YEREL
Giriş Tarihi : 09-12-2021 10:37   Güncelleme : 09-12-2021 10:42

“Sonsuz Müzik Okyanusunda Öğrenmeye Devam Ediyorum”

“Sonsuz Müzik Okyanusunda Öğrenmeye Devam Ediyorum”

Artvin’in belli bölgelerinde yaygın olarak kullanılan akordeona gönül vermiş Mete Aydemir ile akordeon üzerine röportaj gerçekleştirdik. Küçük yaşlardan itibaren akordeonenstrümanını çalan Aydemir “sonsuz müzik okyanusunda öğrenmeye devam ediyorum” dedi.

Çocukluk yaşlarından beri müziğe ilgi duyduğunu söyleyen Akordeon ustası Mete Aydemir, müzikle ve enstrümanla tanışma hikâyesinden şöyle bahsetti: “Musikiye küçükken ağız mızıkası ile başladım. Sonrasında liseyi bitirince babama yalvar yakar istedim. O zamanlar çalgı çalmak, top oynamak abesti. Annemin zoruyla babam bir tane akordeon aldı bana. İlk önce musikiler derneğine gittim rahmetli Murat Coşkun onlarda çalıyordu, onlardan biraz feyiz aldım. Kenan Özerle tanıştım, orkestrası ile devam ettim, zamanında rahmeti Hasan Çıtak’tan bas dersleri aldım.Sonrasında Rus pazarı olunca Artvin’e çok büyük müzisyenler geldi. Dünya çapındaki akordiyonistleri dinledim biz onların yanında hiçbir şey yapmıyoruz. Onlardan da müzik sohbetlerim oldu ama hiçbir şey öğrenmedim ne kadar bir şeyi biliyorsan o kadar az biliyorsun demektir, bilginin sonu yok.”

Akordeon yapısından ve tarihinden bahseden Aydemir, “Akordeon farklı bir alettir, ağız mızıkasının geliştirilmiş şeklidir akordiyon. Bildiğimiz ağız mızıkasıdır çocukken çok çalardık şimdi yoktur esasında da bende var bir gün yine bir program yapabilirsek ağzı mızıkasını falan da tanıtırım. Ağız mızıkasından sonra akordiyona heves ettim, akordiyon öğrendim. Akordeon’un menşei 1828’de Almanya’da geliştirilmiş, öncelikle ağız mızıkası sonrasında el mızıkası dediğimiz türü çıkmış ve daha da gelişmiş tuşlu hale getirmişler bu süreçle birlikte akordiyon halini almış, tuşlu bir alet olsa da üflemeli çalgılar arasına girer. Üfleme şeklinde gerçekleşir, içerisinde metaller vardır bu metaller titreşerek ses oluşturur, böylelikle müzik ortaya yapar.Almanya’da icat olmuş bunun Artvin’e gelişi 1977-1978 civarlarında 1993 harbinde Ruslar burayı işgal edince, Ruslar tarafından getirilmiş buraya, Almanya’dan ve İtalya’dan. 1870 yıllarından önce Artvin'de akordiyon yoktu bunun yerine, kaval, tulum, davul zurna gibi çalgılar kullanılıyordu. Öncesinde Gürcüler öğrenmiş Rusya’dan, sonra bu işi yapan Mikeloğlu diye bir Ermeni çalmış Artvin yöresinden oradan da bizim Artvin halkı öğrenmiş. Almanya’dan ve İtalya’dan. Yusufeli tarafı Rus işgalinde olmadığı için oralarda pek yaygın değildi, eskiden hudut Melo köyünün olduğu yermiş. Akordiyon Ruslardan alınmış, geliştirilmiş ama Kafkasya’ya inince daha seri çalınması için tuşlarını küçültmüşler” ifadelerini kullandı.

“Müzik Öyle Bir Şeydir Ki Toplumlar Arası Barışında Sağlar”

Enstrüman çeşitliliği açısından Artvin’in öne çıktığını aktaran Aydemir,  “Akordeon bir yerin, bir bölgenin çalgısı değil, akordiyon dünya çapında bir çalgıdır. Kafkasya’dan geçen Artvin’den geçmiş, sahili çıkacak olan Artvin’den geçmiş. Artvin’in bir özelliği daha var en çok enstrüman, müzik aleti kullanılan yerdir kemençe, tulum, davul, zurna, kaval, saz, ney, akordiyon sonradan geldi. Müzik öyle bir şeydir ki toplumlar arası barışında sağlar, bir ülkenin anahtarı müziktir.Bir futbolcuya top oynatırsın, ertesi gün antrenmanaçıkar, yaptırmadığın zaman bir sonrakinde iyi top oynayamaz, o yüzden biz bu çalgı aletlerine alışmışız biz zamanında sabahlara kadar yorulmadan çalardık, şimdi böyle şeyler mümkün değil. Müzikten para kazanmadım, sadece teşekkür aldım, bunu bir gönül işi olarak yaptım. Eğer bu işi gönül işi ile yapmazsan zaten müzisyenlik yapamazsın, paraylamüzik bir noktaya kadar yapılır, para bitti mi müziğin biter. Bizlere ışık tutan şu şekilde oldu hep arkadaş olarak Birbirimize destek olduk, ama çok eski ustalara biz akordiyon çaldıramazdık, onlardan bir şey öğrenmek için yalvarırdım ama çalmazlardı. Ama ben öyle yapmıyorum gençler geldi mi öğretiyorum, Gelirler öğrenirler, konservatuar mezunları bile yanıma gelir, konservatuarlarda mesela akordiyon öğretisi yoktur, yeni yeni yapılmaya başlandı. Lisede okurken bizim edebiyat hocamız vardı meşhur yazar Vecihi Timuroğlu, Onun bir sözü vardı “şiir, müzik, resim iç içedir” derdi bunlar güzel sanatlar. Şiirsiz müzik olmaz, müziksiz de şiir olmaz derdi, resimde bunların tasviridir derdi. Müzik şiirin armoniye dökülmüş halidir, nasıl bir türkü söylemek maharetise, şiir söylemek de maharettir, herkes şiir okuyamaz” şeklinde konuştu.

Mete Aydemir Kimdir?

26 Ağustos 1950 yılında Artvin'de doğdu, orman mühendisi olan babasının mesleği gereği birçok yeri dolaştı. İlkokulu Artvin 7 Mart İlkokulu ve Şavşat balıklı köyünde tamamladı, ortaokulu Ardanuç’ta, liseyi Artvin lisesinde, üniversiteyi ise Karadeniz Teknik Üniversitesi Rize işletmecilik Yüksekokulu’nda tamamladı. Müzikle tanışması çocukluk yıllarında, Artvin’de de akordeonun ilk adımı olan ağız mızıkası ile başladı. Liseyi bitirdikten sonra babasının aldığı akordeonla müzik sevdasını devam ettirdi. Artvin musiki derneğinde ve Kenan Özer'in orkestrasında uzun yıllar akordeon çaldı. Sonraki yıllarda Artvin’e gelen kendileri ile tanışma fırsatı bulan Gürcü ve Rus müzisyenler ile akordeon üzerine fikir alışverişinde bulundu. Merhum Hasan Çıtak hocadan bas dersleri aldı.

HATİCE DİLER