YEREL
Giriş Tarihi : 27-08-2021 12:55   Güncelleme : 27-08-2021 12:55

“ZİNCİR MARKETLER KIRTASİYE ÜRÜNÜ SATMASIN”

Okulların açılmasına çok az bir zaman kalmasına rağmen kırtasiyelerde henüz hareketlilik yok.

“ZİNCİR MARKETLER KIRTASİYE ÜRÜNÜ SATMASIN”

Covid-19 salgını nedeniyle 2 yıldır ara verilen yüz yüze eğitim 6 Eylülde başlayacak. Okulların açılmasındaki gelişmeleri yakından takip eden kesimlerden biri de uzun süredir iş yapamayan kırtasiye esnafı. Yeni eğitim dönemine 10 gün kalmasına rağmen bekledikleri hareketliliğin olmadığına dikkat çeken esnaf,  bu durgunluğun en büyük etkeninin kırtasiye malzemelerindeki iki kat oranında fiyat artışlarının olmasına ve ulusal marketlerin de kırtasiye ürünü satmasına yoruyor.

Artvin’de 30 yıldır kırtasiyecilik yapan Tahsin Arslan, esnaflık hayatı boyunca son iki yıldır gelen zamları ve bu pahalılıkta ürünlerin kalitesinin bu kadar düştüğünü görmediğini vurgulayarak, “daha önceleri her şey kaliteliydi. Gelen defter, kalem kaliteliydi son iki yıldır hem pahalılaştı hem de mallar adileşti. Şu ana kadar satışlarımızda hareketlilik yok kimse ne yapacağını bilmiyor, kimsenin önü açık değil. Okulların açılıp açılmayacağına dair garanti yok. Veli de kendini geri çekiyor. Biz kırtasiyeciler olarak hazırlığımızı yaptık bekliyoruz” dedi.

“Çekler Elimizde Patladı”

Pandemi sürecinde cebindeki tüm birikimi kullanmak zorunda kaldığını söyleyen kırtasiyeci Tahsin Arslan, “Pandemi başlamadan önce biz kırtasiyeciler olarak toptancıdan alışverişimizi yapmıştık. Çeklerimizi senetlerimizi verdik hastalık başladı okullar her taraf kapandı bizimde çeklerimiz senetlerimiz patlamaya başladı. Ben şahsen yaklaşık 20 ayda her ay 15 bin lira cebimden para verdim. Bütün kazancımda oydu zaten. Öyle geçinmeye çalıştık senetler çekler aksamasın diye. Sanıyorum kirasını ödeyemeyen evine ekmek götüremeyen çok insan var. Buna kırtasiyeci esnafı da dâhil ama çoğu esnaf da böyle” şeklinde konuştu.

“Herkes Kendi İşini Yapsın”

Salgın tedbirleri neticesinde alınan kararla kapanan esnafın büyük zararı olduğuna dikkat çeken Arslan, küçük esnafın kapanması büyük zincir marketlerin açık olmasının büyük adaletsizlik olduğunu belirterek, “Şöyle düşünün ki ben kırtasiyeciyim aynı kalemi defteri satıyorum ama bana yasak dükkânım kapalı. Fakat bir alışveriş merkezinde veya ulusal markette satışların hepsi serbest çok rahatça satabiliyorlar. Benim kapanmamda benim esnaf olmamda ne mana var. Zaten Türkiye'de adalet olmadığına inanıyordum bu durumda kanıtladı. Artvin gibi 30 bin nüfuslu küçük bir ilde 24 tane ulusal market var. 24 marketin tümünde kırtasiye bölümü var. Benimle onun yarışabilmesi için boyumun biraz büyük olması lazım böyle bir şey de mümkün değil. Söylemekle olacak iş değil ama yeter artık herkes kendi işini yapsın. Ulusal marketin elbise satmakla kırtasiye satmakla ne ilgisi var. Herkes kendi işini yapsa daha iyi olur. Ulusal marketler varken kırtasiye esnafının ayakta durabileceğini sanmıyorum. Artvin’de 7 kırtasiye kitapçı oldu bunun yanında 24 tane ulusal market var. Ben 10 liralık bir şey alıyorum ulusal market bin liralık alıyor, o 3 liraya alıyor ben 5 liraya aradaki fark çok büyük olduğu için onlarla yarışma şansımız olmuyor. İnanın malları çok adi. Çocuğun eline vermeye korkarsınız. Vatandaş ya bunu bilmiyor ya da ucuz olduğu için talep ediyor. İnanın çocuk boyaları ağzına sürdüğü zaman zehirlenir. Kendilerine dikkat etsinler tanınmamış bilinmeyen markaları almasınlar” diye konuştu.

Okulların açılıp açılmayacağı konusunda hâlâ tereddüt yaşadığını aktaran Tahsin Arslan, endişesini şu ifadelerle dile getirdi: “Öğrenciler yavaş yavaş gelmeye başladı ama işte okulların açılıp açılmayacağına kanaat getiremiyorum. Yüzde 70 açılacaksa yüzde 30 tehlike var. Her gün yaklaşık 200 kişinin öldüğü bir ülkede milli eğitim okulları nasıl açacak. Öğretmenlerin en az yarısı aşılanmamış. Gelen talebenin yüzde 80’i aşılanmamış şayet çare aşı maske mesafeyse bunu nasıl koruyacaklar, uygulayacaklar bilmiyorum. Ama şu var ki bir nesli kaybettik çünkü 3’üncü sınıfa geçen bir talebenin okuma yazması yok”

“Elimizdeki Malları Çıkarmaya Bakacağız”

Bu sene toptan alışveriş yapmadığını önceki seneden ellerinde çok fazla mal olduğunu aktaran Arslan, fiyatların bu kadar artmasının nedenini denetimin olmamasına bağlayarak “Kırtasiyeler her yıl iki kere fuar yaparlar gidip alışverişlerini tamamlarlar. Bu sene alışverişimizi yaptık ama bu yıl ben fuara gitmedim çoğu esnaf arkadaşımız da gitmedi. Çünkü iki yıl evvel aldığımızı satmadık daha. Onların üzerine koyduk ama onlarla idare edeceğiz. Daha sonra okullar açılırsa ihtiyaç duyarsak toptancılarda mal dolu kimse almamış oradan tedarik edebiliriz yapacak bir şey yok. Fiyatlar pandemide tam 2 kat arttı. Bir kalemi 1 liraya verirken 3 liraya vermek zorundasın, bir silgi 2 buçuk liraydı 4 lira oldu, bir defter 7 liraydı 11 buçuk lira oldu. Haddinden fazla pahalılık var önüne nasıl geçilecek bilmiyorum. Denetimler de sıkı değil. Bir devlet adamı gelip bana sormuyor denetimci bunu neden böyle satıyorsun diye bana sorduğu gibi toptancıya da sormadı lazım. Ama şu ana kadar hiç yok. Denetimler eskiden maliyeciler belediye personeli zabıta ile gelirdi etiketlere bakarlardı ama şimdi serbest piyasaya geçince her şeyi bıraktılar. İstersen 3 liralık malı 5 liraya ver istersen bedava ver kimsenin umurunda değil. Oto kontrol kesinlikle yok. Vatandaş isyan ediyor. Arada ezilen vatandaş oluyor. İnanın bir zarf alamayacak insanlar var bunların talebesi var” dedi.

Kaliteyi ucuza alamazsın

Kırtasiye malzemelerinin kalitesinin önemine değinen Tahsin Arslan,  vatandaşların ürün alırken kalite standartlarına dikkat etmeleri konusunda uyararak, “30 yılımı bu iş için harcadım gerçekten bu kırtasiye işini iyi biliyorum diyebilirim. Türkiye'de belli başlı markalar var. Eskiden beri Türkiye'de satılan markalar var. Yeni markalar kötü demek istemem ama bunların ikinci el üçüncü el boyası var. Bir insan 20 kalemi alıp bir saate çocuğun elinde açıp bitiriyor bazı marka da var ki bir tane alıp bir ay kullanıyor. Onun için marka çok önemli. Bu markalar belli başlı markalar herkes bilir. Kırtasiyeye gittiklerinde şu markayı ver dediklerinde kârlı çıkarlar. Çocuklarımızın sağlığı için bu çok önemli. Öyle boyalar, oyun hamurları var ki çocuk ağzına alsa zehirlenir. Ama öyle markalar var ki buğday unundan yapılan hamurları var boya katılmış oldukça sağlıklı. Vatandaşların kırtasiye ürünü alırken bunlara dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Her şeyden önce çocuklarımızın sağlığını düşünmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

HATİCE DİLER