YEREL
Giriş Tarihi : 23-08-2021 12:56   Güncelleme : 23-08-2021 12:56

Kooperatifçilik dayanışmadır

“Bir kişinin veya birkaç kişinin yapamadığını çok sayıda ortak bir arada yapabiliyor. Aynı zamanda milli ekonomiye katkı sağlıyor”

Kooperatifçilik dayanışmadır

Artvin ORKOOP Başkanı Hasan Yaşar, kooperatifçilik, arıcılık ve Artvin ormanları hakkında açıklamalarda bulundu.

“Kooperatifçilik dayanışmadır”

Kooperatifçiliğin tanımını yapan Yaşar, “Kooperatifçiliğin bir dayanışma, iş ve güç birliğinin olduğunu söyledi. Kooperatifçilik, bir kişinin veya birkaç kişinin yenemediği taşın kolektif bir şekilde beş, on ortağın veya daha çok ortağın bir araya gelerek kaldırılamayan taşı birlikte kaldırabilmektir. Kooperatifçilik ortak tüketim, üretim ve paylaşımdır. Kooperatifçiliğin özü bu dur. Kooperatifin ana sözleşmesine ve bin yüz altmış kooperatif kanununa göre kurulmuş kooperatifleriz. Bu ana sözleşmede şöyle geçer; kooperatif ortaklarının sosyal haklarını korur ve onlara ekonomik, sosyal imkanlar sağlar. Kooperatifler buna benzer iş temin eden bir araçtır. Böylece bir iş ve güç birliği yaratılmış olur. Bir kişinin veya birkaç kişinin yapamadığını çok sayıda ortak bir arada yapabiliyor. Aynı zamanda milli ekonomiye de katkı sağlıyor. Kooperatifçilik bir gelenektir. Bin sekiz yüzlü yıllardan başlar. Yol yaparken veya bir köprü yaparken burada bir paylaşım, dayanışma ve birlikte hareket etme durumu olur. Türkiye’deki kooperatifçilik, özellikle biraz daha revize ve modernize edilmiş hali bin dokuz yüz altmışlardan başlar” ifadelerine yer verdi.

“Yeniden kooperatifleri kurma ihtiyacı duyduk”

30 yıldır aktif olarak kooperatifçilik yapan Yaşar, Artvin ve Türkiye Orman Kooperatifler Birliği olarak üyelerinin kaç kişi olduğunu söyledi. Yaşar, “Kendi köyümde yüz yirmi civarında ortağımız var. Otuz bir kooperatif Artvin Orman Kooperatifler Birliğimize üyedir. Türkiye Orman Kooperatifler Birliğine de üç binin üzerinde kooperatif üyedir. Türkiye genelinde üç yüz otuz bin üzerinde ortağımız var. Ayrıca Türkiye genelinde yirmi sekiz bölge birliğimiz bulunuyor. Daha doğrusu Orman Genel Müdürlüğünün Orman Bölge Müdürlükleri vardır. Orman Bölge Müdürlüklerinin olduğu yerde de doğal olarak Orman Kooperatifleri Bölge Birlikleri kurulmuştur. 12 Eylül’de köy- koop kapanınca yeniden kooperatifleri kurma ihtiyacı duyduk. 1993’te Artvin ORKOOP birliğini kurdum Merkez birliğini ise 1997’de kurduk. Merkez birliğine ne kurayım diye araştırma yapıyordum. Köy- koop uğramadı. Bu sefer Orman köylerinde bir boşluk doğdu. Bir boşluk olunca da ORKOOP’u kurmak istedik. On beş sene merkez birliğinde Genel Başkan Yardımcılığını yaptım. Şu an kurucu ve aktif üyeyim. Projeyi iki kişi başlattık daha sonra yedi kişi ile kurduk. Türkiye’yi dolaştık ve şu an yirmi sekiz birliğe ulaşmış durumdayız” diye konuştu.

“Acilen çözüm üretilmesi gereklidir”

Yaşar, Artvin ormanlarında belirli yatırımların olduğuna dair açıklamalarda bulundu ayrıyeten böcek istilasının acilen çözüme kavuşma gerektiğini yoksa böceklerin ladin ormanlarını istila ederek daha fazla kurumaya yol açacağını belirtti.  Yaşar, Son zamanlarda ormanlarımızda sık sık yangın çıkıyor bu ormanlar ülkemiz ve bizler için büyük bir kayıptır. Artvin ormanlarında yatırım var. Bu yatırımlar iki nedenden dolayıdır. Birinci olarak köyler sürekli göçe uğradığı için araziler hep orman oldu. Dolayısıyla bu anlamda bir yatırım var. Köylerde yakın zamanda kadastroya geçti. Artvin ormanları genelde nemlidir. Bunun için yatırım daha çoktur. Kesime dayalıdan ziyade fidana dayalı bir yatırım vardır. Orman teşkilatının bu konuda zaman zaman ekim yaptığını da biliyoruz. Artvin ormanlarında gelecek için bir ümitsizlik yoktur fidanlar büyüyor fakat Artvin ormanlarında başka bir sıkıntı var. Böcekler bir sıkıntıdır sürekli böcek var. Bizlerde bunu engellemeye çalışıyoruz. Orman Teşkilatı Kooperatifi var ama bu konuda maalesef yeterli olmuyor. Bazı yörelerde özellikle Taşlıca köyünde çok yoğun bir böcek var. Bu böcek her yıl bir buçuk kilometre yol alıyor. Ayrıca çok tehlikeli bir böcektir. Böyle giderse bu böcekler ladin ormanlarımızı tüketecek. Ladin ormanları da sadece Karadeniz’de var. Diğer bölgelerde ladin ormanları yoktur. Bu yüzden acilen çözüm üretilmesi gereklidir. Böcek ile mücadele de zaman zaman başarılı olduk zaman zaman başarısız olduk. Milli parklar içerisinde mücadele etmek zor. Yol olmayan yere tuzak asamıyorsunuz. Gezilmesi mümkün olmayan kıraç alanlar var. Zor bir coğrafya da zor bir mücadele veriyoruz. Takdir ederseniz yolu olmayan yere ulaşmak zordur. Ayrıca bakımı ve tuzak asması da zordur. Bu konuda iki türlü mücadele etmek gerekiyor. Ya yol götürüp tuzak asmak gerekiyor. Ya da böcekli ağaçların lavalla temizleyerek çıkarılması gerekiyor” dedi.

“Artvin’de ne yapabilirim diye düşündüm”

Başka projeleri düşünerek bazı kararlara vardığını söyleyen Yaşar, projenin sonucunda çok büyük başarılar elde ettiğini belirtti. Yaşar “1998’de Güney Kore’ye gittim. Orada mantar teşhislerini gezdim. Kore kooperatiflerinin kurmuş olduğu büyük bir kereste atölyesini gördüm. Daha sonra bende memleketime kalıcı bir şey yapmak istedim. Biliyorsunuz ki insanlar ölür fakat yaptıklarıyla anılırlar. Bende Artvin’de ne yapabilirim diye çok düşündüm. Mantar tesislerini, kiraz ve patates projelerini düşündüm ve şunlara vardım; bir projenin yapılabilmesi için proje ekibi gerekiyor. İkinci olarak projenin öz kaynağı gerekiyor. Son olarak da projeyi sevmek ve sahiplenmek gerekiyor. Dolayısıyla projenin üç dört ayağı var. Katma değer yaratabilecek, işletmecilik yapabileceğim “arıcılık” işi bana cazip geldi. Hatilla vadisi de çok güzel bir vadidir. Belki dünyada belki de ülkemizde ender görülen bir vadidir. Yirmi iki bin beş yüz hektar alandır. Bu alanda kırkın üzerinde kendi içerisinde vadi var. Bu vadiler nadir gezilmiştir genelde bilinmez. Bitki çeşidi çok fazladır. Bin üç yüz kırk dokuz bitki türü var. Bu bitki türü bizlere artılar yaratıyor. Projemizin başarılı olma şansını yükseltiyor. Bal projemiz Tarım Bakanlığından desteklidir. 2013’te başladık ve iki projede bitirdik. Hatilla da altmış kişide arımız var. Bal dolum teşhisi ve bunun yanında da mum eritme makinasını kurduk. Şu anda faal durumdalar. Bunların sonucunda çok büyük bir başarı elde ettik” diye konuştu.

“Üç yüz yıllık arıcılık mirasımız var”

Arıcılığın geleneksel bir şevk olduğunu söyleyen Yaşar, “Atalarımızdan ve dedelerimizden üç yüz yıllık arıcılık mirasımız var. Bizim için geleneksel bir şevktir diyebiliriz. Kırk metre uzunluğunda olan arı konaklama tesisini eski petek analar dediğimiz dedelerimizden kalanlardan esinlenerek geliştirilmiş ve modernize bir şekilde değiştirdik. Türkiye’de çok dikkat çekti. Daha sonra devlet bizim için güveniliyor ve yapıyor olduğumuzu düşünerek böylelikle yukarıda dolum tesisini kurdurdu. Hatilla vadisinde bölgeden kaynaklanan bir artı var. Diğer bölgelerde bal yok fakat Hatilla da var. Kuraklık olmasaydı daha çok bal olacaktı. Hiçbir yerde bile olmasa Hatilla’dan azdan veya çoktan olur. Tarım İl Müdürlüğünün tespitine göre kovan başına 17 kilo bal alınmalıdır. Biz çok olduğu zaman otuz beş, kırk kilo bal alıyoruz. Tarım İl Müdürlüğünün tespit etmiş olduğu balı da aldık” ifadelerine yer verdi.