YEREL
Giriş Tarihi : 29-04-2021 10:06   Güncelleme : 29-04-2021 10:06

FAKİRİN HAKKI ZEKAT

Artvin Vaizi Mehmet Sıddık ÖZDEMİR “FAKİRİN HAKKI ZEKAT” başlıklı konu hakkında açıklamalarda bulundu.

FAKİRİN HAKKI ZEKAT

Özdemir yaptığı açıklamada. “İslam, insanın rabbi ile ve diğer insanlarla olan ilişkisini düzenlemek için gelmiştir. Allah, insanları bedenen farklı güçlerde yarattığı gibi mali açıdan da farklı tabakalarda yaratmıştır. Hiç şüphesiz bunun nedenlerinden biri de insanları bunlarla imtihana tabi tutmaktır. Yardımlaşma ve dayanışma bunun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Allah zenginlere, fakirlere yardımda bulunmayı; güçlülere de zayıflara kol kanat olmayı emretmiştir. Nitekim Allah ayeti kerimede şöyle buyurmuştur: Onların mallarında yardım isteyenlere ve yoksullara belli bir pay vardır.[1]  Peygamber efendimiz de (s.a.v.) muslüman toplumunu şu şekilde tasvir etmiştir: Müminler birbirini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vucudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlarda bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.[2] Zekat, toplumu oluşturan bireyler arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın araçlarından biridir. Ayrıca toplumsal, ruhsal ve mali açıdan da insanın din kardeşiyle ilişkisini düzenleyen önemli sosyal bir faaliyettir. Hadisi şerifte belirtildiği gibi zekat, İslamın bir rüknüdür : İslam beş esas üzerine kurulmuştur. Allahtan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Kâbe’yi ziyaret etmek ve Ramazan orucunu tutmak.[3] Zekat, sözlükte artma, çoğalma ve temizleme anlamlarına gelmektedir. Buna göre zekatı verilen mal, bereketlendiği için bu adı almıştır. Diğer bir görüşe göre de muhtaçların hakkı olan paydan arındırdığı için bu adı almıştır. Zekatın meşru kılınmasında birçok hikmet yatmaktadır. Bunların bir kısmı iman, ahlak, ibadet ve terbiye ile ilgili iken diğer bir kısmı da ekonomik ve toplumsal hedefleri gerçekleştirmekle ile ilgilidir. Zekatın hikmetlerini şu şekilde özetleyebiliriz.

  1. Zekat, zekat vereni cömertliğe alıştırır ve zekat verenden cimrilik duygularını söküp atar. Bununla birlikte zekat, zekat verende ‘Zekat, malı arttırır ve malı hiçbir şekilde eksiltmez’ inancını yerleştirir.
  2. Zekat, Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirir.  Müslümanlar arasındaki sevgiyi arttırır. Farklı guruplar arasında ülfetin oluşması için önemli bir rol oynar. Peygamber efendimiz, zekatın bu yönüne şu sözüyle işarette bulunmuştur: Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.[4] 
  3. Zekat, fakirlikle baş etmede önemli bir katkı sunar. Fakirler için gerekli olan yiyecek, içecek, giyecek ve meskeni temin eder. Böylece toplumun tabakaları arasında toplumsal farklılıkların azalmasına vesile olur.
  4. Zekat, yeni vazifeler temin etmekle, işçilere gelir kaynaklarını sağlamakla, işçilerin güçlerine ve yeteneklerine uygun projeler üretmekle işsizliğin artmasına engel olur.
  5. Zekat, toplumun gurupları arasında kalplerin kinlerden arındırılmasına ve nefislerin tezkiyesine vesile olur. Fakirlerin zenginlere karşı kin ve düşmanlık beslemesine engel olur. Zekat sayesinde fakirler, kendilerini zenginlerle ortak görürler ve bu sayede malı korumaya özen gösterirler. Neticede zengin ile fakir arasındaki kardeşlik bağı daha da pekişmiş olur. Tövbe süresi, zekatın bu hikmetini şu şekilde ifade etmiştir: Onları arındırmak ve temize çıkarmak üzere mallarından sadaka al.[5]
  6. Zekat, ekonominin gelişmesine, düzenlenmesine, zenginlerin mallarını korumasına vesile olur.” İfadelerine yer verdi.

Ayşe ÖZDER