Hopa’da Festival Rüzgarı: 18 Günlük Kültür Sanat Buluşması Başlıyor
Hopa’da Festival Rüzgarı: 18 Günlük Kültür Sanat Buluşması Başlıyor
İçeriği Görüntüle

Yürüyüş boyunca çeşitli sloganlar atan grup, Hopa Parkı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasında, Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Türkiye’nin izlediği politikalara yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Basın açıklamasında, NATO’nun ve ABD’nin uluslararası politikalarına yönelik eleştirilerde bulunuldu.
Açıklamada, “NATO’nun Ankara’da gerçekleştireceği 26. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne sayılı günler kaldı. Türkiye’yi yönetenler zirveye ev sahipliğine pek hevesli… Elbette misafirperverlikten değil ABD emperyalizminin yeni stratejik yönelimlerine uyum sağlamak ve konum almak için sahip oldukları hevesten kaynaklı.
Suriye’yi, Libya’yı, Filistin’i, Lübnan’ı, Yemen’i, Ukrayna’yı kan gölüne çeviren ABD ve onun emlak patronu, Epstein’ci başkanı NATO üzerinden yeni planları hayata geçirmeye hazırlanıyor. Dünyanın dört ABD, NATO içinde yük paylaşımını arttırmak, ABD çıkarları için dünyanın silahlandırılmasında Türkiye’yi bir silah üretim merkezi haline getirmek, kendi askeri yığınağı için topraklarımızı kullanmak istiyor. Saray iktidarı isteklere cevap vereceğini garanti etmek adına şimdiye kadar birçok adım attı. Adana ve İstanbul Boğazında yeni kolordular, İtalya’ya ait SAMP/T hava savunma sisteminin “NATO Daimi Savunma Planı kapsamında” Konya’da 3. Ana Jet Üssü’ne yerleştirilmesi gibi gelişmeler ABD’nin yeni askeri yığınağının parçası. Saray iktidarı buna ortak olarak NATO’da merkezi bir pozisyon tutma hedefini önüne koyuyor. Bunun tercümesi dünyayı işgal ve sömürgecilik temelinde talan eden, yeni savaşlara yol açan emperyalist saldırganlığın önemli bir parçası olmaktır.

B5A2A1D2 B7A5 449B 930F 08865Fcc0364
Ankara’nın bütün yollarının kapatılması, normal zamanda yapılmayan çevre düzenlemelerinin NATO’culara kendini beğendirmek için adeta bir makyaj misali ortaya çıkması, halkın yaşadığı evlerden utandıkları için önlerinin panolarla kapatılması ve Saray’da süren hazırlıklar… Hiçbiri de sömürgeci efendilerini ağırlamaya hazırlanan bir sömürge valisinin icraatlarından farklı değil. İktidar, kendince NATO'ya karşı çıkmak, itiraz etmek suçmuş gibi yüzlerce yurttaşı olağan şüpheli torbasına atıp gözaltına alıyor. Hem de gece yarısı ya da sabaha karşı evlerin kapılarını kırarak, uzun namlulu silahlarla ev basarak. Tamamen anayasal haklarını kullanan yurttaşların önüne katıldığı protesto yürüyüşleri, basın açıklamaları, madencilere destek eylemleri ve hatta kuş cenneti/doğa gezileri birer suçmuş gibi getiriliyor. Gözaltına alınan ve tutuklananlar arasında 65 yaş üstü ve sağlık sorunları olan birçok yurttaş da bulunuyor. Tüm bu gözaltı ve adliye süreçlerinde yurttaşların ilaçlarını almaları dahi engelleniyor. Tutuklananların hapishanede aynı sorunları yaşamayacağının ve dolayısıyla sağlık sorunlarının artmayacağının garantisi yok. Üstelik henüz savcılığa çıkartılmamış ve gözaltında bulunan onlarca yurttaş var. Operasyonlar ve tutuklama saldırıları devam ediyor. Onlar işbirlikçiliğini kanıtlamak için ne kadar hevesliyse bu topraklarda yaşayan, yaşadığı toprakları seven, bu topraklarda insanca ve güvenceli bir şekilde yaşamak isteyen milyonlar da başta Saray iktidarı olmak üzere sömürgecilerin ayağımıza doladığı bağlardan kurtulmakta o kadar hevesli. Anadolu'nun yüzyıllardır korunan, gelecek kuşaklara sağlıklı ve yaşanabilir biçimde bırakılması gereken doğal zenginlikleri, başta Karadeniz olmak üzere sömürge tipi madencilik faaliyetlerinin ağır tehdidi altındadır. Emperyalist sermaye ve onun yerli işbirlikçileri, kısa vadeli kâr uğruna ormanlarımızı, derelerimizi, yaylalarımızı ve tarım alanlarımızı talan ediyor. Topraklarımız elimizden alınırken doğamız zehirleniyor, yaşam alanlarımız geri dönülmesi güç biçimde tahrip ediliyor. Bugün doğayı savunmak yalnızca çevreyi değil; yaşamı, geleceğimizi ve halkın ortak mirasını savunmaktır. İşte tam da bu yüzden NATO Zirvesinin hazırlıkları kapsamında panikleyen iktidar potansiyel protestocuları, halkın sömürgecilere olan nefretini ifade edebilecek herkesi şimdiden suçlu ilan etmeye, gerçekliği olmayan gerekçelerle ve hukuksuz bir şekilde gözaltına almaya başladı. Temel hedefleri halkın emperyalizme sokaktan yükselecek itirazını engellemek, korku ve panik yaratmak, efendilerine de ne kadar kararlı olduğunu göstermektir. Ama unuttukları bir gerçeği biz hatırlatalım; yasaklamalara dayalı önlemlerin faydası yok! Büyük hevesle ağırlamaya hazırlandıkları misafirleri bu topraklara gelen işgalcilerdir, işbirlikçiler de bu işgalci ve sömürgeci güçlerin parçasıdır, ama biz bu toprakların halkıyız. Yasaklarla kuşattıkları kentlerin caddeleri, ara sokakları, mahalleleri bizi iyi tanır… Hangi ara sokak hangi meydana çıkar iyi biliriz, hangi mahallenin öfkesi işbirlikçilerin karşısına dikilir iyi biliriz… Uyarıyoruz! Emperyalist sömürgecileri misafir edeceklerin suçlarına ortak olmayın! Halkı yasaklarla kısıtlamaya, göz altılarla korkutmaya kalkmayın, bunun için atılan adımlara ortak olmayın. İşgalciler gelip geçicidir, kalıcı olan, her gün yaşam kavgasına giren, hakkı için mücadele eden, sokaklara çıkan ve memleketini işgalciye, sömürgeciye, işbirlikçiye karşı savunacak olan bu topraklarda yaşayan halktır.
Çağrı yapıyoruz; yaşadığımız toprakların Trump’ların, Elon Musk’ların, çokuluslu şirketlerin, savaş tekellerinin çıkarları için sömürülmesine itirazımızı yükseltelim. Bundan daha doğal, daha meşru bir hakkımız yok! Emperyalistleri de işbirlikçilerini de yenilgiye uğratacağımız tek yol bu topraklarda yükselteceğimiz mücadeledir” denildi.
Basın açıklaması, “Geçici olan onlar, biz bu topraklarda kalıcıyız çünkü bu toprakların sahibiyiz” ifadeleriyle sona erdi.

991E6A51 4026 4Bec A0C0 966090F00E39

Muhabir: Ümran KARA