YEREL
Giriş Tarihi : 15-07-2021 10:27   Güncelleme : 15-07-2021 10:30

Çıraklıktan Ustalığa Doğru Adım

“İş bol fakat alt kademelerde kimse çalışmak istemiyor ” diyen Pekal, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Çıraklıktan Ustalığa Doğru Adım

Sanayi esnafını günümüzde çırak ve kalfa arama sorunları gün geçtikçe artmakta. Alttan yetişen çırakların kendi iş yerini açması sonucu ülkemizde çıraklık ve kalfalık denilen işçi grupları neredeyse tükenme aşamasına gelmiş boyutta konu ile ilgili 1986’dan itibaren çırak olarak başlayan ve sanayide yıllarını geçiren Usta Yurttaş Pekal, Pekal Otomobil Tamirhanesinde şimdi ki çıraklık sorunlarının en büyük kaynağına yer verdi. Pekal, yaptığı açıklamalarda eğitim sisteminin yanlış olmasına ve devletin yeni düzenlemeler yapmasına yönelik gerekçeleri belirtti. 

Bizim zamanımız

Pekal, kendi zamanlarındaki çıraklık sürecini şu ifadeler ile anlattı “ 1986’daki dönemde çıraklık, eti senin kemiği benim misaliydi ama şimdi çıraktan bir şey getirmesini isteyince hemen kaçıyor veyahut şimdilerde sanayide yağın ve pisliğin içerisinde durmak istemiyorlar. Bu konuda çalışmak istemiyorlar benim verdiğim ücreti mesela İŞKUR veya başka birisi verdiği zaman orada çalışıyorlar ama benim aynı verdiğim ücrete karşılık çalışmıyor. Asgari ücreti ben verdiğim takdirde çalışmıyor ama dışarıda çalışıyor nedenini bilemiyoruz fakat çırakta bulamıyoruz. Hiçbir işin, okulun bedelsiz bir kazancı yoktur şimdi bir öğretmen olmak için ilk önce ders çalışıyorsun sınavlara gidiyorsun o zorlukları görüyorsun ama öğretmen oluyorsun. Çıraklıkta şimdi öyle demiyorlar diyorlar ki, bol para alacağız, az çalışacağız diğer türlü çalışmak istemiyorlar. Devletin verdiği imkânlar, anne babanın verdiği imkânlar sisteme ters oluyor aslında 3-5 sene çırak çalış 3-5 sene kalfa çalış sonra dükkân aç kendi kendinin patronu ol ama yeni nesil çırak öyle demiyor. Ben bol para alacağım ve öyle çalışacağım ama biz ustalar 2 çırak çalıştırsak bile o bize külfet oluyor neden, ben çalışıyorum ama çırak sadece yerleri siliyor ondan ağır bir şey istemiyoruz ki sadece yerleri temiz tutuyor ve bu çıraklara biz yine para veriyoruz. Benim zamanımda biz  1 kuruş almazdık bu sefer çırak benim üzerimden para kazanmış oluyor otomobilde öyle bir sektördür ki, ağır bir sektör, zor bir sektör işi gücü çırağa bırakıp da kimse öyle para kazanamaz. Usta yapacak çırak izleyecek, görecek ki öğrensin yavaşça yapılan el işini, emeği görsün sonra birden ustalaşmış olacaktır. O açıdan zor ve tehlikeli bir meslek olduğu içinde çırağın üzerinden 3-5 sene para kazanamıyoruz zaten çırak işi de öğrendiği zaman gidip kendi dükkânını açıyor. Bol para almayınca iş yapmıyor ama dışarıdaki şartlara göre normal bir asgari ücret verdiğimizi düşününce bizde çalışmıyor sanayide çalışmak istemiyor ama dışarıda çalışıyor. Bu kez diyor ki, şartlar ağır sen beni çok çalıştırıyorsun veya akşam erken bırakmıyorsun hâlbuki koca delikanlı benimle aynı saate çıkıyor yani beraber çalışıyoruz ” diye konuştu.

Devlet eli

Pekal, eğitim sistemine ilişkin şu ifadeleri kullandı “ Eğitim sistemimiz yanlış, doktor olmak için veya öğretmen olmak için 10-15 yıl bir öğrenci okuyor. Sanayide öyle değildir bu durum çünkü bizim burada da eğitim sistemi yanlış olduğundan dolayı şimdi bir öğrenci 20 yaşına kadar okuduğu zaman 20 yaşından sonra o bireyi çalıştıramıyoruz. O birey zaten alışmış yemeğe, okula gitmeye, oturmaya ondan sonra evladım şunu ver dediğimiz zaman asıl zorluk oradan başlıyor. Çocuk küçükken farklı bir yöne alışmış, çıraklıkta farklı bir şey o açıdan zor bu noktada sanat okulları daha çok teşvik edilmeli. Bir avukat nasıl yetişiyorsa sanat okulları da özellikle teşvik edilmelidir, insanlar birbirinden ayrıştırılmamalıdır örneğin çalışmamanın tek sebebi sanayide çırakların sebepleri şu şekildedir, normal bir ustaya nasılsın ne yapıyorsun yaklaşım biçimi farklı yani paramla iş yaptırıyorum deniliyor. Bir başka öğretim görmüş kişinin bakış açısı farklı ondan dolayı bir çırak sanayide usta olmak için dahi çalışır mı, çünkü biz insanlar olarak farklı bakıyoruz. Durum böyle olunca da o çırak burada çalışmak bile istemiyor. Sanat okuluna vermek yerine hemen fen lisesine gönderilmek isteniyor bir çocuk niye sistem yanlış çünkü sanat okuluna giden çocuklar zayıf çocuk fen lisesindekiler ise zeki çocuk diye düşünülüyor. Olmaz, yanlış sen bunu yaparsan o zaman çocuk gelip sanayide çalışmaz. Sanat okulundaki çocuklarda eşdeğerdir, fen lisesindeki çocuklarda eş değerdir bir tanesi okumuş ve usta olmuş, fen lisesinden çıkan öğrenciye de aynı bakacaksın. Biz insanları farklı ayırıyoruz, devlet memurları ve diğer memurla el pençe ötekilerini görende yaparsın paramla yapıyorsun zaten misali olunca genç nesilde farklı görüp farklı yöne eğriliyor.  Sanat okullarının bir fen lisesi kadar değerli olması gerekiyor. Fen lisesi kadar değerli denir ama aslında değildir çünkü sebebi şu, fen lisesinde yüksek puanı alıyorsun, sanat okulunda ise en düşük puanı alıyorsun peki nasıl değerli oluyor ve aynı oluyor. Doktoru da zekidir, avukatı da zekidir, marangozda zekidir, çobanda zekidir. Gidip bir doktor çobanın yaptığını yapamaz 2 gün dağda duramaz. Çobana gelince sıradan bir insan ama okumuş birine gelince eller önde saygı duruşunda yerini alır. İnsanları ayırmadan kesinlikle eş değer bakıldığı sürece o zaman okulları biz lisede insanların orası popüler burası popüler diyerek bakmadığı sürece işe o zaman insanlar çırakta olur, ustada olur, öğretmen olur fark etmez. Tabii ki bir öğretmene veya bir savcıya saygı duyacak insanlar onlara karşı değiliz asla küçümsemek değildir niyetimiz ama insan olarak bakmamız gerekiyor. Öğretmen, doktor, çoban fark etmez insan olarak bakarsın herkes ayrıdır mevkii ye saygı duyarsın ayrı ama biz ona bakmıyoruz. Vali gördüğümüz zaman el pençe esnafı görünce “ oo naber ” diyoruz. Böyle olmaz vali makamında validir çobanda dağda çobandır ” dedi.

Sistem kalkınması

Pekal, sistem kalkınmasına yönelik şu açıklamaları yaptı “ Öğrencileri ilkokul bitmeden ayrıştıracaksın insanları. Futbol, tarım, eğitim, okul vs. insanları ayrıştıracaksın ve eşit bakacaksın ama lisede insanları o yöne yönlendireceksin. Üniversiteli 20 yaşında bir insanı ben çırak diye çalıştıramam, çalışmıyor yani 15 yaşında başlayacak ve de 15 yaşında başlaması gerekiyor. En büyük örneği benim kendi oğlum 14 yaşında kendi oğlumu yazın sanayiye götürüyorum, sokaklarda gezmesin diye sanayiye götürüyorum resmi kuruluş görüyor ve diyor ki, bu çocuk reşit değil çalışamaz. Benim oğluma bunu söylüyor 20 yaşından sonra getirip sanayide çalıştırsam çalışmaz o çocuk eline yağ değmemiş, gözüne toz konmamış o yüzden o çocuk çalışmaz. Devlet bile diyor çocuk çalıştıramazsın ama ben çocuğu ezer miyim, çocuğu zorlar mıyım fakat nasıl eğitim ilkokulda başlıyorsa sanayi, tarım vb. alanlarda da o yaşta başlamak zorundadır nasıl ki iyi bir lise için gece gündüz ders çalışıyorsa o zaman o çocuklarda 14 yaşında sanayiye, tarıma, marangozluğa eğitim için yönlendirilmelidir. Bu meslekleri küçümsemesin kimse çalışılacaksa çalışılacaktır el emeğidir bunlar yarın bir gün üniversite mezunu olunca işsiz kalmaz en azından gençlerimiz çünkü elinde bir meslek olur. Berber, marangoz veya sanayide bir alanda çalışan usta olur hiç yoktan kendini idare eder geçimini sağlar ve ailesine yük olmaz. Bir kafeye bir arkadaşı ile buluşacağı zaman elinde parası olur en azından ustasına yüzü kızarmaz o çocuğun usta demek baba yarısı demektir. Nasıl ki biz çocuklarımız için en iyisini isteriz ustalıkta aynıdır, usta demek bağırıp çağırmak demek değildir o çocuğun elinden tutmak ve ona yol göstermek hayatında doğru yolu bulması için nasihat verebilmektir. Usta ve ustalık bilge kişiler anlamına gelir aslında usta olmak bilge demektir. Ben kendi çocuğuma kimseye mahcup olmasın diye normal bir çırak gibi eğitim veriyorum ama devlet buna izin vermiyor zaten çırak bulmak zor ileride benim işimi devralacak bir elemanımda olmayacak eğer oğlum öğrenirse isterse devam ettirebilecektir. Bu devletin sorunu bizim sorunumuzda farklı bizimde şartlarımız zor ve bundan dolayı çocuklarımızı bu şartlara göre zorluyoruz aslında çırak yetiştirme konusunda biraz daha gençlerimiz gibi düşünmeye çalışmamızda gerekiyor onlardan bizlerde sorumluyuz bu konuda bize çok fazla sorumluluk düşüyor. Biz kendimiz gibi görüyoruz onları da 1986 devri gibi görüyoruz ama devir değişti. Bizler bu konularda daha esnek daha hafif davranmamız gerekiyor ” dedi.

Çırak bulamamadaki en büyük sorun

Pekal, eleman sorunlarının en büyük kaynağına yönelik şu açıklamaları yaptı “ İşsizlik diye bir şey yok, iş arayana her yerde iş var ve tercih var. Amele işlerinde kimse çalışmak istemiyor hep masa başında çalışmak istiyor. Türkiye’de iş sorunu yok nereye gidersen iş var ama işin ekonomik boyutu var. Ben iyi para kazansam elemanıma 5 bin 10 bin veririm ama ekonomimiz yok bizlerde sık iş yapabilsek zaten bu miktarı vereceğiz. Birde yeter ki benim verdiğim paranın hakkını verebilsin benim kazancımız elemanımdan kesmesinler bana az kesince elemanıma da az kesiliyor. Bu ekonomik boyuttur ama Türkiye’de işsizlik diye bir şey yoktur sadece ekonomi iyi olmadığı için alt kademede para miktarı da az veriliyor buna bende katılıyorum fakat bol kazanıldığı zaman parayı bol vermeyi bizde isteriz. Ben akşama kadar el emeği ile çalışıyorum onu da 2 ye böldüğün zaman ne kalırsa ortada o kadar oluyor. Bu durumda da bedel çok olup kazanç az olunca çırakta çalışmak istemiyor. İş çok ama alt kademede çalışan insan yok. Bugün aynı şartlarda bende verilen paraya çalışmam hem asgari ücrete geçim zor ama 5 binde verecek gücüm yok buda tamamen ekonomiye dayalı bir durum oluyor. Burada şu sıkıntı var, ekonomi iyi değil yani vatandaşın cebinde para yok ki ustaya para versin ustaya para veremeyince usta çırağa ne versin ama işsizlik denilen bir şey yoktur. İş bol, işçi bol fakat alt kademede çalışmak isteyen yok. Ekonomiden dolayı biz para fazla para veremiyoruz, bol para veremeyince de işçi çalışmıyor ” dedi.