TYT Genel Provası Yapıldı TYT Genel Provası Yapıldı

DİSK, 1 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanındaki sınıf kardeşlerimizle beraber demokrasiye, adalete, özgürlüğe, eşitliğe, barışa ve kardeşliğe dair umutlarımızı ve taleplerini haykıracak. Bilgin, Artvin halkını 1 Mayıs’ta saat 12’de Atapark’a davet etti.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk 1 Mayıs’ı Türkiye için önemli bir dönemeçte kutlanacağını belirten Bilgin, “Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda buluşacak, ekmeğimizin her gün küçülmesine, adaletin terazisinin tamamen bozulmasına, en temel hak ve özgürlüklerimizin gasp edilmesine hep bir ağızdan dur diyeceğiz” dedi.

Evlerinden, işlerinden, mahallelerinden, sokaklarından yola çıkıp, el ele vererek 1 Mayıs alanına yürüyecek olan işçiler, emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar, çocuklar başı dik, alnı ak bir biçimde hakkını hukukunu savunacağını aktaran Bilgin, Artvin halkını 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamak için Atapark’a davet etti.

Bilgin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Ülkeyi yönetenler sorunun değil çözümün bir parçası olmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan’ın iki gün önce Türk İş Genel Merkez’inde ifade ettiği gibi, -kelimesi kelimesine aktarıyorum-,  “1 Mayıs’ı, her yıl dönümünde, huzursuzluk gününe çevirmek isteyenler, çözümün ve uzlaşmanın değil; sadece sorunun bir parçası olmayı bilinçli bir şekilde tercih etmektedirler.”

Evet iktidar hukuk dışı bir yasakla 1 Mayıs’ı huzursuzluk gününe çevirme inadından artık vazgeçmeli, Çalışma Bakanı da bu konuda inisiyatif almalıdır.

2013 yılından beri Anayasa başta olmak üzere hukuku ayaklar altına alan, bugünü bir huzursuzluk gününe çeviren bilinçli tercihten, Taksim’i işçiye kapatma hukuksuzluğundan vazgeçilmelidir.

Bu çağrımızı ve yılın 365 günü bu ülke için alınteri dökenlerin, emek verenlerin yılın bir gününde kendi bayramlarını nerede kutlayacaklarına dair iradesine saygı duyulması talep ediyoruz.

Whatsapp Görsel 2024 04 30 Saat 14.38.05 1B4709C6

Bizler, işçiler, emekçiler, emekliler bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Bizler üretiyoruz, bizler çalışıyoruz, bizler bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini emeğimizle var ediyoruz ve insanca yaşamayı hak ediyoruz.

Yüksek enflasyon yüzünden her gün ama her gün yoksullaşıyoruz.

Tüm dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye gıda enflasyonunda açık ara birinci.

Bankalar, holdingler, şirketler karlılık rekorları açıklarken bizler yoksullaşıyoruz.

Biz işçilere, emekçilere, emeklilere IMF’nin desteklediği “kemer sıkma” politikaları dayatılırken, zengin daha hızlı zenginleşiyor.

Çalışanlar açlık sınırının bile altındaki asgari ücrete mahkûm ediliyor. Emeklilere bir asgari ücret bile çok görülüyor.

Bu da yetmezmiş gibi vergi yükü hep işçinin, emekçinin, emeklinin sırtında. Sermaye ise keyfine göre vergi veriyor bir gecede vergileri sıfırlanıyor, affediliyor.

Yetmiyor! Zaten kuşa döndürdükleri kıdem tazminatımıza bile göz dikiyorlar.

Oysa biz çok çalışıyoruz, çok üretiyoruz. Dünyanın en uzun çalışma saatleri Türkiye’de. Üstelik iş cinayetleriyle, meslek hastalıklarıyla cebelleşiyoruz.

Türkiye dünyada işçi haklarının en kötü olduğu 10 ülke arasında.

Yılın 365 günü yok sayılan, hakları gasp edilen bizlerin 1 Mayıs’ta dahi irademiz tanınmıyor.

1 Mayıs 2024 öncesinde ve sonrasında asla vazgeçmeyeceğimiz ve gerçekleşmesi için her türlü sosyal diyaloğa hazır olduğumuz “samimi icraat” başlıkları şunlardır.

Anayasa Mahkemesi kararıyla da tescillenen Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu hakikatine saygı gösterilmeli; her işçinin 1 Mayıs alanında olabilmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Asgari ücret acilen en az gıda enflasyonu ve büyüme oranı kadar artırılmalıdır.

Üst gelir gruplarına hitap eden lüks ve özel tüketim dışındaki tüm mal ve hizmetlerde KDV-ÖTV düşürülmeli, temel tüketim mal ve hizmetleri için sıfırlanmalıdır.

Gelir vergisi ilk dilimi ücretliler için %10’a düşürülmeli, vergi dilimleri yükseltilmeli, kar rekorları kıran şirketler için kurumlar vergisi artırılmalıdır.

En düşük emekli aylığı en az asgari ücret düzeyine yükseltilmeli ve tüm emekli aylıkları bu oranda artırılmalı, EYT düzenlemesindeki adaletsizliklere son verilmelidir.

Türkiye’nin işçi haklarında en kötü 10 ülke arasında olması ayıbına son verilmeli, sendikal hakların kullanımının önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

Editör: ALİ ERAY ÇELİK