YEREL
Giriş Tarihi : 23-08-2021 12:44   Güncelleme : 23-08-2021 12:54

Gelenek kaldığı yerden devam ediyor

Artvin Geleneksel Boğa Güreşlerini Yaşatma ve Yaylalarını Koruma Derneği Başkanı Erkan Keskin, Kafkasör Boğa Güreşleri Festivalleri kapsamında açıklamalarda bulundu.

Gelenek kaldığı yerden devam ediyor

Boğa Güreşleri Festivallerinin bu yıl zor şartlar altında yeniden gerçekleştirildiğinden bahseden Erkan Keskin, Kafkasör boğa güreşleri arenasının halka kazandırılması gerektiğini savundu. Keskin, konuşmalarının devamında eski zamanlarda boğalara nasıl bakıldığından İspanya’da ve Türkiye’nin diğer illerinde yapılan boğa güreşleriyle Artvin’in boğa güreşleri kültürünün karıştırılmaması gerektiğinden ve her şeyin yerinde güzel olduğundan bahsetti.

“Geleneklerimizi tekrar yaşatabilmek için elimizi taşın altına koyduk”

Pandemiden ötürü geçen yıl kafkasör boğa festivallerinin yapılmadığını fakat bu sene kalınan yerden devam ederek boğa güreşleri festivallerinin kırkıncısını düzenlediklerini ve zor şartlar altında bu festivali gerçekleştirdiklerini belirten Keskin, “Festivalin yapılıp yapılmayacağı muammaydı. Gökçen ailesinin arena için izin vermesiyle festivali son bir hafta kala yetiştirdik. Bu festivalin yapılmasında büyük emeği olan Artvin Belediye Başkanı Demirhan Elçin, Gökçen ailesi, Artvin esnaflarından İsmail Güleç, Festival sunucusu Şakir Kara’ya çok teşekkür ediyorum. Hepimiz geleneklerimizi bu sene tekrar yaşatabilmek için taşın altına elimizi koyduk. Festivalin yapılıp yapılmayacağı son bir hafta kalana kadar belirsizdi. Dolayısıyla diğer festival alanlarına giden boğalardan ötürü seyirci oranı geçen senelere göre biraz daha az oldu. Güreşlere sabah saat 10’da başladık 31 boğanın güreşiyle akşam 5’te sonlandırdık. Güzel güreşler oldu. Umarım seyircilerin beğenisini kazanmıştır” ifadelerine yer verdi.

“Eskilere kıyasla her şey hat safhada”

Derneği boğacıların haklarını koruma amacıyla kurduklarından ve eskiden zor şartlar altında boğalara bakıldığından bahseden Keskin, “Ortak çatı altında buluşmak ve birbirimizin haklarını korumak amacıyla dernekler kurduk, sekiz tane derneğimiz var. Boğa güreşleri kapsamında belirli kurallarımız var. Ben buradan Yusufeli’ne gittim diyelim orada bana bir haksızlık yapıldığı zaman aynı ceza Artvin ve diğer ilçeler içinde geçerli oluyor. Kurallara bir yenisini daha ekleyelim derken 38 adet kuralımız oldu. Bu kuralları koyarken halka nasıl daha iyi güreşler izlettirebiliriz diye düşündük.  İki hafta da bir Dernek Başkanlarıyla oturup bu konuyu istişare ettik. Ayrıca koyulan kurallar, festivallerin düzenli bir şekilde yapıldığını ortaya çıkartıyor. 20 sene öncesinden bahsedecek olursam yokluk içerisinde boğalara bakılıyormuş. Bir, iki çuval arpayla bir sezon geçirilirmiş. Hayvanlar rahatsızlandığı zaman ilaç bulup tedavi edilemezdi bu yüzden hayvanlar kesime giderdi.  Şu an bu şekilde değil. Bu dönemde hayvan rahatsızlandığı zaman birçok ilaç çeşidiyle hayvan kesilmekten kurtarılıyor. Ayrıca Kafkasör festivallerinde eskiden ses, gürültü yoktu. Sunucunun sesini duyamıyorduk bile.  O zamanlar boğaları köyden araç kiralayarak getirirlermiş ve olanakların çok az olduğu zamanlarmış. Şimdi herkesin altında araba var. Şu ana baktığımız zaman her şey hat safhada. Ben eskiye dair sadece boğacıların birbirine olan saygısını ve sevgisini özlüyorum. Bu saygı ve sevgiyi günümüz şartlarında ne kadar koruyoruz orası tartışılır bir durum” dedi.

“Kafkasör arenası halka kazandırılmalı”

Kafkasör arenasının Artvin halkına kazandırılması gerektiğini savunan Keskin, “Çocukluğumuz bu alanda geçti ve bu alanda büyüdük. Boğa güreşleri geleneğimiz her zaman var olacaktır ve olmaya da devam edecektir. Bu vesile ile bakıldığı zaman sonuç ne olursa olsun bu arenanın Artvin halkına kazandırılması lazım. Devlet halkı için vardır. Bu yüzden gereğini yapmalıdır diye düşünüyorum. Eğer arena konusunda sıkıntı yaşamaya devam edersek ve bu böyle devam ederse sadece festivali bakımından değil ecdadımızın binasını da kaybetmiş oluruz. Bunun için bir an önce bu alanın değerlendirilmesi ve Artvin insanına verilmesi lazım. Birlikten kuvvet doğar” ifadelerine yer verdi.

“Topluma kötü örnek olarak gösterilmek istemiyoruz”

Boğa güreşlerinin çıkış amacından bahseden Keskin, “Önceden bu şekilde düz alanlar olmadığı için boğalar yaylalarda uçurum olan bölgelerde güreşiyorlardı.  Güreştikleri zamanki kaçma anında uçurumdan düşüp ölen hayvanlar vardı. Bundan iki yıl önce Borçka’nın bir yaylasında iki hayvanı bu şekilde kaybettik. Bizler hayvanlar yaylalarda güreşene kadar uçurumdan düşüp ölene kadar boğaları bir düzlüğe çekelim ve düzlükte güreştirerek dereceye giren boğaları belli edelim. Daha sonra yaylaya götürelim böylelikle orada güreşmesinler mantığıyla festivaller bu düzlükte yapılmaya başlandı. Çünkü orada ölüm vardı burada ise barış var. Kimse Artvin’i İspanya da ki boğa güreşleriyle karşılaştırmasın. Biz vicdanlı ve insani bir şekilde boğa güreşlerini gerçekleştiriyoruz.  Normal şartlarda biz bu hayvana bakmadığımız zaman 2-3 yaşında kesime gidiyor. Bizim sayemizde 20 yaşına kadar yaşayan boğalar var. Bizi topluma kötü örnek olarak göstermesinler. Bizler bu hayvanlarla beraber yaşayarak sürekli ilgilenen ve seven insanlarız. Boğa bu işe girenler için ayrı bir tutkudur” diye konuştu.

“Her şey yerinde güzel”

Herkesin kendi kültürünü kendi ilinde ve kendi ilçesinde yaşaması gerektiğini söyleyen Keskin, “Üç, dört ayrı il, kültür olarak aynı noktada buluşabilir. Diğer illerle kıyaslandığımız zaman zıt kültürlere ait olan bir noktadayız. Her şey kendi yerinde güzeldir. Muğla, Aydına gittiğimiz zaman bizi en güzel şekilde misafir ediyorlar. Onlar buraya geldiği zaman bizlerde elimizden geleni yapıyoruz fakat taş yerinde ağırdır. Onların festivali onlara bizim festivalimiz bizleredir. Bizim kültürümüz ile diğer illerin kültürü tamamen farklıdır. Bizde büyük ortada 18 tane boğa var. 18 tane boğayla 17 tane güreş oluyor. Bakıldığı zamanda beş yüz boğayı geçiyor. Boğa güreş festivalleri yapılan diğer yerlerde bazı şeyleri bizlerden gördüler ve iki tura çıkardılar. Herkes kendi kültürünü kendi ilinde ve kendi ilçesinde yaşamalıdır. Muğla ve Aydın’da çok güzel dostluklarımız var birbirimize gidelim gelelim ama o kültürleri birbiriyle karıştırmamak lazım. Kültürlerimizi kaynaştıralım derken olayın farklı bir boyuta çekilmemesi gereklidir. Büyüklerimizden gördüğümüz üzere bu kültürü aldık ve kendimize empoze ettik. Bizden sonraki kuşağa da bu kültürümüzü miras olarak bırakacağız” ifadelerine yer verdi.