YEREL
Giriş Tarihi : 21-05-2022 10:39   Güncelleme : 21-05-2022 10:39

“Sonra Anne Baba”

“Sonra Anne Baba”

Saadet Partisi İl Başkanı Gültekin Soydan anne baba hakkını anlatan bir yazı paylaştı. Soydan yazısında anne merhametine dikkat çekti. Soydan, yazısında “Evimizin direği babalarımızla evimizin yanık yüreği analarımızdır, bizi birinci derecede hayata hazırlayanlar. Baba, alın teriyle unumuzu alansa, anne, sevgiyle yoğuran ve bize sunandır” dedi.

Saadet Partisi İl Başkanı Gültekin Soydan, anne baba hakkı ile ilgili paylaştığı yazıda şu ifadelere yer verdi:

“Kendisine kulluk emrinden sonra ilk sıraya anne babaya iyiliği emreden Rabbimiz. (Nisa Sûresi, ayet 4/36)Kendisine şükürden sonra anne babaya teşekkürü öğütleyen yine Rabbimiz. (Lokman Sûresi, ayet 31/14) (Nisa Sûresi, ayet 4/36)Yani anne ve babaya karşı neyi nasıl yapacağımızı en iyi şekilde öğreten Rabbimiz, onlara “Öff” bile demeyi yasaklamış. (İsra Sûresi, ayet 17/23)Hatta anne ve babası gayrimüslim olanlara da onlara iyi davranılmasını emretmiş ancak inkâra veya harama götürecek emirlerini tutmamamızı bildirmiş.Bu ayete binaen, fıkıh kitaplarımızda, anne ve babası kötürüm olsalar ve “Beni sırtında kiliseye götür” deseler götürmez; ama sürünerek kiliseye giden anne veya babasını evine getirmek için kilisenin kapısından sırtına alarak getirmesi gerekir demişler.Evimizin direği babalarımızla evimizin yanık yüreği analarımızdır, bizi birinci derecede hayata hazırlayanlar.Baba, alın teriyle unumuzu alansa, anne, sevgiyle yoğuran ve bize sunandır.

“Acı Biberi Yiyip Tatlı Süte Dönüştürendir Anne”

Toprağı alın teriyle sulayan ve kara topraktan bize en tatlı yiyecekler sunandır baba.Anne ve babamızı da yaratan ve onlara evlat sevgisi sunan ve bizleri gözleri gibi korumayı öğreten, Allah celle celalühtür.Biz, anne ve babamızdan önce onları bize, bizi onlara hediye eden Rabbimize kulluk edelim.Ardından onların gönül telini titretecek “Öff” kelimesini bile demeyelim.İyilikle muamele edelim, onların bize yaptıklarının teşekkürünü, onların gönlünü alarak yerine getirelim.Kocaman yürekli baba ile yanık yürekli annelerin ahı olmasın üzerinizde.Bunun için de sağlam bir iman, ihlaslı bir amel ve kuyumcu hassasiyetiyle işlenmiş bir edep gerekir.Yaşı seksen beşi geçmiş, yönünü kıbleye dönmemiş, yüksek bir bürokratın döndüğü köşelerle, Boğaz’da lüks bir evde yaşayan bu bayan, bir tek oğlunu bana ve eşime anlatıyor: “Oğlum Yeşilköy’de kalır. Çok iyidir, bayramlarda ve Anneler Günü’nde telefon etmeyi hiç ihmal etmez.”ana yüreği işte budur.Senede bir defa görüşmek yok ama üç defa sesini duymak ona yetmezken yetiriyor.Kapitalist eğitimle yetişen oğul da anlatıldığı gibi.Rabbimiz, kâfirleri bize tanıtırken iki gruba ayırır.Birinci grup kendileri gibi insanların kurallarını Allah’ın koyduğu kıstas ve ahkamından üstün görerek o şahısları putlaştıranlar.İkinci grup ise Allah’ın gönderdiği peygamberlerden bazılarını Allah’ın oğlu kabul ederek kâfir olanlar.Bir insanın bu dünyada en fazla uzak durması, yaklaşmaması, korunması, sakınması gereken şey müşrik olmaktır.Bunlardan birine girenlerin annesine, babasına, evladına, komşusuna, milletine olan zararı, faydasından fazla olur.Çocuğunun bu dünyada ihtiyacı olan sağlık, barınma, yeme içme, eğitim gibi her şeyini en üst seviyede sağlayan anne baba, onu kâfir olarak yetiştirdiğinde, eski kavimlerden çocuğunu, putunun önünde kurban vermeyi ibadet sayan ve kurbanlık çocuğunu süsleyip püsleyen anne ve babadan ne farkı olur?Böyle bir eğitimden geçen çocuk, anne ve babasına ne kadar iyi davranır?Anne ve babaya iyiliğin ibadet olduğuna inanmayan birinin anne ve babaya davranışından ne umulur?Belçika’da Müslüman olan bir delikanlı, ailesi tarafından reddedilir.O da ayrı bir eve yerleşir ve bakıma muhtaç dedesine anne ve babası bakmayınca onu da evine alır ve dedesine o bakar.Dede ölünce ortaya çıkar ki; dede, evinin torununa verilmesi için vasiyetname bırakır.Anneyle baba, çocuklarının dedeye bakmasını, eve sahip olmak için olduğunu söylerler ama sonunda utanırlar.Çocuk, anne ve babasına “Ev sizindir. Ben vasiyeti kabul etmiyorum, siz dedemin mirasçısısınız” der ve malı da onlara bırakır.”