YEREL
Giriş Tarihi : 10-08-2021 11:22   Güncelleme : 10-08-2021 11:26

ŞAHAN’DAN HİCRİ YENİ YIL AÇIKLAMASI

İslam dünyası yeni bir hicri yıla girdi. Yeni hicri yılın başlaması dolayısıyla Artvin İl Müftü yardımcısı Recep Şahan gazetemize açıklamalarda bulundu. Şahan şunları söyledi:

ŞAHAN’DAN HİCRİ YENİ YIL AÇIKLAMASI

“9 Ağustos itibariyle yeni bir hicri yıla,1443. Hicri yıla girdik.  Hz Peygamber’in 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicreti esas alınarak Hz. Ömer döneminde Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin ilk ayı(yılbaşı) kabul edildi.

Hicreti başlangıç olarak esas aldığı için bu takvime hicri takvim denildi. Bu da HİCRET’e verilen değeri gösterir.

Hicri takvim ayını zamanda Ay takvimidir, ayın hareketlerine göre düzenlenmiştir ki bizler birçok ibadetimizi ay takvimine göre yaparız. Mesela farz orucu hicri kameri ay olan Ramazan’da tutulur, farz olan Hac ibadeti hicri kameri ay olan Zilhicce ayında yerine getirilir, kurban ibadeti de yine bu ayın 10-11-12-13. günlerinde yerine getirilir.  Dolayısıyla Hicri takvim  bizim için vazgeçilmezdir.

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem dinimizde  ve kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. Kur’an’da atıfta bulunulan(Tevbe 9/5, 36) “haram aylar”dan bir tanesi de Muharrem ayıdır. Hz. Peygamber, Ramazan’dan sonra oruç tutulması en faziletli ayın Muharrem ayı olduğunu belirtmiştir. Yine Muharrem ayının 10. günü AŞURA GÜNÜ’dür. Aşura ünü ila alakalı 2 hususu belirtelim. 1-Aşura Günü oruç tutmak faziletlidir. Ancak o gün yahudiler de oruç tuttuğundan onlara benzememek içim bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte tutulması tavsiye edilir. 2-Aşura Günü; Hicri 61 miladi 680 yılında  Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin ile 70 Ehl-i Beyt in Kerbela’da Yezid tarafından şehid edildikleri gündür.

Hicret Nedir?
Klasik tabirle Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye göç etmesidir. Ancak hicret bir yerden diğer yere kaçış değildir. Hicret bir yerden başka yere daha iyi şartlarda yaşamak için göç etme de değildir. Hicret dini özgürce yaşamak ve yaşatmak,Dini kitlelere anlatmak,i’la-i kelimetullah’ı duyulmadık yer bırakmamak için koşma hareketidir. Hicret, imkanların tükendiği yerden imkanların üretileceği yere taşınmaktır. Gerçekten de Mekke’de tükenen imkan Medine’de yeniden yeşerdi.İslam Medine’de yaşam alanı buldu.Mekke’de horlanan, her türlü ezaya maruz kalan İslam ve ona gönül verenler Medine’de Medine site devletine kadar giden bir süreç yaşadılar.Yesrib’i Medine yapan da hicrettir.

Günahlardan Hicret
Mekke'nin fethinden sonra İslam'ın artık kuvvet için muhacirlere ihtiyacı kalmadı. Artık Müslümanlar dinlerini özgürce yaşama imkanına kavuşmuşlardı. Müslümanlar artık kuvvetli durumda idiler.Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.) "hicret müessesesi"ni kaldırmaya karar vererek "Mekke'nin fethinden sonra hicret mümkün değildir." buyurdu. Ancak Efendimiz’in kaldırdığı hicret, kendi sağlığında Mekke ve civarından Medine'ye olan hicretti. Dolayısıyla umumi manada hicret devam etmektedir. Hicret her an, her yerde ve her asırda kıyamete kadar devam edecek bir olgudur.

O halde bugün hicreti nasıl anlayacağız? Ya da bugün nasıl muhacir olacağız? Bugün de günahlardan hicret ederek muhacir olunur .Asıl hicret de günahlardan hicrettir. Hicret bir kaçış ve sığınıştır; küfürden imana kaçıştır.

Nitekim Efendimiz(sav) :"Hakiki muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir." yine “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.” buyurarak bu gerçeği dile getirmiştir. Sahabeden birisi Rasulullah’a sorar: Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar zannediyorlar ki, hicret etmeyen helak olmuştur, (bu doğru mu?). Resulullah şu cevabı verir: " Namazı kıl, zekatı ver, kötülüklerden hicret et, ondan sonra yeryüzünde de dilediğin yerde otur!”

Hicretin 1443.yılına girdiğimiz şu günlerde bir  kez daha düşünelim. Bizim hicretimiz nereye? Geride bıraktığımız bir yılda sevap-günah muhasebesi bakımından karda mıyız zararda mıyız? Bu duygu ve düşüncelerle Hicri yeni yılımızın İslâm âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını,  milletimiz, ümmetimiz ve insanlık alemi için hayra, huzura ve barışa vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, tüm halkımızın Hicri yeni yılını en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.”

 Ayşe ÖZDER