Kilo vermekte zorlanmanın her zaman metabolizmanın yavaşlaması anlamına gelmediğini belirten Tekin, bazı durumlarda tiroit fonksiyonlarının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Tiroit hormonları metabolizmayı etkiliyor

Boynun ön kısmında bulunan kelebek şeklindeki tiroit bezinin, vücudun enerji kullanımını ve metabolik faaliyetlerini düzenleyen hormonları ürettiğini aktaran Tekin, tiroit hormonlarının yalnızca vücut ağırlığını değil, enerji harcaması, ısı üretimi, kalp-damar sistemi, kaslar ve diğer organların çalışma hızını da etkilediğini söyledi.

Tiroit bezinin yeterli hormon üretememesiyle ortaya çıkan hipotiroidinin kilo yönetimini zorlaştırabileceğini belirten Tekin, düşük tiroit hormonu düzeylerinin bazal metabolizma hızını azaltabildiğini ifade etti.

Hipotiroidide kilo artışının tamamı yağ değil

Hipotiroidide enerji kullanımının azalmasının kilo kontrolünü etkileyebildiğini belirten Tekin, ancak ortaya çıkan kilo artışının tamamının yağ dokusundan kaynaklanmadığının altını çizdi.

Tiroit hormonlarının azalmasıyla vücutta tuz ve su tutulumu meydana gelebileceğini aktaran Tekin, bu nedenle hipotiroidiye bağlı kilo artışının önemli bir bölümünün sıvı tutulumu ile ilişkili olabileceğini söyledi.

Tekin, bu nedenle “Tiroitim yavaş, bütün kilom yağdan oluşuyor” şeklindeki değerlendirmenin doğru olmayacağını ifade etti.

“Hipotiroidi varsa kilo vermek imkânsız değil”

Hipotiroidinin tedavi edilmesiyle birlikte tiroit hormonlarının normal seviyelere gelmesinin kilo yönetimi açısından önemli olduğunu belirten Tekin, hipotiroidisi tedavi edilmiş kişilerin kilo alma veya verme kapasitesinin genel olarak tiroit sorunu olmayan kişilerden farklı olmadığını söyledi.

Sürekli yorgunluk, üşüme, kabızlık, cilt kuruluğu, saçlarda değişiklik, halsizlik ve açıklanamayan kilo artışı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Tekin, bu tür durumlarda doktor değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.

Öte yandan her kilo verme probleminin tiroit kaynaklı olmadığını vurgulayan Tekin; uyku düzeni, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları, yaş, stres, kullanılan ilaçlar ve toplam enerji alımının da vücut ağırlığını etkileyebileceğini söyledi.

“Tek tip tiroit diyeti yok”

Hipotiroidisi bulunan herkesin uygulaması gereken tek bir “tiroit diyeti” olmadığını belirten Tekin, temel hedefin yeterli ve dengeli beslenmek, gerekli mikrobesinleri karşılamak ve kişinin hedeflerine uygun sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmak olduğunu ifade etti.

Beslenme planında sebze ve meyveler, yeterli protein kaynakları, tam tahıllar, baklagiller ve uygun miktarda sağlıklı yağların bulunabileceğini belirten Tekin; balık, yumurta, süt ve süt ürünleri, et ve baklagillerin de önemli besin kaynakları arasında yer aldığını söyledi.

İyot kullanımında “fazlası da sorun”

Tiroit hormonlarının üretiminde iyodun önemli bir mineral olduğunu belirten Tekin, ancak iyotun fazla tüketilmesinin de tiroit açısından sorun oluşturabileceği konusunda uyardı.

İyot eksikliğinin tiroit hormonlarının üretimini olumsuz etkileyebildiğini belirten Tekin, buna karşılık yüksek miktarda iyot alımının bazı kişilerde hipotiroidi veya hipertiroidi gibi tiroit fonksiyon bozukluklarına yol açabileceğini ifade etti.

Bu nedenle özellikle tiroit hastalığı bulunan kişilerin doktor önerisi olmadan yüksek doz iyot veya yoğun iyot içeren deniz yosunu ürünleri gibi takviyeler kullanmaması gerektiğini vurguladı.

Selenyum ve mikrobesinler

Tiroit hormonlarının metabolizmasında selenyumun yanı sıra demir ve çinko gibi çeşitli mikrobesinlerin de rol oynadığını belirten Tekin, bunun herkesin gelişigüzel vitamin ve mineral takviyesi kullanması gerektiği anlamına gelmediğini söyledi.

Selenyumun tiroit hormonlarının metabolizmasında önemli görevleri bulunduğunu aktaran Tekin, ancak selenyum takviyesinin herkes için gerekli olduğuna ilişkin genellenebilir bir önerinin bulunmadığını belirtti.

Guatrojen içeren besinlere dikkat

Tiroit hastalıklarında sıkça gündeme gelen guatrojenlere de değinen Tekin, bazı besin ve bileşiklerin tiroit hormonlarının üretimini veya iyodun tiroit tarafından kullanılmasını etkileyebildiğini söyledi.

Lahana, brokoli, karnabahar, kara lahana, Brüksel lahanası ve şalgam gibi turpgiller ailesindeki sebzelerin bu kapsamda değerlendirilebildiğini belirten Tekin, ancak bu besinlerin sağlıklı beslenmeden tamamen çıkarılmasının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etti.

Tekin, özellikle hipotiroidisi bulunan kişilerin yeterli iyot alımını sağlaması, sebzeleri dengeli şekilde tüketmesi ve aşırı miktarda çiğ tüketimden kaçınmasının daha uygun bir yaklaşım olduğunu belirtti.

En az 41 yıllık evliliklere ücretsiz sağlık taraması: '41 kere maşallah'
En az 41 yıllık evliliklere ücretsiz sağlık taraması: '41 kere maşallah'
İçeriği Görüntüle

İnternetteki “tiroit diyeti” önerilerine dikkat

İnternette tiroit hastalıklarıyla ilgili çok sayıda beslenme önerisinin bulunduğunu belirten Tekin, “Gluteni tamamen bırak”, “Lahanayı asla yeme”, “İyot takviyesi kullan” veya “Şu bitki tiroitleri hızlandırır” gibi genellemelerin herkes için geçerli olmadığını söyledi.

Özellikle kilo vermek amacıyla doktor kontrolü dışında tiroit hormonu veya yüksek doz takviye kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Tekin, fazla tiroit hormonu kullanımının çarpıntı, kalp ritim problemleri, kas ve kemik kaybı gibi ciddi yan etkilere yol açabileceğine dikkat çekti.

Dengeli tabak modeli öne çıkıyor

Hipotiroidisi bulunan bireylerde beslenmenin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Tekin, genel olarak dengeli bir tabak modelinin uygulanabileceğini söyledi.

Bu kapsamda tabağın önemli bir bölümünde sebzelere, yeterli miktarda protein kaynağına, kişinin enerji ihtiyacına uygun tam tahıl veya diğer karbonhidrat kaynaklarına ve ölçülü miktarda sağlıklı yağlara yer verilebileceğini belirtti.

İyot, demir, selenyum ve çinko gibi mikrobesinlerin yeterli alınmasının önemli olduğunu ifade eden Tekin, ancak ihtiyaçların kişiden kişiye değişebileceğini ve bu nedenle herkese aynı takviye programının uygulanamayacağını söyledi.

“Tartıdaki rakamdan önce nedeni araştırın”

Kilo vermekte zorlanan kişilerin kendilerini hemen “metabolizmam bozuk” şeklinde değerlendirmemesi gerektiğini belirten Tekin, öncelikle sorunun altında yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini ifade etti.

Tiroit hormonlarının düşük olması durumunda enerji harcamasının azalabileceğini ve kilo kontrolünün zorlaşabileceğini belirten Tekin, hipotiroidinin tedavi edilmesiyle birlikte tiroit fonksiyonlarının normale dönmesinin önemli olduğunu söyledi.

Tekin, sözlerini şöyle tamamladı: “Belki de ‘Neden kilo veremiyorum?’ sorusu kadar ‘Tiroitlerim nasıl çalışıyor?’ sorusunu da sormak gerekiyor. Tartıyla savaşmak yerine vücudun verdiği sinyalleri dinlemek, gerektiğinde doktor ve diyetisyen desteği almak ve bilimsel bilgiler ışığında sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmak, sağlıklı kilo yönetiminin daha sağlam bir başlangıcıdır.”

Muhabir: Ayşe ÖZDER