YEREL
Giriş Tarihi : 06-08-2021 10:09   Güncelleme : 06-08-2021 10:09

Girişimcilik ve üreticilik

Hatice Nur Ersöz’ün sunumuyla Artvinli TV’de yayınlanan “Gündem Özel” adlı programa Kadın Girişimci ve Üretici Nuray Özçelik konuk oldu.

Girişimcilik ve üreticilik

Nuray Özçelik programda girişimcilik hikayesine nasıl başladığını anlattı.

“Bir buçuk ton reçel ürettim”

Girişimcilik hikayesini nasıl başladığını anlatan Özçelik, “Öğretimimi tamamladıktan sonra uzun yıllar İstanbul’da kaldım. Daha sonra Yusufeli’ne döndüm. Yusufeli’nde yerel bir gazetede Yazı İşleri Müdürlüğü olarak göreve başladım. Matbaada ilk gazete basan kadınlardan biriyim. Gazetecilikten ziyade hep üretime yönelik içimde bir upte vardı. Neden diye sorarsanız annem beylerbeyi torunudur. Annemin ürettiği birtakım reçeller vardı. Bu reçelleri şekersiz yapıyordu. Tarifi herkes annemden öğreniyordu. Annem reçelleri geleneksel usullerle ve el yordamıyla yapar. Bunu nasıl piyasaya aktarabilirim diye düşündüm. İstanbul’dan gelen bir arkadaşım vardı. Bende misafir oldu ve kendisine domates reçeli ikram ettik. O da bana, “Nuray bunu neden piyasaya sürmüyorsun” dedi. Daha sonra nasıl yapılacağını anlattı. “Domates reçelini daha çok üreteceksin, kavanozlayacaksın, ben paketlemene yardımcı olacağım ve satışa sunacağız” dedi. Kadir Topbaş’ın döneminde kendi imkanlarımla bir buçuk ton domates reçeli ürettim. On binin üzerinde kavanoz paketlemiştim. İstanbul’da bir fuar vardı. Bu fuarda stant aldım. Domates reçelini yiyen 5-6 kavanoz daha alıyordu. O zamanın döneminde 6 bin liralık satış yapmıştım. Benim için rekor bir sayıydı. Kendimi tanıtmak amacıyla derneklere de götürdüm. Ayrıca Bursa Gürsu Belediye Başkanına da domates reçellerini götürdüm. Kendisi, “Bu reçelin bir markası yok bu merdiven altı üretimine girer, markasını al getir ben Belediye ye ait şubelerde satışını yapayım” dedi. Fikir Belediye Başkanından çıktı. Daha sonra bende soruşturdum, araştırdım ve o zamanki Tarım İl Müdürü’ne reçellerimi götürdüm kendisi, “şirket kurman lazım” dedi. Bende çalışıyorum ama şirket kuracak sermayem yok dedim. O da bana, “Bankaya gidip destek alabilirsin, ben sana yardımcı olayım şirketi kur bizim projelere müracaat et” dedi. 2006 yılında projeyi müracaat ettim. 2007 yılında projem onaylandı. 2008 yılında uygulamaya başladım. 2010 yılında projemi tamamladım. Sebze, meyve, pekmez üzerine Yusufeli’nde bir fabrika oluşturdum. Girişimcilik ve üreticilik serüvenim bu şekilde başladı” dedi.

“Mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadım”

Girişimcilik yolunda hiçbir zaman pes etmediğini ifade eden Özçelik, projesini nasıl ortaya çıkardığını anlatarak, “Bölgesel olarak Türkiye çapında derecelerim var. İsrafil Kışla, Ertekin Çolak, Erkan Balta, Yılmaz Doruk bana projem konusunda çok destekte bulundular. Ufak bir sekteye uğradım ama mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadım. Markam olan barço iki nehrin birleştiği yer demektir. Sebze, meyve işlemesine yönelik beş tane nace kodu dediğim kırk sekiz ürünün standartlarını, markalarını aldım. Ayrıca hibe aldım ve Yusufeli’nde mal varlığım iyi olduğu için bunan istinaden Halk Bankasında projeyi sundum ve dediğim isimler bana bu projede destek çıktı. Artvin’de Ziraat Bankasından yatırım kredisi alan ilk kişi oldum. Projenin maliyeti 750 bin lira idi. Tarım İl Müdürlüğü o zaman bana 200 bin lira vermişti. Gerisini de ben tamamladım. Diğer kredilerle beraber fabrikamı 1 milyon 300 liraya mal ettim. Üç yıl çalıştım. Yurtdışı ihracatında bir problem yaşadım. Ürettiğim ürünleri satamadım. Peşin1001. İptal ettiler. İptal edince elimdeki mal elimde patladı. İhracatta şöyle bir düzen var. 20 ton ve tonun üzerinde üretebiliyorsanız ihracat yapabiliyorsunuz. Bir konteynır 20 ton kuru alabiliyor. Firmanın acizliğine uğradık. Serbest piyasada olduğumuz için ticarette karla zararın kardeş olduğunu bildiğimiz için hukuki sürecim devam ediyor. O bölümü bir tarafa koydum ve yeniden şekillenmek amacıyla şu an Ardanuç’ta yaşıyorum.” diye konuştu.

“Bana oltayı verdi balığı ben tuttum”

Kendisine destek çıkan Azam Demirciden bahseden Özçelik, “İstanbul’da veya diğer illerde kendime ortak aramaya çalıştım. İstanbul da bulduğum birisi Yusufeli’ne gelip de yatırım ortaklığı yapamam İstanbul’da olsa neyse dedi. Kurucular Derneği Başkanı Azam Demirci oralarda uğraşma gel Ardanuç’ta bir şeyler yapalım dedi. Kalacak yerim yoktu sen gel bir şeyler ayarlarız dedi ve dokuz ay beni evinde misafir etti. Bana oltayı verdi balığı ben tuttum. Böylece kendimi sürekli geliştirdim. Fabrikam sekteye uğradığı için her şeyimi kaybetmiştim. Azam Demirci, bana bir tane bilgisayar verdi. Sağ olsun kendisinin benim üzerimde çok desteği var. Türkiye’de kadın olmaktan zor bir şey yok. Her şey de ikinci planda olarak görülüyorsunuz. Erkeklerle aynı statü de görünmüyorsunuz erkekler her şeyi yaparlar kadınlar yapamaz gibi bir algı var. Fakat ben bu algıları yıktım” ifadelerine yer verdi.