Festival alanında sergilenen el emeği ürünler, geçmişten günümüze aktarılan zanaatların izlerini taşırken, zanaatkarların üretim süreçleri de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Festivalde kendi el emeğiyle hazırladığı hasır sepet, sandalye ve farklı örme ürünleri sergileyen Hayrettin Başköse, yıllardır sürdürdüğü zanaatla hem baba mesleğini yaşatıyor hem de geleneksel el işçiliğini gelecek kuşaklara aktarıyor.
Sandalye örme ve sepet yapımını babasından öğrendiğini belirten Başköse, zaman içerisinde kendi deneyimleriyle geliştirdiği bu işi yaklaşık 15 yıldır sürdürüyor. İlk olarak boş zamanlarını değerlendirmek ve hobi amacıyla başladığı el sanatlarını, çevresinden gelen talepler üzerine zamanla ticarete dönüştüren Başköse, bugün çalışmalarını kendi dükkânında sürdürüyor.
Başköse, zanaata başlama sürecini anlatırken, “Sandalye örmeyi babamdan öğrendim. Babam sandalye yapmıştı, ben de ondan öğrendim. Daha sonra kendim geliştirdim. Tamamen el işçiliği” ifadelerini kullandı.
Hobiden Ticari Üretime
Başköse, ilk dönemlerde boş zamanlarında yaptığı ürünleri dükkânının önünde sergilediğini ve çevresinden gelen “Satmaz mısın?” şeklindeki talepler üzerine üretimlerini satışa sunduğunu belirtti.

Atatürkçü Düşünce Derneği Arhavi Şubesi’nden “Özgün Video” Yarışması
Atatürkçü Düşünce Derneği Arhavi Şubesi’nden “Özgün Video” Yarışması
İçeriği Görüntüle

0Ea69203 53F9 4638 B4Cd 6Af03B252B2D
Başlangıçta farklı bir işle uğraşırken zamanla tamamen el sanatlarına yöneldiğini anlatan Başköse, yaklaşık 15 yıldır sepet, sandalye ve çeşitli örme ürünler ürettiğini ifade etti.
Kendisine ilham veren bir ürünü gördüğünde aynısını yapabildiğini belirten Başköse, el işçiliğine dayalı üretiminde farklı ürünler ortaya çıkardığını söyledi. Sandalye ve sepetlerin yanı sıra masa, çamaşır sepeti ve çeşitli dekoratif ürünler de üreten Başköse, özellikle sarmaşık kullanılarak yaptığı yemek masasının Arhavi’de ilk kez kendisi tarafından üretildiğini belirtti.
Bir Sepetin Yapımı Bir Gün Sürüyor
Başköse’nin festival alanında sergilediği ürünler arasında özellikle fındık çubuğu ve sarmaşıktan yapılan sepetler dikkat çekiyor. Üretim sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten zanaatkar, kullanılan malzemelerin hazırlanmasından sepetin tamamlanmasına kadar birçok aşamadan geçildiğini ifade ediyor.
Başköse, tüm işlemlerin tek kişi tarafından yapılması halinde bir sepetin tamamlanmasının yaklaşık 1-2 gün sürdüğünü belirtiyor. Sandalye ve sarmaşıkla yapılan diğer ürünlerde ise işçilik süresinin iki ila dört gün arasında değişebildiğini ifade ediyor.
Meyve Toplama Sepetinin Minyatürü İlgi Görüyor
Sergide en fazla dikkat çeken ürünlerden biri ise meyve toplama sepetlerinin minyatür modelleri oldu. Geleneksel kullanım amacıyla üretilen sepetlerin küçük boyutlu örnekleri, daha çok dekoratif amaçla tercih ediliyor.

Başköse, bu ürünlerin özellikle süs amacıyla satın alındığını belirterek, kendisinin yaptığı en küçük örneklerin de ziyaretçiler tarafından ilgi gördüğünü ifade etti.
Zanaatkarın el emeği ürünleri arasında farklı boyutlarda sepetler, sandalyeler ve sarmaşıkla örülmüş çeşitli çalışmalar bulunuyor.
“El Sanatının Karşılığı Tamamen Yok”
Geleneksel el sanatlarının yoğun emek gerektirmesine rağmen ekonomik karşılığının yeterli olmadığını dile getiren Başköse, bir ürünün günler süren işçiliğinin fiyatlandırılmasının zor olduğunu söyledi.
Özellikle dört gün ve daha fazla sürebilen ürünlerde harcanan emeğin maliyete tam olarak yansıtılamadığını belirten Başköse, buna rağmen üretmeye devam ettiğini ifade etti.

24690209 Ebb1 4F47 9B55 B60316320Df7
“Ben boş duramıyorum. Boş duramadığım için boş zamanlarımı değerlendiriyorum” diyen Başköse, el sanatlarının yanı sıra arıcılıkla da ilgilendiğini belirtti.
Farklı Mesleklerden Sonra El Sanatlarına Yöneldi
Hayrettin Başköse’nin meslek hayatı ise yalnızca sepet ve sandalye yapımıyla sınırlı değil. Asıl eski mesleğinin yorgancılık olduğunu belirten Başköse, askere gidene kadar bu işi yaptığını, askerlik sonrasında ise inşaat sektöründe çalıştığını anlattı.
Bir dönem yurt dışında da çalışan Başköse, Suudi Arabistan’da dokuz yıl, Almanya’da ise yaklaşık 1,5 yıl kaldığını ifade etti. Daha sonra kendi dükkânını açmasıyla birlikte el sanatlarına ağırlık vermeye başladı.
Yaklaşık 15 yıldır sürdürdüğü üretiminde fındık çubuğu ve sarmaşık gibi doğal malzemeleri kullanan Başköse, babasından öğrendiği sandalye örme sanatını kendi deneyimleriyle geliştirerek farklı ürünlere dönüştürdü.
Arhavi 52. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali’nde açtığı sergiyle el emeği ürünlerini ziyaretçilerle buluşturan Başköse, geleneksel zanaatların yaşatılmasına katkı sunarken, yıllar içinde edindiği bilgi ve deneyimi de festival alanında sergilemeye devam ediyor.

Muhabir: Temel OKUR