YEREL
Giriş Tarihi : 20-04-2022 11:48   Güncelleme : 20-04-2022 11:48

İTİKÂF 

İTİKÂF 

SATICI: İtikaf insana nefis muhasebesi yapmasını sağlar ve yaratılış gayesini hatırlatır
Hopa İlçe Müftüsü Hasan Faruk SATICI, dinimizde olan fakat  unutulan ibadetlerden İTİKAF konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Satıcı yaptığı açıklamada şunları söyledi: 

Ramazan ayında oruçlarımız, mukabelelerimiz, fitrelerimiz ile bambaşka bir atmosferdeyiz. Ramazanın son on gününde Efendimiz(as) tarafından yapılan ve biz ümmetine tavsiye ettiği bir ibadet de itikâftır. Her ne kadar günümüzde itikâf toplumumuzun geneli tarafından pek yapılmasa da onu hatırlamak, canlı tutmak ve belli aralıklarla da olsa yapabilmek bizim faydamıza olacağı da kuşkusuzdur. 
İtikâf kişinin kendisini sıradan davranışlardan uzak tutmasını, ibadet amacıyla ve belirli şekilde ve şartlarda kişinin camide kalmasını ifade eder. Kur’an’da şöyle geçer:     “Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz zaman kadınlara yaklaşmayın”  (Bakara: 2/187),“İbrahim ve İsmail’e de tavaf edecekler, itikâfta olacaklar ve kendini ibadete vererek rüku ve secde edecekler  için evimi temiz tutun” (Bakara 2/125)
Hz. Aişe(ra) da şöyle anlatır: “Allah Resulü ramazanın son on gününde itikâfa girerdi. O, bu ibadetine vefatına kadar devam etmiştir. Sonra onun ardından hanımları da itikâfa girmiştir” (Buhari, itikâf )
Ayetler bize itikâfın sadece Hz. Peygamber ile ortaya çıkan bir sünnet ibadet olmadığını göstermektedir. Zira Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’e de Allah, itikâfa girmek isteyenler için Kâbe’yi temiz tutmalarını emretmiştir. Şu var ki; önceki ümmetlerde var olan itikâf, Efendimiz (as)ile farklı bir boyut kazanmıştır. Efendimiz(as) ile birlikte itikâf ramazanın son on gününde yapılmaya başlanmıştır. 
    
İTİKÂFIN ÇEŞİTLERİ : Evvela itikâfın bir ibadet olduğunu söyleyelim. Dolayısıyla ibadet olan itikâfın bazı durumlarda hükmü değişebilir. Mesela bir insan hiçbir şarta bağlamaksızın “Benim üzerime  üç gün itikâf borç olsun” derse veya bir şarta bağlayarak “Şu işim olursa, oğlum askerden salimen gelirse üç gün itikâf bana borç olsun” derse ve o şart gerçekleşirse kişiye bu itikâf vacip hale gelmiştir. Çünkü adakta bulunmuş ve nezretmiştir. Vacip olan itikâfta oruç tutmak da mecburidir. Dolayısıyla “Bana bir gün itikaf borç olsun” diyen kişi oruç da tutmalıdır. Aynı zamanda vacip olan itikâf içinde oruç bulunacağından bir günden az olamaz.
Sünnet olan tikâf, ramazan ayı içinde olduğundan onda da doğal olarak oruç vardır.
Bir de bunların dışında müstehap itikâf vardır. Onun özel bir süresi yoktur. Her vakit yapmakta mümkün olduğundan oruçlu olma zorunluluğu yoktur. Hatta bir kişi camiye geldiğinde itikâf niyetiyle oturur, kimse ile konuşmaz, namaz saatini beklerse itikâf sevabı alır. Bazı alimlerimize göre itikafın süresi  günün yarısından çoğu kadar, yine bazı alimlerimize göre de itikafın en az süresi bir gündür.  
O halde ramazanın son on gününde bu itikâf ibadetini bihakkın yerine getirme imkânımız olmuyorsa en azından yıl içinde her dâim camiye gelirken itikâf niyetinde bulunarak itikaf sevabından da mahrum kalmayalım.

İTİKÂFIN ŞARTLARI: Her ibadetin sahih olması için bazı şartları olduğu gibi itikafın da bazı şartları vardır. İtikafa niyet, itikafa bir mescitte girilmesi(bu erkekler içindir. Kadınların itikaf yeri evinde uygun bir bölümdür), itikafta oruçlu olmak (sünnet olan itikafta  oruçlu olmak şarttır). Temizlik:Kadınların hayız ve nifas halinden temiz olmaları gerekmektedir). Erkeğin ihtilâm olması, kadınların durumuna göre daha arızi bir durum olup ihtilâm olmak orucu bozmadığından böyle bir durumla karşılaşan itikâfa girmiş olan erkek hemen gusül abdesti alıp itikâfına devam eder.

İTİKÂFI BOZAN ŞEYLER: Cima/cinsel birleşme: İtikâfta iken böyle bir iş yapanın itikâfı bozulur. Dışarı çıkmak: İhtiyaç olmadığı halde camiden ayrılmak itikâfı bozar.
Eğer kişinin kendisine cuma namazı farz ise ve itikâfta bulunduğu camide cuma namazı kılınmıyorsa cuma namazını kılabileceği bir camiye gitmesi itikâfa bir zarar vermez.
Yine büyük-küçük abdest bozmak için camiden dışarı çıkması tabii bir ihtiyaç  olacağından itikâfa bir hâlel gelmez.Ayrıca itkâfta bulunduğu camiden zorla çıkarılma durumu varsa veya malına-canına zarar gelme tehlikesi oluştuysa oradan ayrılıp başka bir camiye geçmesinde zaruri bir ihtiyaç oluştuğundan bir beis yoktur.
Buraya kadar olanları toplayacak olursak; kişinin sayılan bu ihtiyaçlarından dolayı camiden dışarı çıkmasında bir sakınca yoktur. Yine kendisi yemek yemek için dışarı çıkabilir, fakat genel görüş kendisine yemek getirebilecek birileri olduğu halde bunun için dışarı çıkıyorsa itikafı bozulacağı yönündedir.

İTİKÂFIN FAZİLET VE ÜSTÜNLÜĞÜ: Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyuruyor:
“Kim Allah rızası için bir gün itikâfa girerse Allah onunla cehennem ateşi arasına üç hendek var eder. Her bir hendek doğu ile batı arsından daha uzundur.”
İtikâfın önemi kişiyi tefekkür ve tezekküre sevk etmesinden dolayıdır. Allah pek çok ayette insanların düşünmesini, etrafına bakıp yaratılanları görmeleri neticesinde kendi kulluklarını ve Allah’ın sonsuz kudret ve güç sahibi olduğunu hatırlamalarını istemektedir. İnsanın onları düşüneceği, nefis muhasebesi yapıp, yaratılış gayesini hatırlayacağı bir kesit de itikâftır. Şu da var ki; bedenin ameliyat edilmesi, uyutulması veya uyuşturulması ile mümkündür. Beklenen faydayı tahsil etmek ancak bu yolla mümkün olmaktadır.
Ruhun da bazen ameliyata ihtiyacı vardır. Fakat ruhun ameliyat edilmesi bedenin aksine uyanıkken olması gerekir. Ruhun uyandırılması da oruç ve itikaf gibi ibadetler ile sağlanmaktadır. Zira varoluş gayemizin düşünülmesi, üzerlerinde tam bir mülkiyet hakkımızın olduğunu düşündüğümüz şeylerin, aslında bize birer emanet olduğu fikrini bize yeniden hatırlatan iki ibadettir oruç ve itikâf.