YEREL
Giriş Tarihi : 07-07-2021 10:04   Güncelleme : 07-07-2021 11:27

"Geleceğe İmza Bırakalım"

Artvin’in yapılaşmasına yönelik açıklamalarda bulunan ve daha güzel bir gelecek hayali kuran Mimar Kübra Kutay, yapmış olduğu açıklamalarda geleceğe ışık olan ifadeler kullandı.

Günümüzde adım, adım çalışmaların yapımına yönelik planlamalar yapılsa da dışarıdan bakıldığı zaman çok fazla eksikliğin Artvin’de görüldüğü gözler önünde denilebilir. Kutay, yapılaşmaya yönelik şu açıklamalarda bulundu “  aslında şehir hepimizin bir insan yaşadığı şehirde huzurlu ve mutlu olmak ister. Uyandığı zaman yürüyebilmek ister veya arkadaşları ile oturabileceği güzel alanlar ister o yüzden bu tür şeylerin olması insanı çok mutlu ediyor. Artvin’de park alanları ve insanların ağacın altında oturup sohbet edebileceği bir meydan yok aslında var fakat bu meydanda bulunan yaş kitlesi yüksek genelde hem kadınların hem de çocukların bulunabileceği bir meydan çalışması ve park alanları yapılması çok güzel olur. Baktığımız zaman Artvin çok düz bir şehir değil eğimi fazla olan bir şehir ondan dolayı doğanın içinde insanların yürüyerek de ulaşabileceği mesire alanı gibi yerlerin yapılması çok hoş olur. Bir şehirde illa deniz olması gerekmiyor, mesela yanlış yaptığımız şeylerden bir tanesi de başka şehirlerde gördüğümüzü Artvin’e uyarlamaya çalışıyoruz ama olmuyor çünkü o başka bir şehrin yapısına ait oraya göre tasarlanan projeler onlar. Bazı şeyler için geç kalınmış gibi fakat rengârenk şehir burası yeşilliği bol olan güzel iklime sahip olan bir şehir başka yerlerden görülenleri değil şehrin kendisine ait özellikleri yani artıları kullanarak eksileri kapatmak önemli olan konu artık bundan sonra ne yapabiliriz diye konuşabiliriz ” dedi.

Tek fırsat

Kutay, elinden gelenin en iyisini yapacağına yönelik şu açıklamaları yaptı “ sonuçta her şey finansal konu değil. Ben mesleğimle ilgili biraz duygusalım, benim için her şey para değil. Keşke bir fırsat verilse ve bende elimden geleni Artvin için yapabilsem yani sonuçta dönüştürme anlamında uzman değilim ama en iyisi için elimden geleni ardına koymam ve de bana gelen işlerde dâhil hangi iş olursa olsun her birinde 10’dan fazla düşünüyorum çok fazla uğraşıyorum. Yurt dışından ve yurt içinden takip ettiğim siteler var, mimarlar var bakıyorum ki yanlış karar vermeyeyim diye mesela arkadaşlarımda da çok fikir alıyorum onların gözünden nasıl bir çizim olmuş diye soruyorum 3+1 konut çiziyor olsam bile farklı fikirler alır sorarım. Önemli yani okuyorum, soruyorum, araştırıyorum çünkü yaptığınız bir yapıyı insanlar yıllarca görecek ve sizin yaptığınızı elbet bilecekler dünyaya bir iz bırakıyorsunuz aslında bu işi yaparken bir miras bırakıyorsunuz. Bu aralar pandemiden dolayı online eğitim oldu mesela bunlara katılmaya çalışıyorum. Bazen Youtube’dan açıyorum orada farklı ülkelere gidip gezen insanları izliyorum. Ben bu konuda duygusalım açıkçası sonuçta ben elbet bir gün öleceğim ve burada yaptığım küçük bir yapı kalacak. O yapıyı benim çocuklarım görecek, torunlarım görecek böyle uzun yıllar yeni gelen nesiller görebilecek bence çok önemli bir şehre kattığınız küçük bir yapı bile olsa çok fazla değer, önem taşıyor benim için mesela onu gören insanlar iyi ki yapmış desinler takdir edilsin. Acımasız bir şekilde bir şeyler yapmamız lazım daha ince düşünüp en iyisini yapmamız lazım ve acımasızca bir yapıya veya bir şehre zarar verildiğinde ben bu konuda çok üzülüyorum. Bizim okulun mimarı vardı bir tane kendisi vefat etti ve onun bir sözü vardı ben onu çok seviyorum çok iyi mimar verdiği kararlarda çok iyiydi demiş ki, “ yapılana kadar, iş bitene kadar kafamda halen yıkarım onu ” demiş. En iyisi olana kadar sürekli kafamda onu yıkarım yeniden yaparım derdi. Bence çok başarılıydı bu yüzden bende bu sözü örnek alıyorum birebir kendim için idolüm diyebilirim. Sonsuza kadar kalacak bir eser için bir emen için ne kadar zaman ayırdığının bir önemi yok çünkü en iyisi olan bir eseri herkes hayranlıkla yıllar boyu merak edecektir. Keşke herkes bu konularda hassas olsa, biraz daha düzgün şekiller oluşturabilsek. Benden daha çok bilgili, tecrübeli insanlar vardır bu konularda ben sadece kendi vizyonumla, kendi özelliklerimle hizmet vermeye hazırım ama ben hiçbir zaman tam oldum demedim kendime daha fazla yolum var o yüzden yaşadığımız şehri de güzelleştirecek olan bizleriz başkaları değil, imza bırakalım dünyaya ve bir şehre imzamızı atalım istiyorum ” dedi.

Kutay, çizim yeteneği ve ileri becerilerin mimarlık için önemine yönelik şu açıklamalarda bulundu “ İleri çizim yeteneğine sahip olunması gerekmiyor. Benim öyle ileri düzey çizim yeteneğim yoktu ama bence olursa o kişi için bir artı olur. Ben iyi bir çizim ile kişiye anlatmakta rahatsızlık yaşayacağım için daha iyi anlatabilmek ve profesyonel görünmek için bilgisayara geçiyorum ama direkt bir yeteneğin olsa profesyonel görünecek kadar yeteneği olsa bir kişinin onun için iyi bir artı olmuş olur. Yetkinlikler kısmından bahsedecek olursam biraz entelektüel, yaratıcı ve hayal gücünün ötesinde bir dünyaya sahip olması iyi bir artı olur gerçekten. Herkes aynı olmak zorunda değil tabii ki bu benim artı olarak gördüğüm ve eğer bu mesleği yapmak isteyenler olursa diye kendilerine katabilecekleri artılardır bunlar tabii herkes farklı ve aynı olacak diye bir kural yok ama dediğim gibi bunlar artılardır. Mesela yenilikçi, özgür düşünceye sahip, hayallerinin sınırı olmayan başka şehirler yaratabilecek insanlar olmalı aynı zamanda insan ilişkilerimizde iyi olmalı, onlar dinlemelisin sadece senin bildiğin doğru değildir. Farklı tarzda insanlara hizmet verdiğin için onu iyi analiz edip kendi imzanı da katıp bir şeyler yapabileceğini göstermek ve sunmaktır “ dedi.

Mimar değerlendirmesi

Kutay, Avrupa ve Türkiye’de eğitim gören mimarların arasındaki farklara şu ifadeler ile açıklık getirdi “ Ben Erasmus’la gidemedim çünkü biraz daha okulum uzayacak gibiydi onu uzatmak istemediğim için maalesef ondan vazgeçtim. Ben orada eğitim almadığım için tam olarak karşılaştırmam doğru olmaz ama Avrupa’dan bize gelen arkadaşlarımız vardı. Bizim okulumuzda daha çok zorlandıklarını söylediler yani eğitim olarak benim okuduğum okul açısından söylemem gerekirse yarışıyoruz diyebilirim. Bizim ODTÜ’de öğretmenlerimiz Amerika’da veya işte İngiltere’den falan eğitim görüp gelmiş olması lazım doktora yapıp gelmek zorundalar dolayısıyla onlar daha rahat karşılaştırabiliyor ve bize o düzeyde eğitim vermeye çalışıyorlar yani okulumuzun mottosu ’da bu dünya üniversitesi sadece mimarlık için demiyorum Teknokent var orada da birçok proje var. Sadece mimarlık değil okul bir şekilde dünya standartlarında belli bir sıraya gelmeye çalışıyor. Bunun için benim okuduğum üniversitede yani ODTÜ’de öğretmenler ve yönetim olarak elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan insanlar ile öğrencilere eğitim veriliyor “ diye konuştu.