YEREL
Giriş Tarihi : 09-12-2021 16:31   Güncelleme : 09-12-2021 16:31

“İNSAN DOĞADA AÇ KALMAZ”

“İNSAN DOĞADA AÇ KALMAZ”

 

Artvin pazarında tezgâhı olan üretken kadın Hülya Dokur, kendi üretimi olan ürünlerini halk pazarında satıyor. İnsanın tembellik yapmadığı sürece doğada aç kalmayacağını vurgulayan Dokur, “Ben boş oturmayı seven bir insan değilim. Hem kendime hem topluma, yaşadığım şehrime bir şeyler katmak isteyen insanımdır” dedi.

Kendi bahçelerinde ürettikleri ürünleri satan Hülya Dokur, ata tohumları ile organik üretim yaptığını söyleyerek, “Benim kendi ürünlerinin köyümüzü mezrasında yetiştirdiğimiz bu ürünlerinizi kendiniz üretiyoruz. Bahçemizde, tarlamızda ekiyoruz getiriyoruz burada da satıyoruz. Benim yaptığım ürünlerin hepsi de naturel doğal ürünlerdir. Tohumlarım ata tohumudur annemden, komşularımdan topladığım tedarik ettiğim tohumlar. Atamızdan kalan tohumlardan vazgeçmiyoruz bunun da müşterilerimiz farkında. Müşterilerimiz gerçeğini alıp yemeyi istiyor.Yeşil fasulyeyi 10 liraya Puçukoluk olanı 15 liraya verdik müşteri pahalı buluyor ama yine de onu almak istiyor. Ürünlerimiz pahalı değil biz mezramıza gidip geliyoruz gidip gelirken ki yolda yakıtımız var aracımıza gidip geliyoruz her giderken de aracımızın tabii ki benzin fiyatları dağıtıyor biz de onu yansıtmak zorundayız. Eğer ben üreticiysem bu üreticiliğin devamı gelmesi gerekiyorsa ben bir şeyler kazanmam gerekiyor hevesli çalışmam gerekiyor. Ben boş oturmayı seven bir insan değilim.Hem kendime hem topluma, yaşadığım şehrime bir şeyler katmak isteyen insanımdır. Ürettiğim ürünü karşıdaki insanın almasını yemesini sofrasında çocuklarla paylaştığı zaman ben o zaman yaptığım kişi mi tamamen yapmış olduğuma inanıyorum.Niye eğer ben bunu alıp da benden alacak müşteri yoksa gerçekten organik beslenemiyorlarsa o zaman ben işimi tam anlamıyla yapmış değilimdir diyorum” ifadelerini kullandı.

Tezgâhındaki ürünlerden bahseden üretici kadın Hülya Doruk, üreten kişinin kimseye muhtaç olmayacağını vurgulayarak, ürünlerinden şu şekilde bahsetti: “Kendi köyümüzün mezra kabağı var yöresel ürünümüzdür. Kara kabak deriz sütleçorbası yemeği falan olur. Kuşburnu toplayıp kuruttum ne kışımı ne de yazımı boş geçirmem. Tezgâhımda yine çam sakızım var. Ben buna vücudun bacasilidiyorum hem akciğerlere, nefes darlığı olan kişilere, astım ve bronşiti olan kişiler için nefes açıcıdır.Hem de midesinde gastriti olan yanması olan bağırsaklarda sürekli gaz oluşan kişiler için de mide ilacı olarak geçer. Çam sakızını sürekli çiğneyip balla karıştırıp yediğiniz zaman bu bir ilaçtır mideye doğal antibiyotik olarak temizler. Zamanı geldiği zaman gidiyorum topluyorum yoğurt çorbalarına kesme çorbalarınayoğurt çorbalarında falan könderi kullanırız.Reyhan yine kendi köyümüzden kendi bahçemde ürettiğim üründür. Et yemeklerine dönerlere katarız patates yemeklerine çok güzel olur. İnsanlarımıza şöyle demek istiyorum gerçekten üreten insan olursan ne aç kalırsın ne de kimseye muhtaç olursun. Çünkü Bu doğada Allah verdi ben eklemedim bunu.”

İnsanların pandemiden önce doğaya dönmeye başladığını pandeminin bu süreci hızlandırdığını aktaran Dokur, tembelliğin insanın en büyük düşmanı olduğunu söyledi. Dokur, “Pandemiden önce de kanser bir gerçeğimiz vardı. Bizim insanlarımız birden tembelleştiler marketlerde ürünler uygun geldi.O zaman da ne oldu tembelleştiler.Ben gidip çalışana kadar hazırını alıp iyiyim dedi.Kanserojen ürünler fazla olduğu için piyasada insanlarımız hastalandılar ve onun bir süre sonra farkına vardılar ve tekrar doğadan olan ürünlere dönmeye çalıştılar.Biz de onlara bu şekilde destek veriyoruz köyümüzde üretiyoruz getiriyoruz. Üzüm pekmezlerimiz olsun yine kuşburnu marmelatımız olsun salçalarımız pekmezlerimiz kızılcık olsun böyle kızılcık pekmezi olsun ekşisi olsun onları biz yapmıyoruz yeter ki insanlar sağlığının değerini bilsin doğasının değerini bilsin. Doğal yemeye dönsün ve çocuklarına da bunu örnek versin yani sadece kendisi için değil gelecek nesillerimizi de doğal besleyelim ki ayrıca sağlıklı huzurlu mutlu olalım diyoruz” şeklinde konuştu.

Kadının üretimin her alanında olması gerektiğine ve gücüne değinen Dokur, “Bir insan kafasını çalıştırır, hem kendisine hem topluma faydalı olmaya gayret gösterirse hiç kimse aç kalmaz. Sadece ekerek üretmek değil doğanın içindeki olan ürünleri toplayıp kışlığını yapabilir. Yeter ki içimizdeki tembelliği kendimize dost edinmeyelim. Üretken insan olalım. Üretken insanın kendisine topluma evine ailesine yaşadığı şehre her zaman katkısı vardır. Artvin gibi küçük şirin kentimizde bende üretkenliğimle örnek olmaya çalışıyorum. Memleketimiz için bir şeyler yapalım” diye konuştu.

HATİCE DİLER