ARTVİN

“Köylü milletin efendisidir ama o efendiliği bırakmadılar”

Çiftçiliğin sorunlarını anlatan Kadın üreticisi Hülya Dokur, üretimin kalkınması için köye göçün sağlanılacak çalışmaların başlatılması gerektiğini söyledi

Abone Ol

Her hafta pazartesi günü Artvin Belediyesi Hizmet Binası Önündeki alana kurulun halk pazarında ürettiği ürünleri satan Hülya Dokur yaptığı açıklama yaptı. Üretimin artması için köylerin geliştirecek ve köye göçü sağlayacak çalışmaların yapılması gerektiğini belirten Dokur “Eğer köylünün kalkınmasını istiyorsanız ilk olarak köy okulları açılması gerekiyor ve köydeki çiftçisi, üretici, arıcısı hep bir araya toplayarak vali ile köylüleri sorunları konuşulacak. Köye dönüş için çalışmalar yapılması gerekiyor. Köyde üretim yapan çiftçilere sigorta bağlatılması gerekiyor. Son olarak da köyün okulundan sağlık ocağına kadar tüm altyapısı yapılması gerekiyor. Bu durumda ise köye geri dönüş olur ve üretim kalkınır.” İfadelerini kullandı.

Pazar alanına bakınca hiç Pazar yerine benziyor mu? Yok, çünkü kimse yok. Ürünlerimizi getirdik, taze fasulyemizi getirdik, köy yumurtamızı getirdik, zeytinimizi getirdik ama burada alacak müşteri yok.

Müşteri seçimlerde sandığa bayram havasında gidiyor ama buraya gelince bizlere bu niye pahalı diye tepki gösteriyorlar. Bu ekonomik kriz de en çok kadınlar etkileniyor. Çünkü emekli maaşı ile üç çeşit yemeğidir, salatasıdır, içeceğidir bunlara yetmiyor. Benim eşim emekli öğretmendir. Evim de var ama lüks hayatım yok.

Kızımızın geleceği için uğraşmak zorundayız. Bir emekli maaşı ile bunlar olmayacağı için üreticilik yapıyoruz, temelden üretiyoruz ve kimsenin eline bakmıyoruz. Atatürk’ün de dediği gibi “Köylü milletin efendisidir” ama o efendiliği bırakmadılar.

Birinin çıkıp benim kabahatim diyeni duymadık. Şu anda ekonomik olarak darda. 2 bin liraya emekli ikramiyesi veriyor ama milletvekilleri aldıkları maaşa bakın böyle olmaz. Vekilleri seçen halk, gerçek halkın derdine derman olsun diye seçiyor. Koltuğa, saray yerleş diye seçmedi. Seçim zamanı gelip sırtımızı sıvazlanıyor ve dediklerinizi yapacağız  diyorlar ama seçim bittikten sonra gittiler. Halk gerçekten zor durumda ama herkes üç maymunu oynuyor.

Üretici kadın olarak sabahın dördünde kalkıyorum akşam gece ezanında bahçeden çıkıyorum. Haftanın iki günü de buradayım. Şu ana pazara geldiğim zaman eli iş tutan, tutmayan, çalışmayan, evde oturan kadından da azar işitiyoruz. Niye böyle oluyor çünkü fiyatlardan dolayı. Bu fiyatlar niye pahalı diye. Acaba bu durumun sorumlusu ben miyim. Kadınlara verilen hiçbir hakka razı olmayalım, Avrupa düzeyinde bir yaşam istiyoruz. Çocuğumuzla, eşimizle, dostluğumuzla tatile gidemiyoruz. Köyümüze giderken benzin her gün bir sorun yaşıyoruz. Bu sorunlar giderilmedikten sonra tuzum kuru diyip çekilirsen bunun sonucunu Türkiye olarak göreceğiz.

Eğer köylünün kalkınmasını istiyorsanız ilk olarak köy okulları açılması gerekiyor ve köydeki çiftçisi, üretici, arıcısı hep bir araya toplayarak vali ile köylüleri sorunları konuşulacak. Köye dönüş için çalışmalar yapılması gerekiyor. Köyde üretim yapan çiftçilere sigorta bağlatılması gerekiyor. Son olarak da köyün okulundan sağlık ocağına kadar tüm altyapısı yapılması gerekiyor. Bu durumda ise köye geri dönüş olur ve üretim kalkınır. Son olarak kadın olarak kapalı kapıların ardında kalmaktansa üretici olalım, topluma faydalı olalım, kendimize faydalı olalım.”

Ali Eray ÇELİK