YEREL
Giriş Tarihi : 16-08-2021 11:03   Güncelleme : 16-08-2021 11:03

Kalbe Dokunan Sözler

Şavşatlı şairden Artvin ziyareti gerçekleşti.

Kalbe Dokunan Sözler

Milli Eğitimde Hizmetli olarak çalışan Ercan Gündüz, çocukluğunda bir öğretmeni tarafından şiire yönlendirilmesi sonucu aradığı aşkı sayfalarda buldu.

Gündüz, 1987'den bu yana 2500'ün üzerinde şiiri kaleme aldı. Şu anda güncel olarak 2550 şiiri bulunan Gündüz, ilk kitabı "Gönül Sarayı" 2004 yılında, ikinci kitabı "Melankolik Tiryakiyi" 2009 yılında, üçüncü kitabı "Sultanlı Sevdası" 2012 yılında ve 2021 yılının mart ayında ise "Ağır Ağır Yürüyorum" kitabını çıkartan Gündüz, son kitabını "Res Çektim" adlı eserini ise yakın zamanda çıkarttı. Gündüz, sevdalısı olduğu sayfalara yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

Gündüz, " ağırlıklı olarak halk şiiri tarzında eski Türk geleneğinde olan 8'li hece ölçüsünü kullandığım şiirlerim olmuştur en fazla 7+7 hece ölçüsünü kullanmışımdır ancak aruz olarak kesinlikle çalışmadım konu olarak çok farklı  konularda yazmış olduğum şiirler oldu. Yazdığım şiirlere değinecek olursam konu olarak gençlik yaşlarında aşk şiirleri bu işin başlangıcı oluyor. Sevgi ile başlayan şiirler ile başlayarak ondan sonra içinde bulunduğumuz hayatın gerçeklerinden ve bazı devlet kurumlarını eleştiri şeklinde de kaleme aldığım şiirlerimde oldu. Bu eleştirilerde kültürümüzün örf ve adetlerin saygı, sevgi, nezaket içerisinde halkımıza uygun bir şekilde kullanarak taşlama türünde şiirlerimiz mutlaka olmuştur. Tamamı yayın evi denetiminde çıkan kitaplarımız zaten kanunlara, yasalara uygun bir şekilde övgü şiirleri olduğu kadar eleştiri şiirlerimizde oldu " diye konuştu.

Gençlerin sayfalara aşkı

Gündüz, yeni neslin şiire karşı olan ilgisine yönelik şu açıklamaları yaptı " halk şiirinde genelde bir usta-çırak ilişkisi olur ancak ben bir ustanın elinde yetişmedim. 27-28 yaşlarımda ülkemizin bazı değerli yazarları oturup kalktığım var fakat elimize kalemi alırken 1987'de İlkokul öğretmenimin Türkçe dersinde bir konuyu işlemesi üzerine başlayan bir merakım oldu. Tabii bizim zamanımızda internet olayı yok elimize geçen ve bulduğumuz kitapları değerlendirmeye çalıştım. Yeri geldiğinde Nazım Hikmetin şiirlerini okudum veya Ahmet Kaya'nın okuduğu şarkıyı şiirlerde örnek olarak aldım. Aynı zamanda Necip Fazılı 'da okudum yani kısacası ayırt etmeden birçok değerli sanatçımızı birçok değerli kalemin elinden yazılan kitapları okuduğumu söyleyebilirim " dedi.

Şavşat'tan başladı

Gündüz, Artvin'e gelmesindeki sebeplere yönelik şu açıklamaları yaptı " kitabım yeni çıktığı için aynı zamanda ben milli eğitim çalışanı olduğum için resmi kurumları, kurum amirlerimizi ziyaret ederek onlara en azından birer tane şiir kitabı hediye etmeye çalıştım. İl Kültür Müdürlüğüne Artvin'deki kütüphanelere ulaştırılması adına ve Milli Eğitim Müdürlüğüme kitaplarımızı hediye ettim. Valimiz ve Belediye Başkanımıza da ziyarette bulundum ve daha birçok kişiye kitap hediye ettim aynı zamanda satışında yapmış oldum.

Bizim talep olayı olarak değil insanların hatırına istinaden kitap alıyorlar. Yani vatandaşın sürekli ihtiyacı olan bir şey değil ancak insanların okuma merakı olduğu için veya tanıdıklarına hediye almak için kitap alıyorlar. Eskiden mesela bir arkadaşımız ülkemizde bir yerde mezarlıklara kitap bırakmıştı, yıllar öncesinde bende Artvin'de bir çöp kovasına kitaplar bıraktım buna benzer şeyler olabiliyor. Şimdi gerçekten şiire merak olayı şöyle az, gençlerimiz özellikle sanal dünyaya internet ortamına bağlanınca direkt bir kitap okumak, elinde kitap tutmaktan adeta insanlar uzaklaştı. Ben bilgisayarda veya cep telefonunda şiir yazarken zorlanıyorum yani elime kağıt-kalem almazsam rahat edemiyorum. O yüzden bu alışkanlıkla ve dönemimizin getirdiği yenilik ve de imkanlardan kaynaklı bir şey olduğunu demek mümkündür. Benim bir gün içerisinde rekor kendi rekorum olarak 67 şiirde yazmışlığım oldu, bir yıl içerisinde 5-10 tane  gibi az şiirde yazmışlığım oldu. Bir şairin bir şeyi eleştirmesi devlete veya o düzene isyanı değildir, o toplumda bulunan sorunları eleştirir ve daha nazik, kibar ve anlaşılır bir dil bütünlüğünde yazıya dökerler edeple, adapla mümkün oldukça dile getirilir aynı şekilde idarecilerinde bunları dinleyerek sorunlara yönelmesi ve o sorunları çözmesi için gerekeni yapılması beklenir zaten övgü şiirlerde böyle durumlarda da yer alıyor o zamanlar. Şiir yaşayan bir canlı tarihtir çünkü halkın içinde yaşayan, halk ile aynı dertleri bire bir yaşayarak bunları kaleme almak şiirdir bunları bu şekilde anlatmaktır " dedi.