YEREL
Giriş Tarihi : 29-04-2022 10:52   Güncelleme : 29-04-2022 10:52

TEVBE

TEVBE

Osman DEMİR’den “TEVBE” açıklaması...

Artvin Müftülüğü Gençlik Koordinatörü Osman DEMİR gazetemize tevbe konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Demir yaptığı açıklamada şunları söyledi:

İnsanoğlu yaratılış itibari ile hata yapabilmektedir. İnsan iyiliğe de kötülüğe de meyyilli yaratılmıştır. Bu, imtihanımızın bir gereğidir.  Bu hatalar bazen yaradanına karşı bazen de yaratılanlara karşı olmaktadır. Yapılan bu hatalardan dönmek dünya ve ahiret mutluluğunu elde edebilmek ise pişmanlık duymak tevbe etmekle mümkündür. 
Sözlükte pişmanlık, dönmek, nedamet anlamlarına gelen tevbe islami bir kavram olarak kulun işlediği kötülük ve günahlara pişman olup onları terk ederek Allah’a yönelmesi emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah’a sığınarak bağışlanmayı dilemesi demektir. Yapılan hatalara tevbe etmek her insan için gerekli bir prensiptir. Tevbe etmek farzdır. (Tahrim 66/8) Yapılan her günah için ayrı ayrı tevbe etmek gerekmektedir. Tevbenin hakiki manada tevbe olması için bir takım şartlar vardır.
1. Yapılan günahı terk etmek. Tevbenin ilk aşaması günahı fiilen terktir. Zaten terk edilmeyen yanlış  davranışa tevbe edilmez.

2. Yapılan günah için pişmanlık duymak. Bir kul işlediği günahları için yüreğinde derin bir pişmanlık ve sızı hissetmelidir. Aksi takdirde eski günahları özlemle anmak doğru değildir. Bu durumda her an bir daha o günaha dalmak da mümkündür.

3. Bir daha yapmamaya karar vermek. Samimi olarak tevbe etmek gerekir. Kur’an buna NASUH TEVBESİ isimini verir. Tahrim suresi 8. ayette şöyle buyurur Rabbimiz: “Ey İman eden kullarım!İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tevbe edin...” Bu ayette dikkat çeken bir husus da tevbenin aracısız Allah’a yapılacağı hususudur. Yani tevbe alınmaz tevbe edilir. Zira Rabbimiz Kaf suresi 16. ayette de belirttiği gibi bize şah damarımızdan daha yakındır. O kadar yakındır yani. Benzer mesaj Bakara 186. ayette de vardır.

4. İşlenen günah kul hakkı ile alakalı ise sadece Allah’a tevbe yetmez. Tevbe ile birlikte o kuldan helallik alınmalıdır. Bir şekilde helalleşmek lazım. Yani kişi yıktığını yine yıktığı cihetten tamir etmelidir. Kul hakkı ile alakalı günahların ilk mercii yine kul olmalıdır. Kul ile problemlerimiz çözüldükten sonra Rabbimizden de samimi bir şekilde af dilemeliyiz. Bütün bunlar olmaz da bu işler ahirete kalırsa Allah korusun müflis duruma düşebiliriz. O zaman bizi namazımız, orucumuz, haccımız da kurtaramaz.
5-Tevbe yeis halinde olmamalıdır. Yani son nefeste ölümü görürken yapılmamalıdır. Yapılsa da geçerli olmaz. Bu tür tevbe olsa olsa Firavun tevbesi olur. Kızıldeniz’de boğulurken ben de Musa’nın Rabbine iman ettim demişti de Allah da “şimdi mi?” diyerek bu imanının geçersizliğini söylemişti. Bu konuda Yunus 90-93. ayetlere bakılabilir.

Tevbe kul için hatalarını telafi imkanı verir. Bir kurtuluş yoludur tevbe. “...Ey iman edenler! Hepiniz Allah’a tevbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! (Nur 31)

Hz. Peygamber(sav) de şöyle buyurur: “Ey insanlar Allah’a tövbe edip ondan af dileyiniz, zira ben günde 100 defa tövbe ederim”
Tevbe etmek için illa da belli bir mekan ve belli bir zaman olması gerekmez. Kul hata işlediğinde geciktirmeden, nerede olursa olsun Rabbine dönmelidir. Allah bizi her yerde ve her zaman duyar.

Her davranışımızda, her ibadetimizde samimiyet şart olduğu gibi tevbe de de samimiyet ve ihlas şartı vardır. Ayet ve hadislerden  anladığımız şekliyle tevbe kapısı açıktır. Bu kapının açık olması kişiyi günaha yönlendirmemelidir. Tevbe kapısının açık olması yüce Allah’ın kullarına olan sonsuz merhametinin göstergesidir. Nasılsa günahlarıma tevbe ederim ve günahlarım da af olunur düşüncesiyle günah işlenmemelidir. Çünkü günah işlemeye fırsat buluruz da tevbe etmeye fırsat bulamayabiliriz. Bu sebeple asıl olan günah işlememektir,   günahlardan sakınmaktır.