YEREL
Giriş Tarihi : 04-06-2021 12:02   Güncelleme : 04-06-2021 12:02

“Matbaacılık Hassasiyet İsteyen Bir Meslektir“

30 yılı aşkın süredir Artvin’in en eski matbaacılarından biri olan Zeki Alkan Mesleğine yönelik ilk adımlarını nasıl attığını anlattı.

“Matbaacılık Hassasiyet İsteyen Bir Meslektir“

Uzun yıllardır matbaacılık sektöründe yer alan Zeki Alkan, kendi dönemlerinde yaşadıkları zorluklara rağmen hiç vazgeçmeden nasıl hayatını kazandığı hakkında açıklamalarda bulunan Alkan, matbaacılık ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Mesleğe başlangıçta ilk adım

Alkan, mesleğe başlangıç ile ilgili yaptığı açıklamalarda hayatına da şu şekilde değindi “ 1986 yılında Hür Çoruh matbaasında başladım. Orada yaklaşık dört ay kadar çalıştım ve sonrasında ayrılmak zorunda kaldım. Tabi ilerleyen süreçte Demokrat Çoruh matbaasında eleman ihtiyaçları olduğundan dolayı gittim, o zamanlar Demokrat Çoruh matbaası yeni kurulmuştu yani kurulmuştu derken eski bir matbaa olmasından dolayı 1960’lı yıllara dayanan bir geçmişi var fakat ben gittiğimde oraya daha bir sene kadar bir sürede yeni adımlar atılmıştı. 1989 yılına kadar orada çalıştım ondan sonra tabi askere gittim 1991 yılında askerden dönüş yaptım ve tekrar Demokrat Çoruh’ta çalışmaya başladım. 1995 yılına kadar Demokrat Çoruh’ta çalışmaya devam ettim o zamanlarda aklıma bir anlık matbaa açma fikri geldi. Fındıklı’da bir matbaa vardı orayı tamamen satıyorlardı ve bende gittim oradakilerle pazarlığımı yaptım matbaa makinalarımı yükledim geldim burada kendi iş yerimi kurdum. Kendi gazetemi 1995 yılında kendi matbaamı açarak kurdum ve 25 yıldır faaliyetlerime devam ediyorum “ dedi.

 Meslek sevgisi

Meslekte ilk önce sevgi olması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunan Alkan, şu ifadelere yer verdi “ Bir mesleği sevmezsen o işi yapma şansın yok özellikle matbaacılık için geçerli altın kuraldır. Bizim işimiz biraz daha yorucu ve sabır isteyen bir iştir o yüzden çoğu insana sıkıcı gelebilir. Eğer mesleği bilmiyorsan yapma şansın yok ilk önce mesleği sevmeden yapma şansınız yok ama ben 1986 yılında bu işe başladığımda zaten sevmeseydim bu işe devam etmezdim. Tabi eskiden matbaacılık çok zordu fakat şimdi dijital olduğu için her şey artık yavaş yavaş belirli meslekler değişime uğrayacak veya bazıları unutulacak. Eskiden biz kalıp yapar, baskı yapardık yorucuydu ama mesleğimi seviyorum. Bugün 50 yaşındayım ve işime severek devam ediyorum, bende makinamın başında hiç sıkılmadan çalışıyorum “ dedi.

“ Eskiden matbaacılık çok zordu ve yorucuydu ama hiçbir zaman yılmadan, pes etmeden yoluma devam ettim “

Mesleğin yorucu tarafları

Alkan, ne kadar çok çalıştıklarına yönelik şu açıklamalarda bulundu “ Hep harf dizme ile kalıp yapmakla iş yapardık öyle bir zamanda çalıştık ki sabah sekizde gelirdik akşam bir olunca çıkardık. Eskiden çırak yetişirdi mesela bende çıraklıktan gelmeyim, eskiden bir adam gelip oğlunu getirir ve meslek öğretin derdi ama şimdi kapıdan giren ne kadar maaş veriyorsun diye sorar oldu.  Birde eskiden bu mesleğe girdiğinde beş sene çalışmadan usta olma şansın yoktu çalışman gerekiyordu. Bugün bakıyorum teknolojinin getirdiği şey, bilgisayardan lazım olan kalıpları alabiliyorsun. Benim yanıma gelen birisi olsa bir haftada makine kullanmayı öğretirim ama eskiden öyle değil, eskiden gelip 1 haftaya öğrenemezdin en az üç sene çalışacaksın ki bir şeyler olsun. Şu anda teknolojinin matbaacılık alanına getirdiği dezavantaj ile tamamen bitti. Her şey dijital oldu eskiden bir koçan işi bile matbaacının elinden geçmeden elde edemiyordun ama bugün bir koçan defteri burada bastırmana gerek yok git fotokopi çıkar dijitalde işi bitir. Belki beş bilemedin on sene sonra matbaacılık değil de artık dijital deriz. Ben bu zirveye gelmek için çok mücadele verdim 30 yılı aşkındır bu mesleği sürdürüyorum ve halen takıldığım noktalar olabiliyor. Eskiden mesela çırak bulabiliyorduk şu an mesela Artvin’de matbaa ustası yok derecede yetişen var mı, o da yok “ dedi.

İşleniş

Yaptıkları meslek ile ilgili şu açıklamalarda bulunan Alkan, “ Bir resim basmak istiyoruz biz mesela matbaada buna dört renk diyoruz. Bunlar olmadan zaten bir resmi elde etme şansın yok ilk önce bilgisayarda hazırlıyorsun onun dört renk ayrımını yapıyorsun ondan sonra onun filmini çıkartıyorsun, filmi çıkardıktan sonra kalıplara montaj ediyoruz. Bunları dört rengi peş peşe baskı yapıyoruz biz burada, bu renkleri elde etmedikten sonra baskı yapmak diye bir şey yok şu an teknolojide ofset dediğimiz olay bu dört renk, ilk mavi basıyorsun sonra kırmızı, sarı ve siyah bunların dördünü baskı yapmadan takvim, resim gibi baskıları yapamazsın “ dedi.

Basım öyküsü

Alkan, yaptığı açıklamada basım öyküsüne şu açıklamalarla yer verdi “ Gazetecilik ve gazete basımı aslında birçok insanın bilmediği kadar zor bir meslek. Bir haberin muhabir tarafından takip edilip haber haline getirilip daha sonra diğer haberler ile tasarlanması, sayfa düzenin yapılarak aydınger çıktılarının alınıp baskıya girer. Daha sonra bu gazeteler dağıtıcı tarafından dağıtılır. Ve bütün bu işlemleri olabildiğince hızlı bir şekilde yapmak zorundayız ve zamanla yarışıyoruz. Elektriklerin kesilmesi, gazetede bir haberin beklenmesi sonrasındaki gecikme, bir arıza bizim baskıya girme ve dağıtıcılar ve okuyucuya zamanında yetiştirme zamanımızı kısıtlayabiliyor “ dedi.

Bu işi yapmak isteyen gençlere tavsiye

Alkan, yerlerine geçecek olan nesil için şu tavsiyelerde bulundu “ Gençlere, öncelikle ne iş yaparlarsa yapsınlar o işi sevmelerini tavsiye ederim. Çünkü sevgi olmadan bir işi yapmanız mümkün değildir. Gençlerimiz bir işi öğrenmek ve bir meslek elde edebilmek için sabırlı olmalı, o işi öğrenmek için çaba ve emek sarf etmeleri gerekir. Şimdi ki gençlerin ne yazık ki hiç meslek sevdası yok, eskiden mesela okul okuyan okurdu, okumayan bir meslek öğrenirdi şimdi ki gençlerin gideyim bir kuaför olayım, matbaacı olayım, gazeteci olayım gibi bir hayalleri yok. Şu anda biz bu meslekte aile şirketi olarak çalışıyoruz, aile şirketi olarak çalışmasak inanın bu mesleği çalıştıracak kişi yok “ dedi.

Matbaacılık sektörü bitmiş durumda

Alkan, bulunduğu sektörle ilgili şu açıklamalarda bulundu “ Matbaacılık sektöründe şu anda zor günler yaşıyoruz. Esnafımıza fatura baskısı yapıyorduk ama şu anda çoğunluk e-faturaya geçti o baskı bitti. Kurumlardaki matbu evrak işlerimiz her şey dijitale bindi, bilgisayara yüklendi onlarda kesildi. Bunun üstüne birde pandemi gelince yaklaşık 1,5 senedir makinelerimiz yatıyor açılır mı orasını da bilemiyoruz. Matbaacılık bitti derken aslında teknoloji bitirdi. Teknoloji çok hızlı ilerlediği için kurumlardaki bütün evraklar artık yazıcılardan alınıyor. Örneğin eskiden hastaneye gidince bir laboratuvara veya röntgene gidince giderken elimizde dört, beş tane kağıt olurdu şimdi artık küçük bir etiketle eczaneden ilacı alabiliyorsun “ dedi.