YEREL
Giriş Tarihi : 21-11-2021 11:16   Güncelleme : 21-11-2021 11:16

“Gençlerin Aradığı Soruların Cevabı İslam’da Mevcut”

“Gençlerin Aradığı Soruların Cevabı İslam’da Mevcut”

Artvin İl Müftülüğü gençlik koordinatörü Selma Kiraz, gençliğin anlam arayışı üzerine bilgilendirmelerde bulundu. Gençlerin din ile ilişkisindeki değişime de değinen Kiraz, “Gençlerimiz aslında bir anlam arayışı içerisinde, tıpkı hayatın anlamını araştıran, hakikatin özüne vakıf olmak isteyen herkes gibi gençlerimiz de anlam arayışı içerisinde” dedi.

Sorgulayan anlayan anlamlandıran bir nesil olduğunu söyleyen Selma Kiraz, gençlerin din ile ilişkisini şöyle açıkladı: “Bir ateizm dalgası ile mi karşı karşıyayız, dini uzak bir nesil mi geliyor, yoksa gençlerimiz dinden kopuyor mu? Gerek dijital platformlarda gerek sosyal medyada sıklıkla karşılaştığımız tartışmalardan biridir. Ama önemli rapor ve araştırmalara baktığımızda aslında gençlerin dünyasındaki bu değişimin deizm, Agnostisizm veya felsefi Ateizm olmadığını görüyoruz. Gençlerimiz aslında bir anlam arayışı içerisinde, tıpkı hayatın anlamını araştıran, hakikatin özüne vakıf olmak isteyen herkes gibi gençlerimiz de anlam arayışı içerisinde. Bugün gençlerimizin yeni soruları ve sorgulamaları var dine dair yeni itirazları var. Bu da kaçınılmaz bir gerçek ama tüm bu sorulara sorgulamalara ve itirazlara baktığımız zaman bütün bunların nedeninin aslında dinin sahih kaynaklarından gerçek manada öğrenilmemesinden kaynaklandığını yanlış anlaşılmalardan kaynaklandığını ve yanlış din uygulamalarından kaynaklandığını görüyoruz. Gençleri tereddütte düşüren, onları sorgulamaya sevk eden asıl sebep yanlış din söylemleri, yanlış din uygulamaları. Bunları bir bütün olarak ele alabiliriz. Bütün bunlarla beraber gelişen dijitalleşme ile birlikte aynı zamanda bir bilgi kaoslu ve yorum anarşisi ortaya çıktı ve din maalesef online mecralarda tartışılır hale geldi. Bütün bunlar gençlerimizi manevi buhrana sürükleyen daha doğrusu anlam arayışı içerisine götüren sebepler olarak söyleyebiliriz.”

 

Gençlerin dini sorgulama sebeplerini başlıklar halinde anlatan Kiraz, “İlki; Din insan ilişkisi. Din ile insan ilişkinin yanlış temeller üzerine oturtulmuş olması gençlerimizi bir anlam arayışına sokuyor. İnsani olanla İslami olan karşı karşıya getiriliyor. Maalesef şöyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor; sanki din bütün özgürlükleri kısıtlamak için geldi ve din varsa insan kul köle yapılıyor algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu düşünceler içerisinde gençlerimiz seçim yapmak zorunda kaldığını hissettiği zaman insani olanı tercih ediyor. Oysa din insanı yüceltmek, insan onurlandırmak, insana değer katmak için verilen bir ilahi nizamdır. Dini olan insanidir, insani olan İslamidir ve din fıtratın tam kendisidir. Diğer bir başlığa baktığımızda din dünya ilişkisi yanlış temeller üzerine oturtulan konulardan biridir. Yanlış din söylemleri din ile dünyayı karşı karşıya getiriyor, sanki karşılıklı iki düşmanmış gibi insanlara sunuyor ve bu söylemler dünyayı aşağılıyor. Bize yeryüzünü imar etme görevimizi unutturuyor. Bu yanlış söylemlerden bir tanesi peygamber efendimizin buyurduğu; “Dünya müminin zindanı, kâfirin Cennetidir” sözü. Bu sözü alıp başka yerlere çevirerek yanlış algı oluşturuyorlar. Yine aynı söylemin yaptığı yanlışlardan bir tanesi de dinin insanı Özgür bıraktığı alanlara müdahale etmesi. Aslında din insanı özgür bırakıyor ama bu söylem birçok alandaki etkinliğe karşı çıkıyor engel olmaya çalışıyor, insanların helal dairesini daraltıyor. Bu da haramları arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bütün bunlara baktığımızda kitap ve sünnette dünya elbette eleştiriliyor ama eleştirilen Dünya Bizim için de yaşadığımız dünya değil, ahireti yok sayan bir dünyevileşme eleştiriliyor. Biz sekülerizmi eleştirelim derken bazen içinde yaşamış olduğumuz dünyayı aşağılamaya kalkıyoruz. Hâlbuki dünyayı sırf dünya olduğu için aşağılayan, hor gören ne bir ayeti kerime vardır ne bir hadis vardır. Hatta Rabbimiz bize dünyada da iyilik istememizi buyuruyor.

Bu sebeplerden üçüncüsü; din akıl ilişkisidir. Yine yanlış din söylemleri akılla Vahyin ilişkisini sürekli bir tartışma alanı olarak sunuyor. Aklı olanla dini olanı karşı karşıya getirme anlayışı, oysa akıl Vahyin bir muhatabıdır. Kur’an-ı Kerim'de Bize en çok sarsan sorulardan biri “Hala akıllanmayacak mısınız” sorusudur. Bütün bunlara baktığımız zaman vahiy ile aklı biz nasıl iki karşıt görüş gibi sunabiliriz ama böyle bir kesim maalesef var. Bugün biz gençlerimize aklını bir kenara koy diyemeyiz. Zira Kur'an Bunun tam tersini söylüyor. Bugün Müslümanların içine düştüğü kaosa baktığımız zaman Bütün bunların nedeninin de aklını kullanmamaktan kaynaklandığını, bilgi üretememekten meydana geldiğini görmekteyiz. İnşallah Rabbim müminlerin genel içine düştükleri bu durumdan kurtarsın. Yine rasyonalizmi eleştirelim derken aklı aşağılamak çok yanlış bir şey. İnsanın kâinatı dini anlaması için Allah tarafından bahşedilen akıllı sorgulaması çok normaldir, günah değildir ve günahmış gibi sunan bir grup var. Diğer başlık ise din bilim ilişkisi yine yanlış din söylemleri din ile bilimi karşı karşıya getiriyor. Oysa bilim açıklar din ise anlamlandırır ve tecrübeye dayalı olan bilimsel tespitleri kim yaparsa yapsın hepsi Allah'ın kanunudur. Yine Allah'ın yeryüzüne koymuş olduğu sünnetullah ile din arasında bir çelişki yoktur ama varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Şöyle bir sıkıntı ortaya çıktı maalesef bilimlerin tevhidi bozuldu. Bilimleri dini olan ve dini olmayan diye ayırdık biz. Oysa dinin içinde bulunmadığı hiçbir mecra yoktur. Bilimleri dini olan ve olmayan diye ayırmak din-bilim çatışmasını ortaya çıkaran sebeplerden oldu bunu yapmamak gerekiyor.

Diğer Bir başlık din kültür ilişkisi. Yanlış din söylemleri dini olan ile kültürel olanları harmanlamış birbirine karıştırmış. Tabii ki geleneksiz bir millet olmaz, geleneği olmayanın geleceği de olmaz ama şöyle bir problem var geleneği sanki dinmiş gibi yansıtmak yanlış bir şey. Bazen bu yanlış söylemler geleneği dinin söylemleri imiş gibi insanlara sunuyor. Geleneğin nice unsurları dinin akideleriymiş gibi insanlara sunuluyor olmazsa olmazıymış gibi. Hâlbuki dinin akidelerinde böyle bir şey yok. Oysa hiçbir peygamber içinde yaşamış olduğu kavmi ve geleneklerini evrensel bir din kuralları haline getirmemiştir. Yine vahyi kültürün bir ürünü olarak okumak ne kadar yanlış bir şey ise kültürü de din haline getirmek o kadar yanlıştır. Bazen insanlar kültürün esaslarını dinin akideleriymiş gibi Yaşamaya çalışıyor. Bütün bunlara baktığımız zaman fıtrata daha yakın olan gençlerimiz adet ile ibadeti birbirine karıştıran söylemleri taşıyamıyor bu ilişkilendirmeler gençlerimizin dini ve dini sorgulamalarının en önemli sebeplerinden bir tanesidir. Diğer bir başlık din ahlak ilişkisi. Hem teorik olarak hem pratik olarak ahlak üretemeyen dindarlık gençlerimizi olumsuz olarak etkiliyor. Bugün din ile ahlakın ilişkisi 2 kesim tarafından saldırıya maruz kalıyor; Bunlardan birincisi ahlakın ilahi kaynağını reddeden yani ahlakı dini ilahi kaynaktan soyutlamaya çalışan bir kesim, diğeri de dinin ahlak boyutunu yaşamayan dini Sadece belli şeylerden ibaret Sayan ve dinin ahlak boyutunu yaşamayan bir kesim tarafından saldırıya maruz kalıyor. İdeolojik sekülerizmin ahlakı dinden ayırma çalışmaları ne kadar yanlış dini ahlaktan ayıran bir düşünce yapısı da en az onlar kadar yanlıştır. İbadetin özü ahlaktır, ibadetleri yapma amacımızdır ahlak, rabbimizin bize ibadetleri yapmamıza emir buyurmasının asıl sebebi ahlaki açıdan güzel erdemlere sahip olmamızdır. Dini ahlaktan soyutlamak dini kendisinden ayırmak demektir. Bir başka durum insan- Allah ilişkisidir. İnsan ile Allah arasındaki ilişki yanlış temeller üzerine değil ama eksik temeller üzerine oturtulmuş sanki Kul ile Allah arasındaki ilişki mutlak Kudret aciz kul ya da, sadece hâkim mahkûm temel üzerine oturtmak yanlıştır. Allah ile Kullar arasındaki ilişki sadece bu değildir. Allah ile kul arasında bir Misak vardır Birisi şehadet misak-ı biri emanet misak-ı şehadet misak-ı; İkisi arasında bir şahit ortaya çıkarıyor, Allah'ın esmasına Allah'ın yeryüzündeki yaratmış olduğu her türlü güzelliğin kaynağının Allah olduğuna şahitlik ediyor.” Güzel olan her şeyin kaynağı Sensin Allah'ım” diye şahitlik ediyor. Bu kadar değil tabii ki Allah da kuluna şahitlik ediyor Allah da kulunun geçici olarak yaşamış olduğu bu dünyada amellerine şahitlik ediyor davranışlarına şahitlik ediyor. Diğeri de Allah ile kul arasında bir emanet sözleşmesidir. Bu Sözleşme Allah ile kulu arasındaki bu ilişkiyi emanet boyutuna taşıyor ve karşılıklı güven teminatı oluyor. Adeta kul bu emanet sözleşmesi karşısında “Allah'ım bana emanet olarak verdiğin her şeyi Gözeteceğim” diye karşılık veriyor. Allah ile kul arasındaki ilişki sadece bu değildir gençlerimizin ve biz insanların unutmaması gereken şeylerden bir tanesi sevginin muhabbetin en güzeline layık olan Allah'tır. Bu da kuru kuruya olmuyor Allah'ı tanımakla oluyor. Hiç kimse tanımadığı kimseyi sevmez o yüzden Allah'ı Tanımak için hayatı okumak gerekiyor ve sorgulaması araştırması gerekiyor. Bütün bunların sonucunda kişinin imanı taklitten tahkiki iman seviyesine ulaşıyor “dedi.

 

Gençlere tavsiyelerde bulunan İl Müftülüğü gençlik koordinatörü Selma Kiraz, “Gençlerimizin bir takım soruları sorgulamaları ve itirazları var.  Bütün bunların çözüm yolları Tabii ki vardır. Ama öncesinde şunu söylemek istiyorum; kişi dünyaya bir defa gelir bu hayatta önemli olan insanın yaratılışının gayesini, varoluşunun sebebini, hayatın hikmetini unutmamasıdır. Dünyanın yaratılışından günümüze kadar insanların sürekli sorduğu;” ben niçin yaratıldım, nereden geldim nereye gidiyorum” gibi sorularının bütün cevapları Allah'ın dininde mevcuttur. Genç dostlarımızın sorularının sorgulamalarının cevapları da her ne kadar yanlış din söylemleri buna sekte vursa da zorlaştırırsa da tabii ki İslam'ın mesajlarında saklı bütün tatminkâr cevapları İslam’da mevcuttur. Benim gençlerimize birkaç tavsiyem olacak bunlardan bir tanesi gençlerimiz okumaya ve sorgulamaya devam etsinler. Ama bu okuma ve sorgulamayı doğu-batı ayrımına gitmeden yapsınlar. İnançlarını asla şahıslar üzerinde imar etmesinler. Gençlerimizden, Allah sevgisi peygamber sevgisi eksik olmasın. Soruları ve sorgulamaları onları kendilerini yoktan var eden Allah'ın emin dininin çatısı altında bir araya getirsin” ifadelerini kullandı.