YEREL
Giriş Tarihi : 06-10-2021 11:32   Güncelleme : 06-10-2021 11:32

HAYVANLARIN KISIRLAŞTIRILIMASINI SAVUNUYORUZ

HAYVANLARIN KISIRLAŞTIRILIMASINI SAVUNUYORUZ

HAYVANLARIN YAŞAM HAKKINI, BİZİM KADAR ACI ÇEKTİKLERİNİ ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ

Hayvanları koruma gününde, Hayvanları Doğayı İnsanları Koruma ve Yaşatma Derneği (HAYDİKO) Başkanı Emel Meriç ve HAYDİKO Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Albayrak ile yıllardır sokaktaki hayvanları yaşatabilmek için verdikleri mücadeleyi konuştuk.

4 Ekim dünya hayvanları koruma gününün sokak hayvanları için değil tüm hayvanları korumak ve farkındalık oluşturmak için var olan bir gün olduğunu hatırlatan HAYDİKO Başkanı Emel Meriç, “4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma günü 1931 de kabul edilmiş bir gün. Biz hayvanları koruyabiliyor muyuz, yaşam alanlarının varlığını sürdürebiliyor muyuz, nesillerinin devamını sağlayabiliyor muyuz o tartışılır. Bu gün sokak hayvanları günü gibi görünüyor. Genellikle kedi, köpek üzerinden gidiliyor ama hayvanların kedi ve köpekten ibaret olmadığını biliyoruz. Sokakta farklı hayvanlar var. Kirpiler var toprak için değerli bir hayvan, kuşlar var, bunların yaban hayatı var bunlarla ilgili farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Maalesef mevcut yasalarımız hayvanların yaşam hakkını koruyacak yasa olamadı. 2004’te eksileriyle çıkan yasa 2021 de daha iyi bir hale getirilemedi. Meclise getirilen yasa STK’larla bir mutabakata varılan yasa değildi. Hayvanları koruyan, sorumluluğu olan kurumlara görevini yaptıracak bir yasa değil maalesef. Yasada can olarak tanımlandı. Petshoplarda hayvan satışı yasak dendi ama katalogdan seçim yapılıyor. Gideceksiniz kataloğu açıp kıyafet alır gibi kedi köpek alacaksınız” dedi.

Hayatı boyunca hayvanlara yapılan eziyetlere karşı durduğunu ve bunu vicdanen yaptığını aktaran Meriç, “baktığım köpek kayboldu, onu ararken bir belediye toplamasına denk geldim. Kendi adıma o günden sonra geri durmadım. Gördüğüm şeyler benim kaldırabileceğim şeyler değildi. Şahsi mesele de değil, yaşam hakkı denen bir kavram var. Birçok insan hayvanları gereksiz görüyor ama o hayvanlar kendilerinden daha değerli ekosistem için. Bunu anlatmaya çalıştık. Hayvanların yaşam hakkını, bizim kadar acı çektiklerini anlatmaya çalıştık. Dernek kurulduktan sonra insanlarda beklentiyi arttırdı. Hasta ya da yaralı hayvan gördüklerinde dernekten yardım beklemeye başladı. İhbar geldikçe biz gittik ve altından kalkmamız zor bir hale gelse de zorlamaya devam ediyoruz. İnsanlar bir olay olunca bizi arıyorlar. STK’lar destekleyici, geliştirici işlevi olan yapılar var ama asıl yükü biz sırtlanmış durumdayız. Belediyeler tek tük adımlar atıyor ama olması gereken adımları sırayla gerçekleştirmediği için gönüllüler sahada çok zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

 

“Biz Bu Hayvanların Yok Edilmesine Engel Oluyoruz”

Hayvanları kısırlaştırmanın hayvanlar için daha doğru olduğunu söyleyen Meriç, “Aslında bakış açısı şöyle doğru, biz bu hayvanların yok edilmesine engel oluyoruz. Ama biz bu hayvanları doğurtup sokaklara atmıyoruz. Biz bu hayvanların ürememeleri gerektiğini düşünüyoruz. , Bazı insanlar kısırlaştırmanın hayvanların doğasına aykırı olduğunu söylüyor. Ama biz zaten yüz yıllar önce bu hayvanların doğalarına onları evcilleştirerek müdahale etmişiz ve insana bağımlı hale getirmişiz. Zamanla köylerde insanlar kalmayınca da bu hayvanlar doğal olarak insanların olduğu yerlere aktılar. Bu kapasiteyi şehirler kaldırmayacak, her yer beton. Biz 2014 yılından beri kedi ve köpeklerin kısırlaştırılması gerektiğini savunuyoruz. Hayvanlar çoğaldıkça artık kendi evlerimizde yer kalmadıkça bahçeli evi olan arkadaşlara yönlendiriyoruz. Sahiplendiremezsek trafikten uzak bir yerde dışarıyı öğrenebilecekleri yerlere salım yapıyoruz. Hayvanlar yiyecek bir şey bulamadıkları için buralara geliyorlar. İnsanlar evde artan yiyecekleri bir kap içerisinde çöplerin yanına koysalar beslersek alışırlar diye yapmıyorlar ama yemezlerse de ölüyorlar böyle bir gerçek var” diye konuştu.

“Gelir Getiren Hayvan Kıymetli, Getirmeyenin Hiçbir Kıymeti Yok”

“Hayvanlarda da insanlarda olduğu gibi ayrımcılığa gidiliyor. Gelir getiren hayvan kıymetli, getirmeyenin hiçbir kıymeti yok.” Diyen Meriç, hayvanların aç olduğu için insanların peşinde gezdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bizim bu hayvanlardan çıkar beklentimiz yok. Kar ilişkisi içerisinde değiliz. Veteriner hizmetlerine baktığınız zaman veteriner doktordur. Giden her hayvanı yaşatması gerekir. Parti ayırt etmeksizin hayvan hakları anlamında bilinçli bir belediyeyi henüz yakalayamadık. Yapılması gereken şey belli, kısırlaştırma, hayvanların etkin beslenmesi,

Bu ara dernek olarak maddi krizdeyiz, hayvanlara sokak beslemesi yapamadığımız için hayvanlar insanların peşinde dolanıyor. Bazı insanlar bunu kovaladı olarak yorumluyor. Saldırgan hayvan varsa biz onu sokakta tutma taraftarı değiliz hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı açısından. Belediyenin iyileştirme hizmeti var mı? Hekim yok, hizmet sunacak personel yok.  Siz alıp hayvanı götüreceksiniz, orda ömrünü tamamlayacak, böyle bir şey yok yasa bunu söylemiyor. Belli bir süresi var rehabilite edeceksin, kısırlaştıracaksın, aşılarını tamamlayıp aldığın ortama bırakacaksın. Niye kısırlaştırma yapmıyorsun diye gidin belediyenizden hesap sorun. Çünkü yıllardır toplayıp dağ başına götürerek bu hayvanları öldürdü belediyeler. Ama köpek sorununu çözemediler. Çünkü üretim devam ediyor. Merdiven altı üremenin durdurulması gerekiyor, herkesin köpek çoğaltmaması gerekiyor. Artvin’e dışardan çok fazla köpek getiriliyor. Sokakta bu kadar hayvan varken, illa para verip köpek almak istiyorsa bu devlet eliyle olmalı, kime verdiği bellidir, kayıtlıdır. Onların haberi olmadan üretim de yapamazsınız. Sokağa düşmüş tüm hayvanların üremeden düzenli olarak kısırlaştırması lazım. Yasada en çok ihlal edilen kısım bu. Yasada hayvan dövüştürmeyle ilgili geri adım atılmış değil. Hayvan dövüşleri eziyettir. Bu hayvan sevgisi değil, hayvan sömürüsüdür. Kendi acziyetini hayvan üzerinden tatmin etmektir. Devletin kolluk güçlerinin bu konuda sıkı denetimler yapması ve cezalar verilmesi gerekiyor. Yasanın şöyle eksiği var, biri yasa ihlali yaptığında doğrudan suç duyurusunda bulunabiliyorduk. Artık bu tarım müdürlüklerinin inisiyatifine bırakıldı. Soruşturma iznini tarım müdürlüklerine verdiler. Biz de burada kamuoyu gücünü kullanmaya çalışıyoruz ki devlet kurumlarını harekete geçirelim. Yasal olan bir şeyi bizim kamuoyu gücünü kullanarak yaptırmaya çalışmamız çok üzücü. Artvin’de Artvin Barosu’na bağlı hayvan hakları komisyonu kuruldu. Hayvan haklarına dair daha çok iletişime gireceğimizi düşünüyoruz.”

“Artvin’deki Bütün Köpekleri Bilirim”

Arhavi’de yaşanan sel felaketinde mahsur kalan ve hayatını kaybeden hayvanlar hakkında da değerlendirme yapan Emel Meriç, “Sel anında da oradaydım. Oradaki dernekteki birçok arkadaş selde mahsur kalmıştı, oranın dernek başkanı Nuray Abla, önce evin altındaki hayvanları sudan çıkarıp, AFAD gönüllüleriyle birlikte bakım evine gitmeye çalışıyorlar, ama çok büyük kriz var araç bulamıyorlar. Öyle bir kriz anında insanların evi suya batmışken kimse barınağa hayvan yönlendirmiyor. Ben gittiğimde 20 civarı köpekle Nuray Ablanın merkeze doğru gelişini gördüm. Hayvanlar o kadar korkmuşlar ki Nuray Ablanın yanından ayrılmıyorlardı. Orda 8 hayvanın öldüğünü gördük 3’ünün suya atladığı söylendi ama o üçünü de sayıyoruz kurtulma şansı yok. Ama bebek ölüleri vardı. Bize söylenen 15 ölü olduğu ama bilmiyoruz içerde ne kadar vardı. Şimdi kış geliyor köpekler yazın köylere götürülüyor ama kışın düzgün de bakılmamış zayıf halde geri bırakılıyor. Ben Artvin’deki bütün köpekleri bilirim hangisi bizim köpeğimiz hangisi dışarıdan bırakılmış. Kısır olmayan köpeği anında kısırlaştırılması gerekir. Yönetimler görev geldiğinde hayırlı olsuna gittiğimizde şunu söyledik; evet daha yeni geldiniz göreve, bazı sorumluluklarla geldiniz ama sorunlar büyümeden kısırlaştırmalara başlayın. Birer ikişer başlayın ki sayı artmasın. Şu anda sayı inanılmaz artmış durumda. Biz unları söylediğimiz halde belediyelerin köpek sayısı arttı diye serzenişte bulunmasını doğru bulmuyorum. Bu belediyelerin sorumsuzluğundan kaynaklı olarak bu kadar arttı. Vatandaş gelip belediye sınırlarına atıyorsa yakalasınlar birlikte süründürelim. Her belediye kendi hayvanına, kendi sınırları içinde bakmalı ve kısırlaştırma çalışmasını etkin şekilde yapmalı. Biz eğitmen getirdik, kişisel olarak araştırmalarımız var, ben kendim açık öğretimden veteriner ve laboratuvar bitirdim. Ama daha çok ilgimle alakalı, veterinerlere sorarak yoklukta tecrübe edinmiş olduk” şeklinde konuştu.

45 Kedi Ve 5 Köpek Sahibi

45 kedi ve 5 köpek sahibi olan HAYDİKO Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Albayrak, derneğin kuruluş hikâyesini şöyle anlattı: “Benim annem çok seviyordu. Yıllardır onlarla büyüdüğümüz için kedi sevgimiz çok fazla, köpeğimiz pek yoktu sadece bir tane köpek vardı. Annem babam vefat edince onların kedilerine bakmaya başladık. Bakınca bu defa dernek kurduk. 2014 yılında kuruldu. Anne babamdan kalan hayvanlara bakarken, derneği de kurunca dernekte bakım olayı yoktu. Ben derneğe gelen kedilere kıyamayınca aldık, kedilerimiz oldu. Onlara 3 tane ev yaptık orada kalıyorlar. Hepsine evde bakamadığımız için, soğuğa da atamadık. Kulübe yapalım dedik. Minyatür ev şeklinde yapıp ısıtıcı koyduk ama şimdi doğalgaz gelince onların evine de bağlattık” dedi.

Artvindeki barınakların durumunu değerlendiren Albayrak, şu ifadeleri kullandı: “Artvin’deki Hayvan bakımevi birçok ilde yok, güzel bir bakımevi. Tabii ki kullanıma elverişli hale getirilirse güzelleşir. Biz orada hasta hayvanlara bakıyorduk, Şu anda röntgen cihazı getirttirdik hayvanların bazı şeylerini tespit edebilmek için cihaz lazım. Aslında laboratuvar olarak tahlil makinesi lazım, veteriner alternatifi lazım. Bakım Evimiz var veterinerimiz yok biz bir tane hayvanı oraya götürüp tedavi ettiremiyoruz. Biz bir yere hayvan da götüremiyoruz. Diyorlar ki şehir dışına çıkılmayacak. Oysaki hayvan her yerde hayvan halkımız çok köpek ve kedi var diye söyleniyor. Biz korkan insanlara neden korkuyorsunuz demiyoruz ama onların da yaşam hakkı var. Belediyeye bir görev verilmiş veteriner hizmeti olması lazım. Bu hayvanların çilesinin bitmesi için her belediyenin veteriner hizmeti vermesi lazım. Ben kendi hayvanlarımı kendi imkânlarımla kısırlaştırdım, kendi paramla veteriner hizmeti alıyorum. Herkesin bütçesi yetmez. Belediyelerin kısırlaştırma hizmeti verme zorunluluğu var. Yolda araba çarpan hayvanı bile götüreceğimiz veteriner hizmeti yok. Küçük hayvanlara bakmak istemiyorlar.”

“Jandarmada haydi diye bir uygulama var. Hayvana sert darbe yapıldığı veya işkence yapıldığında orayı arıyorsunuz. Telefonlara mobil uygulama olarak indiriliyor oradan direkt ulaşılıyor. Ne konuda aradığınızı tuşluyorsunuz, konum bilgisi olduğu için anında ulaşılıyor. Gerekirse nezarete bile alıyorlar.” diyen Nermin Albayrak, konuşmasına şu sözleri de ekledi: “Milli Parklar önceden gider ormanlarda meyve ağaçları diker, besleme yaparlardı şimdi hiçbir şey yok, o hayvanlar neden inmesin. Çayağzı Mahallesinde ordu halinde domuz geziyor, kapımızın önünden geçiyorlar. Artık yabani hayvanlar da iniyor. Ben doğuştan hayvan severim, onun için insanlardan rica ediyorum. Evlerde artan yiyecekleri çöplere atmasınlar. Sıcak havalarda bir kap su bıraksınlar. Bazen çocuklarını oğlum yaklaşma ısırır, hastalık bulaşır gibi tepkiler vermesinler. Hayvanlardan insanlara kuduz dışında bir hastalık geçtiğine tanık olmadım. Hayvanları sevelim. Onlar dünyanın süsleri. Hayvanlar her zaman insanlardan medet umuyorlar. Hayvanları sevmeyebilirsiniz ama eziyet etmeyin. Çocuklarımızı hayvanları severek yetiştirelim.”

HATİCE DİLER