YEREL
Giriş Tarihi : 22-04-2021 12:59   Güncelleme : 22-04-2021 13:29

ORUÇ VE TAKVA

Arhavi Müftüsü Yusuf Çakır “ORUÇ VE TAKVA” başlıklı konu hakkında açıklama yaptı.

 ORUÇ VE TAKVA

Arhavi Müftüsü Yusuf  Çakır “ORUÇ VE TAKVA” başlıklı konu hakkında açıklama yaptı.

Çakır yağtığı açıklamada; “İslam dini, itikad, ibadet ve ahlak esaslarıyla birlikte bir ilahî kurallar ve değerler bütünüdür. Konumuz olan “takva” da bunlardan biridir. “Takvâ, insanı Allah’tan uzaklaştıracak şeylerden uzak durmaktır” “Takvâ, nefsin arzularını terk etmek ve yasaklardan uzak durmaktır” ve “Takva; Allah’tan korkarak günahlardan kaçınmakta, Allah’ın emir ve yasaklarına uymakta titizlik göstermek, Allah’ın himayesine girmek, emrini tutup azabından korunmaktır”. (el-Müfredat fi Garibi’l-Kur’ân, s. 530) şeklinde  tanımlanmıştır. Bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi takvâ kelimesi; mümin insanın, Allah'ın emir ve yasaklarına uyma konusunda titizlik göstermesi, yaşantısının her safhasında ölçülü ve tutarlı, dinî hükümler karşısında duyarlı olması anlamına gelmektedir.

 Hz. Ömer ile ashaptan Übeyy b. Kâ’b arasında geçen şu diyalog da bu tanımın doğruluğunu teyit

etmektedir. Hz.Ömer, takvâ kelimesinin ne anlama geldiğini kendisine sorduğunda Übeyy b. Kâ’b ona şu karşılığı vermiştir:  Dikenli yolda hiç yürümedin mi? Yürüdüm. O zaman ne yaptın? - Paçalarımı sıvayıp dikenlere basmamaya gayret ettim. İşte takvâ odur.

Muttakî insanı diğerlerinden ayıran en önemli özellik şunlardır: Kur’ân-ı Kerim’i rehber edinip onun yolundan gitmek. Bela ve musibetlere karşı sabırlı olmak, Allah’ın takdiri neticesinde meydana gelen tecellilere razı olmak, Allah’ın bahşetmiş olduğu nimetlere şükretmek,

 Müslümanın gerçek anlamda muttaki olarak yaşayabilmesi için; günah dikenleriyle dolu hayat yolunda çok dikkatli yürümesi, kalbi basiretli ve dikkatli olması, hırs çukuruna, şehvet bataklığına ve haram uçurumuna düşmekten sakınması, iman, badet ve ahlakını son nefesine kadar koruması gerekir. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece

sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün” (Âl-i İmrân:3/102) anlamındaki âyet bu gerçeğe

işaret etmektedir. Değerli kardeşlerim orucu ise şöyle tarif edebiliriz: Oruç Arapça ‘da "savm" kelimesiyle ifade edilir. Savm sözlükte nefsi tutmak ve engellemek anlamındadır. İslam dininde oruç, sabahın başlangıcı sayılan ikinci fecirden (tan yerinin ağarmasından) başlayarak güneşin batışına kadar ki sürede ibadet niyetiyle yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi uzak tutmaktır. Buna din ıstılahında "imsak" denir.  Oruç, ibadetleri değerli kılan ihlas özelliğini en çok yansıtan bir ibadettir. Çünkü bir kişinin oruçlu olup olmadığını ancak Allah ile kendisi bilir. Yani böyle olmalıdır. Bir kutsi hadis’de şöyle buyrulmuştur:‘‘ Oruç doğrudan doğruya benim için yapılmış bir ibadettir. Onun (sayısız) karşılığını da doğrudan doğruya ben vereceğim.’’ (Tecrid-i Sarîh, 6/248), buyurulmaktadır.  Takva ile oruç arasında sıkı bir bağ vardır. Takva ehli olmanın bir yönü oruç tutmaktır. Tutacağımız orucu ise  hem bedenimize hem de ruhumuza tutturmamız gerekir. Bedenin orucu bilindiği üzere imsaktan- iftara kadar yeme-içme ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır. Ruhumuzun orucu ise, nefsimizi yalandan, iftiradan, giybetten, kötü sözden hasılı islamın yasaklamış olduğu tutum ve davranışlardan uzak tutmaktır.  Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerde takva ehline sunulan pek çok müjdeler vardır. Onlardan bazıları şunlardır: “Rabbinizin bağışlamasına ve genişliği göklerle yer arası kadar olup, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun” (Âl-i İmrân: 3/133)  Zikredilen ayette cennetin takva ehli için hazırlandığına vurgu vardır. “Şurası muhakkak ki haramlar apaçık bellidir. Helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanların çoğu bunu bilmez. Bu durumda kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de ırzını da korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur. Tıpkı koruluğun çevresinde sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa girebilecek durumdadır. Bilesiniz ki, her hükümdarın bir koruluğu vardır. Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Bilesiniz ki beden de bir et parçası vardır. Eğer o sağlıklı olursa bedenin tümü sağlıklı olur. Eğer o bozulursa, bedenin tümü bozulur. Bilesiniz ki o kalptir.” Takva ehlinin bir özelliği de şüpheli şeylerden uzak durmaktır. Helal ve haramlar konusunda hassas olmaktır. Bedeninin merkezi olan kalbi, maddi ve manevi kötülüklerden uzak tutmaktır.

Ne mutlu o kimseye ki, hem bedenine hem de ruhuna oruç tutturmuş!

Ne mutlu o kimseye ki, kalbini maddi ve manevi kirlerden arındırmış!

Ne mutlu o kimseye ki, vefat ettiği zaman: Ey imanın huzuruna kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak rabbine dön. Böylece has kullarım arasına sende katıl. Cennetime gir! (Fecr: 89/27-30) Ayetlerindeki nidâya muhatap olanlara!” ifadelerine yer verdi.

Ayşe ÖZDER