YEREL
Giriş Tarihi : 30-10-2021 19:15   Güncelleme : 30-10-2021 19:15

“BÜTÜN MAĞDUR DEVLETLERİN KAHRAMANIDIR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK”

“BÜTÜN MAĞDUR DEVLETLERİN KAHRAMANIDIR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK”

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Ayla Varan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Gazeteci Yazar Ümit Zileli’yi Artvin’de ağırladı. Ayla Varan öncülüğünde gerçekleştirilen söyleşide Gazeteci Yazar Ümit Zileli, günümüz Türkiye’sinde önemli noktalara değindi.

Zileli “Bu emperyalizme karşı verilen bir savaştır. Dünyanın bütün mağdur Devletleri’nin kahramanıdır Mustafa Kemal Atatürk. Mustafa Kemal, 21’inci yüzyıla da kendini taşıyabilmiş bir lider onun fikirleri bizim yeniden yolumuzu çizen fikirler haline geldi. Mustafa Kemal bir dehadır” dedi.

Ümit Zileli’yi Artvin’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Avukat Ayla Varan, söyleşi ile ilgili şu ifadeleri kullandı. “Zileli ile cumhuriyetin kuruluşu, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve günümüz Türkiye’si hakkında birçok konuda güzel bir söyleşi yaptık. Değerli Ümit Zileli ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum”  

2017’de yapılan referandumun demokrasiden uzaklaştırdığını belirten Varan, yeni sistemle “yüksek yargının Anayasa Mahkemesine diğer yüksek yargı organlarının yapısını bir günde değiştirebilir” diyen Avukat Ayla Varan, “Atatürk Cumhuriyeti'nin Cumhuriyetle yönetilen devletlerin olmazsa olmazı Her birimizin kırmızı noktası takdir edersiniz ki; demokrasi ile yönetilen bir devlet olmamızdır. Son 10 yıldır demokratik çizgimizde bir çalkalanma demokrasiden geriye dönüş, demokrasiden uzaklaşma şeklinde bir sürecin ortasındayız. Aslında bu birçok devlette olan bir şey hatta bu ülkelerde seçimler yapılır. Her şey normal gibi görünür ancak bizim de içinde bulunduğumuz tüm bu ülkelerde ortak nokta şudur ki temel hak ve hürriyetler sıklıkla ihlal edilir. Yargıya müdahale edilir, medya ele geçirilir çok daha önemsediğimiz yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışılır. Tüm bunlar olurken yargının bağımsızlığı da tartışılırken üniversitelerin özerk ve bağımsız yapısı değiştirilirken aslında birinin ihlalinde bile demokrasinin gerilediğini görüyoruz. Peki, ne yapılabilir; asıl olan şudur anayasa hukukçuları bizler de demokratik gelgitleri demokratikleşme dalgaları şeklinde açıklarız ters dalga geldiğinde birçok şey ters gider. Hatta bizdeki 2017 referandum dönemi ters dalganın içinde olduğumuz bir dönemde yapıldı. Normalde referandumlar demokrasiyi güçlendiren şeylerdir ama anayasa değişikliklerinde çoğunluk aramadığı için insanlar anayasayı da değiştirir bir sürü antidemokratik uygulamaları sanki yasaya uygun demokratik bir yol olan referandumla yapmışlar gibi yansıtırlar. 2017'de bir demokratik yol gibi görünen referandumla aslında demokrasiden biraz daha uzaklaştırıldık. Neler oldu; yüksek yargının Anayasa mahkemesine diğer yüksek yargı organlarının yapısını bir günde değiştirebilir. Aralık ayında bir seçim yapacağız bir meslektaşımızı da Anayasa Mahkemesi'ne göndereceğiz. Bizi arayan aday arkadaşlarım şunu söyleyebiliyor “meclisten geçebilecek bir aday” meclisten geçebilecek bir aday istemiyoruz. Meclisten geçebilecek aday siyasi argümanla konuşacak biri olacak bunu istemiyoruz. Benim 2017'de referandum gecesi aklımda mühürsüz oy pusulaları sandığa girdiğinde 2 ya da 3 saat sonra Yüksek Seçim Kurulu'ndan gelen sinyalin bu oyların geçerli olduğunu söylediği an artık toplumun önde gelen isimlerinden bir kıvılcım bekledik. Boğaziçi'nin Rektörü için o kıvılcımı yakan Boğaziçili gençler çok iyi biliyorlar ki 2017'deki referandumda bütün üniversitelerin rektörleri atandı. Oysaki biz hiçbir üniversite atanmış rektör istemiyorduk. Biz illerimizde üniversite öğrencilerine destek yürüyüşleri yaptık ama ilimizdeki üniversitenin Rektörü de iki dönem atama ile geldi. İnanıyoruz ki bu ters dalga normalleşme sürecine girecektir, bu ters dalda normale döndüğünde Bizler kurucu felsefemiz de Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına dayalı yönetim anlayışımızla yeniden Kuvay-i Milliye ruhuyla yeniden canlanacağız. Bunu yürekten diliyorum yürekten istiyorum O potansiyel de bizler de var diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

 

“Biz Bu Cumhuriyeti Sokakta Bulmadık”

Zileli, “Benim dönek veya Paydaş sıfatıyla tabir ettiğim bazıları hep şunu dediler; “Kurtuluş Savaşı diye bir şey yoktur, bu sadece Türk-Yunan savaşıdır” Biz de bu adamlara dönüp soruyoruz; Türkiye'nin dört bir yanı İngilizler Fransızlar İtalyanlar tarafından işgal edilmişken, başkent İstanbul hem halife hem padişah olan kişinin oturduğu saraya işgal gemileri toplarını çevirmişken, İngiliz uçaklarından Mustafa Kemal’in Arkadaşları için idam kararı fetvaları atılırken, ağır silahı, uçağı ile ilgili İmparatorluğu'nun vurucu gücü olan Yunanistan tarafından işgal edilmişken bu mudur Türk Yunan Savaşı? Böyle bir rezilliği nasıl olur da önümüze koyarsınız diyoruz?” diyerek konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Amerika Sovyetler yıkıldıktan sonra Dünyanın tek gücü haline geldi. Bunların karşısında ulus-devletler engel olarak duruyordu. Ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bizim üçüncü dalga emperyalizm dediğimiz küreselleşmeye uydurarak Kent Devleti modeline geçmeyi düşünüyorlardı. 180 yerine artık bin 80 kent olmalı. Kent devletlerinin ordusu olmayacak güvenlik güçleri olacak, altyapısı yapılacak teknolojisine yardımcı olacak bunlar hizmet verecekler bunun adı yeni tip sömürgecilik bir diğer adı kölelik sistemidir Türkiye'yi buraya itmek amaç. Bu iktidar 20 senelik sürecinde bu projelerin lehine çok çalıştı. Türkiye'nin bütün emek verdiği projelerin hepsini ya sattılar ya yıktılar ama bu kadarını becerdiler. Siyasal İslam'ın gözünde Türkiye bir darülharp ülkesidir. Ülkeye maddi, manevi, vicdani olarak verdikleri zararın haddi hesabı yok.”

“Cumhuriyet Çok Badireler Atlattı”

Başkanlık sistemine geçilerek tek adam rejiminin uygulandığını belirten Ümit Zileli, “Biz cumhuriyeti koruyamadık biz cumhuriyetin yıkılmasına bile seyirci kalmak durumunda kaldık” diyerek, “Yıllarca bu süreç böyle yürüdü paydaşların da bu süreçte çok azımsanmayacak katkıları oldu, bunlarla işleri bittiği zaman da onları çöpe attılar. Siyasal, toplumsal ve ekonomik olarak da cahil davranıyorlar. Bunların en iyi yaptığı şey ihaleler ki artık ihale bile yapılmıyor 203 defa ihale yasası değiştirdiler artık davet usulüne döndü. Mağdur edebiyatı yapmakta çok iyilerdi artık halkın sabrı kalmadı. O yüzden bu adamlar gidecekler. Cumhuriyet Türklerin son sığınağıdır. Bizim gidecek yerimiz yok o yüzden üstüne titrememiz gereken topraklar bu topraklar. Bizim milletimiz ayağa kalkarsa bir daha oturmaz milletimiz ayağa kalktığında tarihin seyrini bile değiştirebilirler o yüzden bizim milletimize çok güveniyorum. Bu tek adam rejimi nasıl geldi? 2006 yılında Başkan Bush’a rapor veriliyor Türkiye bizim için çok önemli bir memleket ama başımızı ağrıtıyor zorlanıyoruz, O yüzden başkanlık sistemine geçmesi lazım diyorlar. Türkiye 2014 yılında başkanlık sistemine geçti 2014'te daha yasası bile olmadan tek adam olarak geldi. 2 sene olağanüstü hal içinde yaşattılar ülkeyi o dönem içerisinde referandumda yaptılar istediklerini atıp istediklerini sattılar FETÖ'cüleri atıyoruz diye aralarda birçok Atatürkçüyü işten çıkardılar. Yine olmadı neden olmuyor çünkü Türkler ne kadar birlik halinde olduklarını gösteriyorlar Birlik her zaman önemli kendi aramızdaki torunları bir kenara bırakıp önce zalimliğe karşı birlik beraberlik halinde hareket etmeliyiz. Biz çok acılar çekmiş bir toplumuz yüzyıllarca bu ülkenin halkı çok acılar çekti. O acılar bizim kültürümüzde ağıt oldu, hikayeler destanlar halini aldı ve insanlar hep çocuklarına ve torunlarına bunları anlattılar. Ama Kurtuluş Savaşı bir destan değildir Kurtuluş Savaşı gerçektir biz o gerçeği bilerek çoluk çocuğumuzu haysiyetli bir ülkede yetiştirmek istiyorsak namuslu onurlu yurttaş olarak yetiştirmek istiyorsak tek çıkış yolu birlik olmaktır. Birlik olduğumuzda karşımızda hiç kimse duramaz” şeklinde konuştu.

HATİCE DİLER