YEREL
Giriş Tarihi : 12-04-2022 10:44   Güncelleme : 12-04-2022 10:44

ORUÇ VE TAKVA

ORUÇ VE TAKVA

Murgul  İlçe Müftüsü Mustafa ÖNAL gazetemize açıklamalarda bulundu.Oruç ve Takva konusunda açıklamalarda bulunan Önal orucun bir takva eylemi olduğunu, orucu sadece mideye değil tüm organlara tutturmak gerektiğini söyledi. Murgul Müftüsü Mustafa ÖNAL şunları söyledi:

Hz. Peygamber (as)   ramazanı rahmet, mağfiret ve cehennem azabından kurtuluşun müjdesi olarak  takdim ediyor. Bu güzel müjdeler ile dolu zaman dilimini bir fırsat bilerek idrak etmek, her bir anını Rabbimizin rızasına uygun bir şekilde tüketmek bizim en değerli kazancımız olur. Bu ay içerisinde üzerimize farz kılınan oruç ibadetinin hikmetini özümseyerek yerine getirmek ve bu hikmeti hayatımızın tamamına hâkim kılmak kulluğumuzun kemale ermesinin en güzel vesilesi olacaktır.
Yüce Rabbimiz, orucun üzerimize farz kılındığını bildiren ayette bu hikmeti bizlere şöyle öğretiyor: “Ey iman edenler! Oruç sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki (oruç ile günahlardan)korunursunuz” (Bakara, 2/183.)

Orucun bizlere kazandırması gereken yegâne değer ayet-i kerimede de vurgulandığı üzere “takva” sahibi olmaktan başka bir şey değildir. Takva sahibi olmak demek duyarlılık sahibi olmak demektir. Takva sahibi olmak demek sorumluluğunun bilincinde olmak demektir. Takva sahibi olmak demek günahlardan korunmak demektir. İşte orucun bize kazandırdığı da tam olarak budur.

Biz biliyor ve inanıyoruz ki girmeyi arzu ettiğimiz cennet takva sahipleri için hazırlanmıştır. (Al-i İmran 3/133-135) Kur’an takva sahipleri için yol göstericidir.(Bakara 2/2)  Rabbimizin katında değerimizi ve kıymetimizi takvamız belirler ve amellerimizin kabul olması yine bizim takvamıza bağlıdır. Takva hakkındaki ayetlerin bir bütünlük içerisinde İncelenmesi halinde açıkça görüleceği üzere Kur'an-ı Kerim'in büyük önem verdiği bu kavram, başlıca şu iki temel anlamı içermektedir:

a)Takva, itikadi (inanç ile ilgili) konularda yanlış ve batıl inançlara kapılmaktan, ahlaki ve ameli konularda ruhu kirleten kötü duygulardan, fena huylardan; eksik, kusurlu, zararlı ve haksız davranışlardan, İslâm dininde esasları belirlenmiş olan hayat tarzına uymayan bir yaşayıştan sakınmak, uzak durmaktır.
b)Takva, bütün faaliyetlerde, ödevlerin yerine getirilmesinde, her türlü kötülüklerin terk edilmesinde öncelikle Allah'tan korkmak, Ona karşı saygılı olmak ve  bu saygıyı davranışların ve hayatın temeli yapmaktır.

Oruç tutuyoruz da niçin takvaya eremiyoruz?
Hâlbuki Allah şöyle buyuruyor : “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç tutmak farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı ki takvaya eresiniz.” (Bakara sûresi, 2/183) Mutlak konuşulunca kemal kast olunur. Oruç tutmak demek, kâmilce oruç tutmak demektir.
Orucun kâmili, kâmilin orucudur. ( salihlerin orucu)Oruç, kâmilce tutulacak ki kâmil neticeye ulaşılabilsin. Kâmil oruç, sadece mideye tutturulan oruç değil; göze, kulağa, dile, ele ve ayağa velhasıl bütün organlara tutturulan oruçtur. Bir ay, bütün organlarımıza oruç tutturabilirsek kâmil oruç olmuş olur. İdeal oruç da budur zaten.

Orucumuz kâmil olunca neticede takvaya ermiş, muttakî olmuş oluruz.  Orucun maksadı; oruç tutan mümini terbiye etmek, belli helaller bile haram edilerek (imsak, iftar arası) ömür boyu haramlara karşı oruçlu olmayı, hakiki manada kul olmayı sağlamaktır.  

Rabbimiz biz kullarına nasıl ikramda bulunuyor bir bakınız. “Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli ( ikramı bol)bir yere sokarız” (Nisâ, 4/31)  Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “Büyük günahlardan kaçınılması halinde, beş vakit namaz, iki cuma (günü) ve iki ramazan (ayı), aralarında (işlenecek küçük) günahlara keffârettir.” (Müslim, Tahâret, 16)  Aynı manada değerlendirmemiz gereken şu Hadîs-i Şerîf de böyledir: “Yalan konuşmayı, yalan sözlerle amel etmeyi terk etmeyen kimsenin yemesini, içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, Savm, 8)
Başka bir Hadîs-i Şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan susuz ve açlıktan başka bir kazancı olmaz. Nice gece kalkıp nafile ibadet yapanlar vardır ki, bu kalkmasından ötürü uykusuzluktan başka bir kazancı olmaz.” (İbn Mâce, Sıyâm, 21.)

İslamın özeti mesabesinde olan Bakara süresi 177. ayeti ile konumuzu tamamlayalım.
“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Asıl erdemli kişi Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takvâ sahipleri bunlardır.”

Buradan anlıyoruz ki işlediğimiz amellerimiz/ibadetlerimiz  bizlere takvayı kuşandırmalı, takva ile azıklanmamıza vesile olmalı. Zira en hayırlı azık takva azığıdır.(Bakara2/197)