YEREL
Giriş Tarihi : 13-09-2021 11:34   Güncelleme : 13-09-2021 11:34

En güçlü silah yine aşı

Delta ve Delta Plus varyantı nedeniyle artan vaka sayılarının azaltılmasında en güçlü olan silah aşıdır.

En güçlü silah yine aşı

Aşı yaptırmayanlardan istenen PCR testinin pandemiyle mücadelede yeteri kadar etkili olmayacak. Delta ve Delta Plus varyantı nedeniyle artan vaka sayılarına ilişkin değerlendirmeler:

Yeni varyantlara karşı hazırlanmak önemli

Delta ve Delta Plus varyantı hızlı bir şekilde yayılıyor fakat öldürücülüğü konusunda henüz yeterli bir bilgi yok. İlerleyen günlerde bu açığa çıkacaktır. Bu varyantın, aşı ile bağışıklanmış kişilerdeki davranış şeklinin de ne olduğu henüz tam netleşmiş değil. Önümüzdeki süreçte bu bilgiler bilim adamları tarafından çalışılan sonuçlar dünyayla paylaşılacaktır. Ancak Delta, Delta Plus ya da başka isimli bu varyantlar ne son olacaktır ne de bunların erkenden, önceden karakterleri tahmin edilebilecektir. O yüzden hazırlıklı olunması koronavirüsün varyantlarıyla uğraşmaktan daha önemli olacak şekilde tümünün kökünü yok edecek stratejilere sığınılması gerekir.

En güçlü silah, yine aşı

Yeni varyantlarla mücadelede en güçlü ve en önemli silahı aşıdır. Aşı yaptırmayan insanlara çağrımız şudur: Lütfen aşınızı yaptırın. Aşının bir tehlikesi yok. Bilim ne söylüyorsa onun sesine kulak verin. Ne kadar çok vatandaşımız aşılanırsa o kadar az yeni varyant ortaya çıkacaktır. Yani kendinizi aşılatmamakla sadece kendinize değil, bütün topluma, böyle yeni varyantların üremesi için zemin oluşturuyorsunuz. Bu büyük bir vebaldir ve sorumluluktur.

PCR testi aşının yerini tutmaz

Aşı olmayanlardan PCR testi istenmesi bulaşın önüne kısmen geçebilir. Fakat PCR testi yüzde yüz belirleyici olsaydı aşının yerini tutabilir denilebilirdi. Yüzde yetmiş, yüzde yetmiş beş oranında belirleyici özelliği olan bir testten bahsediliyor. Hâlbuki aşıda yüzde doksan, yüzde doksan beş oranında doğrudan hastalıktan bizi koruyan bir önlemden bahsediliyor. Aşının yerini asla tutmaz. Ama yine de insanların en azından hastalığın taşıyıcısı olmadığını belgelemesi, başka insanlara sorumluluğu olduğunu hatırlatması açısından önemlidir.

Okullar açık kalmalıdır

Okulların açılmasıyla beraber aşılamanın önemi bir kez daha anlaşılıyor. Milyonlarca çocuğumuzun okul ortamında kazanacağı sosyal beceriler çok önemlidir.  Gelecekte yetişkin insan olarak ülkemizi devralacak bu kişilerin kendini geliştirmeleri adına çok büyük kayıplar var. Sadece eğitim eksikliğinden de bahsetmiyorum. Burada konuşulması gereken başka konular da var. Sosyal yaralar. Avrupa Birliği’nin Hollanda, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin yer aldığı altı ülkesinde, geçen sene geniş boyutlu bir çalışma yapıldı. Sonuçları yayımlandı. Özellikle dezavantajlı durumdaki çocukların okuldan uzak kalmasının öyle büyük kayıplara yol açtığı anlaşıldı. Okulları ne pahasına olursa olsun açma kararı aldılar.

Okul ve aile iş birliği artırılmalıdır

Okullar açık kalmalıdır. Okul yönetimleri pandemiye karşı önlemler güçlendirilmelidir. Okul-aile iş birliği artırılmalıdır. Okulun, malzeme, altyapı vb. eksikliklerini de devlet bunu destekleyecektir elbette ama aileler de okullarına sahip çıkıp çocuklarının sağlığını tehdit etmeden bir bilim yuvası olma özelliğinde destek vermelidir.

Aşı tereddütü yaşayanlar iyi bilgiyle ikna edilmeli

Aşıya karşı tereddütü olan kişiler aşı konusunda bilinçlendirilmelidir. Doğru bilgiyi iyi yayma konusunda sorumluluk alınması ve o kişilerin bu çabalarını etkisiz hale getirilmesi, aşı tereddütü içinde olan insanların aşılanmasını sağlanması gerekiyor. Sorumluluğumuz burada başlıyor.