Hopa’da yapılan yürüyüşün ardından grup adına basın açıklamasını okuyan özel öğretmen Seval Karabulut, Ankara’da öğretmenler tarafından başlatılan direnişin 10’uncu, açlık grevinin ise 9’uncu gününde olduğunu belirterek, öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti.
Karabulut, öğretmenlerin uzun süredir güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve mülakat mağduriyetleri nedeniyle mücadele verdiğini ifade ederek, “10 gündür gözümüz kulağımız Ankara’da. Öğretmenlerimizin direnişinde ve onlardan gelecek güzel haberde. Ancak açlık grevinin 9’uncu gününde öğretmenlerimizin bu koşullara mahkûm bırakılmasına karşı öfkeliyiz” dedi.
Basın açıklamasında eğitim alanında uygulanan politikaların öğretmenleri, öğrencileri ve velileri olumsuz etkilediği savunularak, öğretmenlerin hak arama mücadelesinin meşru olduğu vurgulandı.
Ankara’da gerçekleştirilen eylemlerde öğretmenlere yönelik müdahalelerin kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, “Patronların cebinden üç kuruş daha fazla para çıkmasın diye çırpınan iktidarın zaten açlık koşullarında, güvencesiz çalışan öğretmenlerimizi bir kez daha açlıkla baş başa bırakmasına öfkeliyiz. Bizler; veliler, öğrenciler, her meslek dalından işçiler, işsiz bırakılmış gençler, MESEM’lerde işçileştirilen çocuklar, ev içindeki emeği değer görmeyen kadınlar, çay üreticileri, yani bu memleketin her kesiminden emekçi halkı olarak öğretmenlerimizin yanındayız. Bir yandan piyasacı politikalarla eğitimi paralı hale getiren ve içini boşaltan, başka bir yandan eğitim emekçilerini güvencesiz koşullarla baş başa bırakanlar bu manzaranın sorumlusudur. Öğretmenlik mesleğini ayaklar altına almaya çalışan, öğretmenleri kölelik koşullarıyla baş başa bırakan, öğrencilerin geleceğini elinden alan, can güvenliğini sağlayamayanların karşısında öğretmenlerimizin en doğal, en haklı, en meşru taleplerini her yerden haykırmaya devam edeceğiz. Öğretmenlerin sesini her kısmaya çalıştığınızda, bu ses memleketin dört bir yanından yükselmeye devam edecek. Öğretmenlerimizin 14 Haziran’dan beri her yaptığı toplanma, açıklama, yürüyüş büyük bir polis saldırısıyla karşılaştı. Bu ülkenin öğretmenleri; yanında onlara destek olmak için gelen anneler, çocuklar, kalkanlarla itildi, yerlerde sürüklendi.
Ankara’da sendika binası önünde süren açlık grevi nöbetineönceki gün demokratik kitle örgütleri, gençlik örgütleri dayanışma gösterdi. Akşam saatlerinde sendika binası önünden Madenci Anıtı’na yapılacak olan yürüyüş polis tarafından engellenirken, 7 gündür aç olan arkadaşlarımız saatlerce polis ablukasında tutuldu, polisler tarafından tekmelendi, birçok arkadaşımız kalkanlardan başlarına aldığı darbelerden zarar gördü, yüzlerine biber gazı, portakal gazı sıkıldı. Ambulansların gelişi geciktirildi. Arkadaşlarımız darp edildiler, hastane çıkışında gözaltına alındılar. Öğretmenlerin en meşru hak arayışına karşı; Ankara Valiliği’nin, İl Emniyet Müdürlüğü’nün yetkisiyle, insanlık dışı bir saldırı yapıldı. Bu sistematik saldırı kabul edilemez. Öğretmenlerimize yapılan bu ağır işkenceyi kabul etmiyoruz, sessiz kalmıyoruz. NATO isimli eli kanlı emperyalist savaş örgütlerine sokakları açanların, sokakları öğretmenlere yasaklamasını kabul etmiyoruz.
Bugün Ankara’da arkadaşlarımız her şeye rağmen sendika önünde direnişlerine kararlı bir şekilde devam ediyor. Öğretmenin kararlı mücadelesini destekleyen binlerce insanın kalbi bu direnişle atıyor. Çünkü öğretmenlere dayatılan geleceksizliğin karşısında bizler de kaygı duyuyoruz. Çünkü özelleştirmelerle, patronların karına odaklı geliştirilen eğitim politikaları hem öğretmeni, hem öğrenciyi, hem veliyi, yani toplumun tamamını mağdur ediyor. Sorumlulara sesleniyoruz. Bizim Hopa’dan duyduğumuz sesi siz neden Ankara’da duymuyorsunuz? İki yüzlü politikalarınızdan bir an önce vazgeçin. Verdiğiniz sözleri tutun. Öğretmenlere işkence uygulamaktan, öğretmenlere sokakları yasaklamaktan vazgeçin.
Ayşen Gürcan; geçtiğimiz yıl öğretmenlere sorunlarının çözümü için sözler verdiniz. Milli Eğitim Komisyonu, Çalışma Bakanlığı, patron dernekleri ile yapılacak ortak toplantı için resmi yazıyla davet gönderdiniz. Sonra bu toplantıyı iptal ettiniz. Öğretmenleri bir yıl daha açlığa ve işsizliğe mahkum ettiniz. 1 haftadır tüm kamuoyunun duyduğu sesi duymazdan geliyor, direnişi görmezden geliyorsunuz. Milli Eğitim Komisyonu başkanı olarak 400.000 eğitim emekçisine, 1611 mülakat mağduru öğretmene karşı sorumluluğunuzu yerine getirin. Milli Eğitim Komisyonu’nu toplayın! Fettullah Güner; Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü olarak sorumluluğunuzu yerine getirin!
Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu üyeleri; binlerce özel okul patronunun üyesi olduğu ÖZDER’in, TÖDER’inyöneticileri, zincir okulların patronları; Ahmet Akça, İbrahim Taşel, Selçuk Pehlivanoğlu. Yüz binlerce öğretmenin hakkına girerek derinleştirdiğiniz büyük sömürüyü, öğretmenleri sürüklediğiniz geleceksizliği biliyoruz. Bütün bunların karşısında mücadele veren öğretmenlerimizle omuz omuzayız. Öğretmenlerimizin talepleri açık ve net! Bir kez de buradan, Hopa’dan bu sesi ve talepleri sıralıyoruz: Öğretmenlerin taban maaş hakkı sağlansın,
Kamuyla eşit özlük hakları olsun,
Mülakat mağduriyeti giderilsin, 1611 öğretmenin ataması yapılsın istiyoruz.
Milli Eğitim Komisyonu Toplansın, öğretmenlerin talepleri yerine getirilsin!
Biliyoruz ki, öğretmen kazanırsa işçiler kazanır, öğretmen kazanırsa çocuklar/gençler kazanır, öğretmen kazanırsa bugünümüz ve geleceğimiz kazanır. Biliyoruz ki, daha önce Ankara’yı direniş alanına çeviren öğretmenler mücadele dersini vermeye devam edecek.
Haklarımız için, eğitimin geleceği için direnen öğretmenlerle birlikte direniyoruz, zaferi de hep birlikte kutlayacağız.Hopa’dan Edirne’ye, Adana’dan İzmir’e, Sivas’tan Antalya’ya bu ses çoğalacak, büyüyecek ve patronlardan da iktidardan da haklarını söke söke alacak” ifadelerine yer verildi.
Basın açıklamasında, “Yaşasın sınıf dayanışması” ve “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları atıldı ardından oturma eylemi gerçekleşti.