YEREL
Giriş Tarihi : 13-04-2021 12:23   Güncelleme : 13-04-2021 14:27

RAMAZAN ORUCU VE ORUÇ ÇEŞİTLERİ

Kemalpaşa İlçe Müftüsü İbrahim Türkan, “Ramazan Orucu Ve Oruç Çeşitleri” başlıklı konu hakkında açıklamada bulundu.

RAMAZAN ORUCU VE ORUÇ ÇEŞİTLERİ

Kemalpaşa İlçe Müftüsü Türkan yaptığı yazılı basın açıklamasında; “Bizleri bir Ramazan-ı Şerif ayına daha sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde ulaştıran

Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun, O’nun Rasülü Hz. Muhammed Mustafa (sas)

Efendimize de sonsuz selatü selamlar olsun. Ramazan ayımızın tüm Müslümanlara ve

insanlığa huzur ve mutluluk getirmesini niyaz ederim.

Ramazan orucu Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit olmuş bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi, siz de oruç tutma yükümlülüğü getirilmiştir.

(Bakara 2/183) buyurulmakta, Peygamber Efendimiz de “İslam beş şey üzerine kurulmuştur:

Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık

etmek; namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için

Beytullah’ı ziyaret etmektir “ (Buhari İman,34) diyerek Ramazan ayında oruç tutmanın farz ve

Müslümanlığın alâmeti fârikası olduğunu ifade etmiştir.

Müslümanın hayatında asıl ve en önemli yeri işgal eden farz ibadetlerdir ki Ramazan

orucu da farzdır ve meşru bir mazeret olmaksızın tutulmaması doğru değildir. Müslüman olan

akıllı, buluğ çağına ulaşmış her erkek ve kadına bu oruç farzdır. Ancak yolcu olanlar ile belirli

bir yaşa/ileri bir yaşa ulaşıp oruca güç yetiremeyen yaşlılar ile hastalar istisna

kapsamındadırlar. Hastalar iyileşince, yolcularda yolculukları bitince daha sonra Ramazan

ayında tutamadığı oruçlarını kaza ederler. Yaşı ilerlemiş olan yaşlılarımız ise daha ileriki

yıllarda daha da yaşlanıp oruç tutmak kendilerine daha zor geleceğinden onlar tutamadıkları

her bir oruç için bir fakir doyumluğu olarak fidye öderler.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere Farz olan oruç sadece Ramazan ayı

orucu olmakla beraber tutulamayan Ramazan ayına ait kaza ve bilerek bozulmuş olan

Ramazan ayına ait bir orucun yerine tutulması gereken kefaret oruçları -ki bu oruç aralıksız

Ramazan ayının dışında tutulması gereken Kameri iki ay orucu -da bu kapsam da yani Farz

oruç kapsamında değerlendirilmektedir.

Farz oruçlardan başka bir de Peygamber Efendimizin fazladan yaptığı ve adına genel

ifadesiyle Nafile denilen sünnet, müstehap ve mendup diye adlandırılan oruçlar vardır.

Ramazan ayından sonra Şevval ayında tutulan altı gün oruç, Muharrem ayının onuncu

gününde -bir gün öncesi veya sonrasıyla- tutulan “âşûra” orucu, Kameri ayların 13, 14 ve 15.

günlerinde tutulan “eyyâm-ı bîd” orucu, Pazartesi ve Perşembe orucu, Kurban Bayramından

önceki dokuz günde tutulan Zilhicce orucu, Haram aylar olarak bilinen Zilkade, Zilhicce,

Muharrem ve Recep aylarının Perşembe, Cuma ve Cumartesi günlerini oruçlu geçirmek gibi.

Farz ve Nafile oruç dışında bir de Vacip oruç diye bir oruç çeşidi daha vardır ki

aslında böyle bir oruç kişinin dinen gerekli olmadığı halde bu ibadeti kendisine gerekli kılması

halidir. Şöyle ki, bir mümin bir işi olduğunda oruç tutacağını adaması/adak/nezir halinde bu

adak orucunu tutması kendisine vacip olur. Haliyle böyle bir adakta bulunmayan kimse için

bu tür bir oruç tutmak gerekmeyecektir. Başlanmış olan bir nafile orucun bozulması halinde

de bozulan oruç yerine daha sonra ki günlerde oruç tutulması Hanefi Mezhebimize göre

vacip olarak görülmüştür. Her ne kadar başlangıcı nafile bir oruç olsa da gün içerisinde

herhangi bir sebeple bozulduğu için onun sonradan iade edilmesi vacip/gerekli görülmüştür.

Oruçlarımızı Farz, Vacip ve Nafile gibi üç gruba ayırdıktan sonra ayrıca Ramazan

orucu ile diğer oruçlar arasında ki bazı farklılıklara da işaret etmek yerinde olacaktır. Ancak

bunlara geçmeden önce tüm oruçlar için oruca başlama/imsak ve bitiş süresi/iftar ile orucu

bozan durumların hepsi için ortak olduğunu söylemek gerekir.

Farkların birincisi, niyet etme zamanı ki Ramazan orucu ve Nafile oruçları ile zamanı

belirlenmiş olan adak oruçları için niyet etme zamanının son süresi kuşluk vaktine kadar, hatta bu süreyi öğle namazının vaktinin girmesine az bir süreye kadar devam ettiği ifade

edilmektedir. Tabii ki bu süreye kadar bir şey yiyip içmemek şartıyla. Bunların dışındaki

oruçlar için niyet etme zamanı imsakla bitmektedir. Daha fazla bilgi için Müftülüklerimize veya

İlmihal kitaplarımıza müracaat edilebilir.

İkinci bir fark Ramazan orucunu bilerek bozmanın cezası iki kameri ay aralıksız oruç

tutmaktır. Diğer oruçlar ise gününe gün kaza edilir.

Üçüncü bir fark ise Ramazan orucunun sadece kameri aylardan Ramazan ayında

tutabilir olmasıdır. Bu orucu başka bir aya ertelemek veya öne almak mümkün değildir. Diğer

oruçlar ise Ramazan ayının dışında istenilen aylarda tutulabilir.

Genel hatlarıyla Ramazan orucu ve diğer oruçlar hakkında kısaca bilgi vermeye çalıştık,

ancak bütün detaylarıyla bu konuyu işlemek bu yazının hacmini aşacağından bu kadarıyla

iktifa edelim. Yazıma daha önceki Ramazan ayına ait bir spot cümle ile bitirmek istiyorum:

Ey Oruç! Tut bizi

Ramazan ayınız mübarek olsun” ifadelerine yer verdi.

Buket ÇELİK ATUN