerçekten çok güzel bir memleket. Dağları yaylaları koyunu kuzusuyla güzel bir memleket. Gezmeye Antalya'ya ya da başka yerlere gitmesinler Buraya gelsinler evi, yeri olmayanlarda gelsin biz ilgileniriz” ifadelerini kullandı.

Âşıkların usta çırak ilişkisinden de bahseden ve Efkari’nin torunu olduğunu söyleyen Âşık Keskin,bazı şiirlerimde Efkari’nin torunuyum derim. Benim ortaokul yıllarımda da birebir tanıyorum gerçek torunu değilim ama bir akrabalığımız varmış. Saz Üstadı değildi ama söz üstadıydı. Konya âşıklar bayramında birincilik almış birisi. 3 yıl birincilik almış 7 yıla yakın da jüri üyeliği yapmış birisi Efkari Baba sıradan biri değildi. Erzurum'un Kars’ın âşıklarının bizden Üstün yanı sürekli yazıyor olmaları. Bir zaman Reyhani gelmişti parkta beni gördü Şiir oku dedi kendi şiirini okudum ezberlediğimi öğrenince “benim şiirim bile ezberlediysen sen boş insan değilsin” dedi. Biz onlar gibi olamayız tabii. Bade içme mevzusuna gelince nesil geçtikçe yozlaşıyor. O dönemlerde insanların işi buydu. Bugün bu memleketten ne Derviş geçer ne pir geçer. Gündüz ne işle uğraşırsanız gece de o işi devam ettirirsiniz. Ben de Bade değil ama bir kelime bulurum ama ardı gelmez bir kelime için ilerlemeyen şiirlerim vardır. Birkaç defa rüyama girdi benim, hiç düşünmeden kalkıp devam ettirdiğim oldu. Bence öyle bir Pir olduğunu düşünmüyorum, insanın kendi aklında geçirdiği düşüncelerdir. İçmiş kadar olur insan Çünkü Cenabı Allah vergisidir. Biz bir şey içmedik ama bizim memleketimizin suyu da badeden aşağı değildir” şeklinde konuştu.

 

AKSU Gurubunu edebiyat atölyesine çevirdiklerini ve her yazar ve şaire imece usulü yardımlaşarak kitap çıkardıklarını belirten Yazar Oktay Köse, gurubun faaliyetlerinden şu şekilde bahsetti:Biz AKSU'yu atölyeye çevirmeye çalıştık ve atölye güzel çalışıyor. Devlet işi gibi sabah 8'de herkes hazırlık yapıyor konu belirleniyor gece 12'ye kadar yazma, çizme, toparlama işleri yaklaşık 100 kişiye yakın bir grup bu atölye çalıştırmaya çalışıyoruz. Güzel bir yol kat ettik. 11-12 şairimizin kitabı çıktı Türkiye'de İmece usulü ile yazara Şaire kitap çıkarmak Türkiye'de bir ilktir. Başka alanlara da örnek olsun insanlar bir araya gelip duygu düşüncelerini ve sevgilerini birleştirirse neler olur Bunun örneğidir. Bu yüzden bunu sürekli tekrar edeceğim harika bir iş başarılar bizde O grubun içerisinde birer neferiz. Biz İmece usulü kitap çıkarırken buna ihtiyaç duyulduğu için yaptık. Gerçekten de birçok değerli kalemimiz yazıyor Sandığa koyuyor veya yazıyor kitaplığa koyuyor orada kalıyor. Çünkü külfetli bir iş takip gerektiren, edebi anlamda kontrolü gerektiren, bakanlıktan izin gerektiren bir iş. Arkada görünmeyen o kadar çok aşama var ki bunlarla uğraşmak Her babayiğidin harcı değil. Ekonomik olarak da insanlar bunu kaldıramıyor. Bu açıdan özellikle sanata ve sanatçıya yazara Şaire Ozan'a destek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Zaten maddi imkânı olanlar Bu kitapları çıkarıyorlar. Ama özellikle Ozanlar için şair yazar grubu için kültür müdürlüklerimizden Valiliklerimizden bir şey istiyorum; kaynaklarımızın bir bölümünü sadece tanıtım adına afiş ve benzeri şeylere değil de Tarihte Uzun süre kalacak olan eserlere bütçe ayırabilirsek çok çok güzel eserler ortaya çıkacaktır. Sanata sanatçıya yaz Sahip Çıkalım diyorum. Söz Yazana kadar sanatçının şairin Ozan'ın kendine aittir. Ağzından çıkana kadar ya da kalemden çıkana kadar kendine aittir, çıktıktan sonra artık Kim istiyorsa onundur yani toplumun malıdır. Bir şeyi vurgulamak istiyorum biz ticari kaygılarla iş yapmıyoruz, biz gönül insanıyız yüreğimizden süzülüp kalemizde dökülen kelimelerin Acaba bir yere faydası olur mu diye düşünen insanlarız. Birçok dostum biliyor geçtiğimiz Temmuz ayında iki kitabım birden çıktı. Kitabın birinin tüm gelirlerini Ardanuç Engelliler Derneğine bağışladım. Sayın valimle görüştüğümüzde “varsa kenardaki şiirlerin bir kitap yapalım” dedi Ben de Sayın valimizin sözünü kenarda saklanması şartıyla kabul ettim. Gelecek süreçte yine ikiz kitap çıkaracağım ve yine kitapların birinin tüm gelirleri Ardanuç Engelliler Derneği adına olacak. Başka bir konuda şu; buradan duyurmuş olayım destekçi bulabilirsek, maddi anlamda katkı bulabilirsek Ersin yeni benim başlattığın akımı devam ettirmek istiyor. Çıkaracağı ilk şiir kitabının gelirini Artvin engelliler Derneğine bağışlamak istiyor. Sayın valime çağrımdır benim En azından Artvin Engelliler Derneği yararına olacağı için Ben hakkımı Ersin yeniye devretmek istiyorum. Ersin Yeni kitabını çıkarıp kaç adet baskı isteniyorsa içinden 40 50 tane eşine dostuna hediye edebilmesi için veririz diğerlerinin tamamını Derneğimize teslim edilir gelir kaynağı olur diye umuyorum.”