YEREL
Giriş Tarihi : 11-12-2021 13:33   Güncelleme : 11-12-2021 13:33

BU SESİ SUSTURAMAYACAKSINIZ

BU SESİ SUSTURAMAYACAKSINIZ

Halkevi Hopa şube başkanı Volkan Altınkaya bir basın açıklaması yaparak AK Parti Hükümetini istifaya çağırdı.

“Artık yeter geçinemiyoruz. Bu krizi bu halkın sırtına yüklemekten artık vazgeçin” vurgusunun yapıldığı basın açıklamasında “Artık sadece nefes almak değil insanca bir yaşam istiyoruz. Öfkeliyiz ve öfkemiz artık korku dağlarını aşalı çok oldu. Memleketin dört bir yanında geçinemeyen işçiler sağlık emekçileri, öğretmenler, kadınlar, üreticiler bir yanda okuyup bir yanda çalışmak zorunda kalan üniversite ve lise öğrencilerinin, yaşam alanları yağmalanan üreticilerin sesi ülkenin dört bir yanından yankılanıyor.Bu sesi susturamayacaksınız. Ve bu ses yankılanmaya devam edecek hep birlikte mücadele ederek bu karanlığı yırtacak ve krizi halkın sırtına yüklemeye çalışanlardan hesap soracağız!” denildi.

Halkevi Hopa şube başkanı Volkan Altınkaya yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Karanlık sabahlara uyanıyoruz çoğumuz ailesine bakmak için sevmediğimiz işlerde çalışıyor yorgun ve tükenmiş şekilde geldiğimiz işyerinden hastaneden okuldan, tarladan yine bir karanlığa geçinemediğimizin yüzümüze vurulduğu yoksul evlerimize mahallerimize dönüyoruz.

Karanlıktan çıkmaya çalışıyoruz ancak bir bakıyoruz ki fotoğraflar çıkıyor karşımıza fotoğrafın bir köşesinde bir ayağı villalarda diğer ayağı lüks otomobillerde kokain çekenlerin Türkiye’si diğer yanda her geçen gün zamlarla hayatı zindana çevrilen emekçilerin Türkiye’si.

Bir yanda evini nasıl ısıtacağını, kömürü, odunu nasıl alacağını kirasını nasıl ödeyeceğini, evine ekmek nasıl getireceğini çocuklarını nasıl okutacağını düşünen enlerin Türkiye’si, diğer yanda milyarca maaşı yetmeyip ayrı ayrı kurumlardan 80-100bin tl maaş almanın yollarını bulup ülkeyi yöneten AKP’lilerin ve yandaşlarının ülkesi.

Bir yanda yardım için gittikleri kamu kurumlarında kapılar yüzlerine kapanan yoksullar.Diğer tarafta sırf AKP’li olduğu için kapı çalmadan içeri girip işlerini yürütenlerin ülkesi.

Bir tarafta milyon dolarlık uyuşturucu ticaretine adı karışan bakanların bürokratların ve milyon dolarla gençlerimizi zehirleyen mafya bozuntularının Türkiye’si bir yanda barınamayan gençler diğer yanda sırf AKP gençlik kolları üyesi olduğu için özel yurtlarda günü gün edenlerin ülkesi.

Bir tarafta emeği yok sayılan parasızlıktan boşanamadığı için şiddet gördüğü evlere dönmek zorunda kalan kadınların Türkiye’si diğer tarafta kadınların kazanımlarıyla kendilerine koruma kararı çıkarttıran erkeklerin Türkiye’si.

Ne güzel fotoğraf değilmi içimizi karanlığa boğan bu fotoğrafın en gerçeğini yaşayanlar yani bizler.

Her gün yetmez buda yetmez hiç yetmez daha çok zam deyip ülkeyi yoksulluğa, halkı intihara sürüklüyorlar.

Benzine zam yetmez motorine zam yetmez diyorlar bu krizin faturasını halka dayatmaya çalışanlar her gün yeni bir zamla karşımıza çıkıyor. Yetmezmiş gibi ekonomik krizle birlikte halkın verdiği vergiler sağlık hizmeti almasına yetmiyor. SGK ödemesi kapsamından çıkarılan ilaçlar ve yılbaşından sonra zam gelecek diye piyasaya sürülmeyen ilaçlardan kaynaklı hepimizi büyük bir ilaç krizi bekliyor.

Öğretmenler ve sağlık emekçileri artık artan iş yükü yüzünden ya mesleklerini bırakmak zorunda kalıyor yâda istifa ediyorlar. Ülkede atanamayan binlerce öğretmen, sağlık emekçisi iş bulamayan üniversite öğrencisi ya inşaatlarda yâda bilmedikleri bir işyerinin karanlığında hayata veda ediyor.

Üniversite öğrencileri yurt bulamadığı için sokaklarda kalıyor. Kalacak yerleri olmadığı için sokakta kalmalarına dahi tahammül edemeyen iktidar polis şiddetini devreye sokuyor. Aynı zamanda okumak için aldıkları kredileri ödeyemedikleri için haciz ve icra ile baş başa kalıyor.

İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri her gün gelen kırtasiye zamları ve kantin zamlarıyla artık başa çıkamıyor aileler çocuklarını nasıl okutacaklarını kara kara düşünürken bazıları çocuğuna defter kalem alamadığı için intihara sürükleniyor. En temel ihtiyaçlarımız olan yağa, süte, peynire, ekmeğe, tüpe, una zam üstüne zam yaparak hayatımızı mahvediyorlar.

Ülkenin gelir kaynakları yandaş şirketlere garanti ödemeli sermaye projelerine peşkeş çekilirken faturasını ödeyemeyen halkın elektriği suyu kesiliyor ama Cengiz’in limak’ın kolinin milyarlık vergi borçları siliniyor.

Halkın yaşamsal ve acil ihtiyaçlarına kaynak ayırmayan iktidar AFAD’a 2,4 milyar TL ayırırken şükretme fetvalarından başka hiç bir işe yaramayan diyanete 16,1 milyar TL ayırıyor. Kendileri her gün saraylarında ejder meyveleri yiyenler.

Geçinemeyen evine ekmek götüremeyenlerle dalga geçer gibi porsiyonlarınızı küçültün, bayat ekmekten lezzetli yemekler yapın diyerek dalga geçer gibi tavsiyelerde bulunuyor.

Her geçen gün hayatlarımızı daha yaşanmaz hale getiren AKP genel başkanı bir sureden örnek vererek diyor ki ’’ sizi biraz korku ve açlıkla mallardan ve canlardan ve ürünler den eksiltmekle deneriz ‘’ oda yetmiyor yastık altındaki dolarları ve altınları çıkartın diyor.

 Yani demek istiyor ki herkes hayatlarından biraz feragat etsin bizde diyoruz ki feragat etmesi gerekenler biz değil sizlersiniz.

 İlk önce dolar bazında ihale verdiğin 5 li çetenden daha sonra 8-10 maaş alan bürokratlarından ve uçaklarından feragat et.

Çarçur ettiğin deprem vergilerinin, kaybolan 128 milyon doların devlet-mafya ilişkisi ile ortaya savrulan milyon dolarların hesabını ver Erdoğan!

Artık yeter geçinemiyoruz. Bu krizi bu halkın sırtına yüklemekten artık vazgeçin.

Bu krizi yaratan sizlersiniz ve bu krizden kurtulmanın tek yolu var oda istifa etmeniz ve ülkeyi terk etmenizdir.  Her geçen gün daha çok yoksullaşıyoruz. Ne zaman markete Kasap’a manava gitsek bu gerçekle yüzleşiyoruz. Bizim ne TÜİK’in nede iktidarın yalanlarına karnımız tok.

İşçiler, kadınlar, işsizler, öğrenciler, emekliler, asgari ücretliler kısacası bu halk artık geçinemiyor.

Artık sadece nefes almak değil insanca bir yaşam istiyoruz. Öfkeliyiz ve öfkemiz artık korku dağlarını aşalı çok oldu. Memleketin dört bir yanında geçinemeyen işçiler sağlık emekçileri, öğretmenler, kadınlar, üreticiler bir yanda okuyup bir yanda çalışmak zorunda kalan üniversite ve lise öğrencilerinin, yaşam alanları yağmalanan üreticilerin sesi ülkenin dört bir yanından yankılanıyor.

Bu sesi susturamayacaksınız. Ve bu ses yankılanmaya devam edecek hep birlikte mücadele ederek bu karanlığı yırtacak ve krizi halkın sırtına yüklemeye çalışanlardan hesap soracağız!”