YEREL
Giriş Tarihi : 29-11-2021 10:57   Güncelleme : 29-11-2021 10:57

“Vefat Eden Kişiye Karşı Görevlerimiz Vardır”

“Vefat Eden Kişiye Karşı Görevlerimiz Vardır”

Artvin İl Müftü Yardımcısı Mahmut Çelikoğlu, vefat eden kişilere karşı insanların görevlerinden bahsetti. Vefat eden insanların ardından yapması gereken iki durum olduğunu söyleyen Çelikoğlu,sözde ve fiiliyatta yapılması gerekenleri anlattı.

Çelikoğlu insanların ölen kişiye karşı sorumluluklarını şöyle anlattı: “İnsanoğlu Rabbimizin en önemli eseridir. Rabbimiz kıyamete kadar bütün varlıklar üzerinde sonsuz mutlak tasarruf sahibidir. Rabbinizin yaratmış olduğu varlıklar içerisinde en mükemmel olanı insanlardır. Kur'an-ı Kerim'de o beyan ediliyor “Andolsun ki Biz İnsanı en güzel surette yarattık” deniliyor. İnsanlar bu özelliktedir Allah insanlara bir ömür biçiyor. Hz. Adem'den günümüze kadar sayısını bilmediğimiz kadar insan dünyaya geldi. Bu insanlar Rabbimizin takdiriyle ebedi hayata göç eylediler. İnsanlar içerisinde en mükemmel olanlar peygamberlerdir. Peygamberleri Allah insanlara Önder olmak için göndermiştir, kendi mesajlarını tebliğ etmek için göndermiştir. Kendi etrafımızda da birçok insanın ebedi hayata yolculuyoruz bundan kaçış yok ölümle ilgili ayetler vardır. Tabutlarda yazılı bir ayet vardır; “Her nefis ölümü tadacaktır” “bize döndürüleceksiniz” ifadeleri yer alıyor. İnsanoğlu değerlidir, insanoğlunun hayatı çok anlamlıdır. Bütün varlıkları Allah insanoğlunun daha iyi yaşaması için var etmiştir. İnsanoğlu o kadar değerlidir. Bu kadar değerli olan insanın vefat ettikten sonraki konumu da çok değerlidir. Bir insanın bu dünyadan vefat etmesi diğer canlıların ölümü gibi değildir. İnsanoğlu son nefesini verdikten sonra vefat eden insana en yakın olan insanlar birinci derecede sorumluluk sahibidirler. Sadece akrabalar değil etrafındaki komşuları, tanıdıkları, arkadaşları da cenaze programlarına dahil olurlar, farklı yerlerden cenazelere iştirak ederler. Bu da insanoğlunun vefatının bile değerli olduğunun göstergesidir. Vefat eden insanların ardından yapmamız gereken durumlar vardır. Bunlardan biri sözlü durumlardır bir diğeri fiiliyatta yapılması gerekenlerdir. Öncelikli olarak kalben ve beynen metin olmalıyız. Her an yakın Akrabalarımız vefat edebilir. Bazı vefatlarda insanlar belli süreç hastalanır öyle vefat eder, bazen gencecik insanlar kaza veya ani hastalıklar veya afetler sonrası vefat ederler. Ebedi hayata göç eden insanların yakınları şunu yapmalı; çok Üzülmeden asla ve asla Cenabı Allah'a İsyan etmeden, bunun Allah'ın takdiri olduğunu düşünerek hareket etmeliler. Biz en yakınlarımızı nasıl seviyorsak Allah CelleCelalühü bizim yakınlarımızı sevdiğinizden kat kat fazla seviyor. Cenabı Allah'ın sonsuz sevgisine Mazhar olan insanın ölümün Allah'ın emri olduğunu fark etmesi gerekir. Vefat eden yakınımızın kabir hayatında ahiret hayatında daha iyi olması için, günahlarının affedilmesi için üzerimize düşen görevleri yapacağız. Bunlar kıldığımız namazlar sonrasında, tuttuğumuz oruçlar sonrasında dua ederken ya da çeşitli vesilelerle Cenabı Allah'a dua etme hakkına sahip olunca, Rabbimizden yakın geçmişlerimizin tanıdıklarımızı ruhlarının Şad olması ya da günahlarının af olması için onlara dua edeceğiz. Öncelikli olarak yapmamız gereken budur. Sonrasında da bazı uygulamalar vardır onları gerçekleştirmeleri gerekir. Fiili olarak sırasıyla şu davranışlar içerisinde oluruz; vefat eden insanın üzerindeki elbiseleri çıkararak vefat eden insanı sırt üstü ayakları kıbleye gelecek şekilde uzatacağız. Ağzı açık da çenesini bir bezle bağlayarak ağzını kapatmaya çalışacağız. Ellerini Kollarını yanına saracağız üzerine bir örtü örteceğiz. Etrafına güzel kokular süreceğiz cenaze namazını kılmadan önce cenaze yıkama işlemi önce ettiği cenazenin bulunduğu odada sesli olarak Kur'an okunmaması gerekir, başka bir odada sesli olarak okuyabiliriz veya cenazenin bulunduğu odada İlla okunacaksa sessiz bir şekilde okunabilir. Vefat eden kişinin tırnağını kesmeyecek, saçını taramaya cağız, olduğu gibi o şekilde bırakacağız. ilmihal kitaplarımızda geçen bazı terimler vardır cenaze merasimi ile ilgili onları da sırayla açıklayalım; Bir insan vefat ettikten sonra bununla ilgili olacak görevlerin tamamına teçhiz diyoruz. Bu esnada etrafımızdaki tanıdık insanlara bunun duyurusunu yapacağız Belirli bir zaman belirleyeceğiz bu zamanın Mümkünse önde olması gerekir, hızlı bir şekilde gerçekleşmesi gerekir. Sonrasında cenazeyi yıkama işlemi gerçekleşiyor Buna gasil diyoruz çeşitli yerlerde gasilhaneler vardır burada cenaze usulüne uygun olarak yıkanıyor. Cenazeyi İlla bir din hocası veya görevli yıkayacak diye kaide yoktur. Çok zor olay değil ilmihal kitaplarında bu konu açık bir şekilde anlatılmıştır, uygulaması yapılabilir. Cenazeyi mümkün mertebede en yakının yıkaması gerekir böyle olursa bazı şeyler daha kolay olur ama en yakın insanlar yıkayamazsa görevliler gerçekleştirebilir. Cenazenin kefenlenmesi tekfin Bu da belli usullere göre gerçekleştiriliyor sünnete uygun olan kefenleme de erkekler için 3 bez parçası, kadınlar için 5 bez parçası oluyor, çocuklar için bu sayılar azalıyor. Bunun da uygulaması kitaplarımızda mevcuttur. Cenazenin taşınması teşyi deniyor. Cenaze kefenlendikten sonra cenazenin omuzlarda ya da uzaktaysa arabayla namazın kılınacağı yere götürülmesidir. Oradan da kabristana götürerek defin gerçekleşiyor. Defin işlemine kadar olan alanda teşyi oluyor. Hangi camimizde cenaze namazı kılınacaksa o camiye götürüyoruz, Musallaya koyuyoruz sonrasında cenaze namazı kılınıyor. Cenaze namazı farzı kifayedir. Her bir Müslümanın üzerine farz olmayıp belli insanların ilgili görevi yerine getirmesi Dolayısıyla diğer Müslümanların üzerinden Kalkan vazifelere farzı kifaye diyoruz. Sonra kabristana götürülür kabristanda da usulüne uygun işlemler söz konusudur. Cenaze kabre konuluyor sonra üzerine tahta veya benzeri şeyler örtülüp Toprak koyuluyor buna defin işlemi diyoruz. Definden sonra bir uygulama var bu uygulamayı da sevgili Peygamberimiz gerçekleştirmiştir terkin Telkin yaptığımız zaman belki ümitvari oluyoruz. Kabirdeki insan belki Cenabı Allah'ın yardımıyla bizi duyar diye değerlendiriliyor yüzde yüz olacak diye bir şey yok ama yapılmasında fayda vardır. Daha sonra gerçekleşen bir olay daha var Bu da taziye bir vefat eden kardeşimizin arkasından yapmamız gereken görevlerin bir tanesi de taziyedir. Taziye 3 gün olarak kabul edilir vefat eden insanların yakınları belli bir ev veya mekânda toplanıyorlar, Etraftaki tanıyan insanlar vefat eden insanın yakınlarına taziyede bulunuyor yani teselli ediyorlar.”

Cenazelerde ıskat ve devir uygulamasının yanlış olduğunu söyleyen Mahmut Çelikoğlu, “Toplumumuzda yanlış bir uygulamadır, olmazsa olmazmış gibi kabul edilen bir durumdur. Bunu toplumumuza güzel bir şekilde izah etmemiz gerekiyor. Bazı yerleşmiş gelenek haline gelmiş uygulamalar var bazı uygulamalar yanlış da olsa toplumdan soyutlamak zor oluyor. Iskat; kelime olarak düşürmektir, günahlarını düşürmek şeklinde anlaşılıyor. Önce bunun bazı uygulamalardaki tanımını anlatalım sonra da İslam'a uygun olup olmadığını izah edelim. İnsan dünyada iken kılamadığı namazlar varsa, tutamadığı oruçlar varsa, yerine getiremedi ibadetler varsa bunların telafi edilmesi için vefat eden insanların yakınları tarafından veya mirasından belli bir payı fidye olarak vermek ve cenabı Allah'ın affetmesine vesile olmaya çalışıyoruz. Böyle bir uygulama ne Kur'an-ı Kerim'de var ne hadisi şerifler de var ne de sahabeyi kiram uygulamasında var. Yıllar sonra ıskat gündeme getiriliyor ve umuluyor iyi niyetli olarak ortaya atılmış bir uygulamadır ama kuranda ve ayetlerde yer almaz.Biz bunları nasıl ortadan kaldıracağız; topluma örnek olması gereken hocalar toplum önünde bu uygulamaları yapmayacaktır. Böyle bir uygulama dinimize de zarar veriyor. Kuran-ı Kerim’de olmayan uygulamayı dindenmiş gibi göstermek, İslam’a karşı olan kişilere fırsat vermek oluyor. Gençlerimize ulaşarak, “namaz kılmadığınız halde vefat edince fakirlere para ödeyince ibadetleriniz yapılmış sayılacak” diye açıklamalar yapılıyor ve dinimizi zor duruma düşürüyor bu durum. Bir de çok zengin olan insanlar “ben ibadetlerimi yapmayayım, param çok ben ölünce telafi edilir” diye algıya kapılırlar. Bedeni ibadetlerde telafi yoktur. Maddi ibadetleri yerimize telafi edebilirler ama bedeni ibadetler Allah ve kul arasındadır. Ama biz yaptığımız ibadetlerden alacağımız sevaplardan faydalanması yönünde dua ederek sevabı paylaşmak isteyebiliriz. Ama diğer türlü ıskat ve devir işlemi Kuran ve ayetlerde, hadislerde yoktur. Devir kelimesi de geçiyor o da başka şekilde uygulanmaması gereken bir durumdur. Devirde ölen kişinin yerine aldım verdim kabul etti diyerek ölen kişiden alınan az parayı çokmuş gibi kabul etmek durumudur. Bu da dinimizde yoktur. Herkes kötü niyetle gerçekleştirmiyor ama kötü niyete yoranlar da oluyordur. Müslüman kardeşlerimize tavsiyemiz bunlardan uzak dursunlar” dedi.

Ölü doğan çocuğun cenaze namazının kılınmadığını aktaran Müftü Yardımcısı Çelikoğlu, cenaze namazını mükellef olan herkesin kılabileceğini söyleyerek, “Kadınlar ve çocuklar da katılabilir. Kadınlar erkeklerin arkasında durarak iştirak edebilirler. Bir Kişi dahi kılsa cenaze namazı kılınmış olur. Bazı yerlerde illa yemek verilecek diye algı var. Bu da doğru değildir mecburi değildir cenaze yakınının yemek vermesi, dinde yeri yoktur ama isteyen yapabilir. Cenaze yakınlarının ya da komşuların da uzaktan gelenlerin karınlarını doyurmaları gerekir. Ama bunlar dinin zorunluluğuymuş gibi gösterilmesin. Peygamber efendimiz intihar eden kişinin cenaze namazını kıldırmamış ve kılmamış. Amacı ne kadar günah olduğunu anlamalarını istemiş. Sahabeyi kiram kılınca da müdahale etmemiştir. Kılınmaz diye bir ibare yoktur. İntihar günahtır ama namazı kılınır” ifadelerini kullandı.