YEREL
Giriş Tarihi : 21-04-2021 11:05   Güncelleme : 21-04-2021 11:10

TOPLUMSAL ŞİFA; YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA

Murgul Müftüsü Mustafa ÖNAL “TOPLUMSAL ŞİFA; YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA” başlıklı konu hakkında açıklama yaptı.

TOPLUMSAL ŞİFA; YARDIMLAŞMA VE PAYLAŞMA

Önal yaptığı açıklama da; “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonuda cehennemden azledilme ve kurtuluş günleri olan şifa ayı Ramazanı şerife bizleri ulaştıran cenabı hakka nihayetsiz hamdü senalar olsun. Rasülü Muhammed Mustafa (SAV) efendimize, onun âl ve ashabına salât ve selam olsun. Şifa ve rahmet ayı olan Ramazan gönüllerimize ferahlık ve huzur, hanelerimize bereket ve sürur, ülkemize ve tüm İslam alemine hayırlar getirsin. İstifadelerine sunmuş olduğumuz bu yazıyı okuyan kardeşlerimizin ramazanı şerif ayını bereketli bir şekilde geçirmelerini, tutmuş oldukları oruçlar, okudukları ve takip ettikleri kuran tilavetleri, başta beş vakit namaz olmak üzere kılmış oldukları teravih namazları, yapmış oldukları hayır ve haseneler, zekatlar, sadakalar, fitreler ile fırsata çevirebilmelerini Allahü Tealadan niyaz ediyorum.

Bu yazımızda eylem haline getirdiğimizde yaşadığımız cemiyete şifa olacak davranışlardan bahsedeceğiz. Bu davranışları Allahın rızasını gözeterek insanlığın ve diğer yaratılmışların faydasına olacak şekilde yapılan  zekat başta olmak üzere maddi ve manevi bağışlar ile infak hareketleri oluşturur. Yine bu yazımızda toplumsal şifa; yardımlaşma ve paylaşma konusuna temas edeceğiz inşaallah.

İslam, müminler arasında yardımlaşmanın oluşmasına ve sürdürülmesine büyük önem vermiş, dayanışmayı sağlayacak ilkeler, vasıtalar ve müesseseler koymuş, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve paylaşmayı engelleyen her türlü menfi davranışları yasaklamıştır. Bu nedenle iyilik ve hayırda yarışmak, Allah yolunda harcamada bulunmak ve toplumdaki kimsesiz fakir ve düşkünlere yardım elini uzatmak, Kur'an-ı Kerim’in ve sünneti nebevi yenin en çok üzerinde durduğu, teşvik ettiği hususlardandır. Birçok âyet ve hadis, kalıcı olanın, bu tür paylaşımlar ve yardımlaşmalar olduğunu bildirmektedir.

Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

" Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir."[Ali imran 3/92]

Bazı ayetlerde de “Hayırda yarışın”[Bakara,2/148|­ Maide,5/48] tavsiyesi yapılmaktadır.

“Onlardan Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.’ [Fatır,35/32] Mealindeki ayet-i kerime ise hayır yarışına katılan Müslümanların ne kadar büyük bir ilahi lütuf elde etmiş olacaklarını haber vermektedir

Böylece İslam dini insanların hayırlarda ve meşru işlerde yarışıp yardımlaşmalarını istemiş, günah ve düşmanlık üzere dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmalarını ise yasaklamıştır. Yüce Allah Maide süresinde bu konuda şöyle buyuruyor:

“İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.[Maide,5/2]

Dayanışma ve yardımlaşmaya kişinin yakınlarından başlaması gerekir. Böylelikle sosyal birlik ve bütünlüğün fertlerin kendilerinden, ailelerinden en yakın çevrelerinden, komşularından ve akrabalarından başlayarak çevreye doğru yaygınlaştırılması sağlanmış olur. Böylece toplumsal bir şifa hasıl olsun. Çünkü kendi yakınlarının ve komşusunun halini bilmeyen ve onlarla ilgilenmeyen bir Müslüman’ın, uzaktakilerle ilgilenmesi çoğu kere lafta kalır. Nisa süresinde ise bu konuda şöyle buyrulmaktadır:

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” [Nisa,4/36­37]

Şu ayetler de soysal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektedirler:

“Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” [Bakara,2/215]

“Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.[Bakara,2/197"

”Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir.”[Zilzal,99/7]

Ayrıca haşr süresinin 9. ayetinde de soysal yardımlaşma ve dayanışmaya en güzel şekilde temas edilmiş, hatta bunun da ötesinde Mekke’den Medine’ye hicret eden muhacir kardeşleri için diğergamlık yapmış olan Medine’li Müslümanlar (Ensar) övülmekte ve bunların davranışları Müslümanlara örnek gösterilmektedir:

“Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”[Haşr,59/9]

Zekat başta olmak üzere infak faaliyetlerinin topluma yansımaları nasıl tezahür eder;Evvela o cemiyete dirlik ve düzen gelir. Fertler paylaşmayı kendilerine şiar edinmiş olurlar. Gönüller yapılmış ve gönüller kazanılmış olur. Rabbimize olan teslimiyet ve sadakatimizi göstermiş oluruz. Dünyada sahip olduklarımız ebedi kazancımıza bir vesile olur. Zekatlarımız bizleri şükürsüzlükten,kanaatsizlikten ve aç gözlülükten sakındırır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi zekatla günahlarımız yok olur.

Sonuç olarak diyebiliriz ki malumunuz Diyanet İşleri Başkanlığımız her sene olduğu gibi bu senenin ramazan ayı temasını şifa ayı ramazan olarak belirledi. Bu senenin ramazanında bir arada yaşadığımız kardeşlerimize karşı (özellikle ihtiyaç sahibi olanlara) şifa olacak eylem ve söylem içerisinde olmalıyız. Bu şifayı,yapacağımız infaklar ile gerçekleştireceğiz. Çünkü; Ramazan ayı müminlerin nifaklardan arındığı,yüreklerin şifa bulduğu aydır. Şu hususu iyi bilmeliyiz ki başta iman olmak üzre peşinden gelen salih ameller bizleri kemale erdirmek içindir. Allahü Teala bizden kıvamlı, kıvama gelmiş,adeta olmuş bir meyve gibi tadına doyulmayan bir İslam kardeşliği sergilememizi istiyor. Cennet kıvamlı , kemale ermiş, hamlıktan çıkıp olmuş Müslümanların uğrak yeridir. Bu mübarek ayda verdiğimiz zekatlar ile kalplerimiz yumuşayacak ve şefkatin anahtarını almış olacağız. Bekleniyoruz....çünkü bizler mazlumları, mağdurları ve muhtaçları gözetmek için varız. Gözetenlerden olalımki rabbimizin dünyevi ve uhrevi ikramları, ihsanları hususunda mağdur ve mahrum, istenilen sorumluluğumuzu ifa etmediğimiz için de huzuru ilahide mahcup ve mahkum olmayalım. Ramazan ayında yapacağımız infaklar ile yorulan insanlara, fer yıprananlarada derman,yaralanana merhem, yanılana hakikat olalım inşallah. Allahü teala bizleri birbirimize derman eylesin.Uzun ince bir yolda,iki kapılı bir handa gündüz gece seyrü seferde olan bi çareleri,muhtaçları ,mazlumlaerı,mağdurları,mahrumları her daim hatırlamak,hatırlatmak ve gündemde tutmak dileğiyle ramazanı şerif ayınız mübarek olsun.” İfadelerine yer verdi.

Ayşe ÖZDER